demet
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Yunanca δεμάτιον (demátion, “bağ, deste”) sözcüğünden. Bu sözcük Eski Yunanca δέμα, δεματ- (déma, demat-, “bağ, deste, bohça, çıkın”) sözcüğünden +ion ekiyle evrilmiştir. Eski Yunanca sözcük Eski Yunanca δέω (déō, “bağlamak”) fiilinden +ma(t)° ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Hintavrupa Anadili tanıksız veya yeniden kurulmuş *deh₁- (*dē-) biçiminden evrilmiştir.
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]demet (belirtme hâli demeti, çoğulu demetler)




- Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ, bağlam.
- "Çiçeklikten bir demet maydanoz yolup geldi, sofradaki barbunya pilakisinin üstüne doğradı." - İnci Aral
- Aynı şeyin bir küme oluşturacak tarzda bir araya gelmiş biçimi; deste.
- "Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- (bitki anatomisi) Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.
- (anatomi) Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu.
- (fizik) Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu.
Çekimleme
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]bağlanarak oluşmuş deste
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "demet" maddesi
- Kubbealtı Lugatı: "demet"
- Nişanyan Sözlük'te: demet maddesi