close
İçeriğe atla

kol

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: köl, кол

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi قول, Eski Türkçe qol (qol).

Söyleniş

[düzenle]

kol (belirtme hâli kolu, çoğulu kollar)

İnsan kolu (1)
Elbisenin kolu , aşağıya sarkıyor. (2)
Renkli olan, makinenin kolu. (3)
Koltuğun sadece bir ucunda kol var. (4)
  1. (anatomi) İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm.
    • eş anlamlısı: dal
    • Yalnız Selim tek başına, küçücük boyu ile önde, iki kollarını kavuşturmuş son derece eğlenceli bir şey seyredenlerin çehresiyle konuşanlara bakıyordu.
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 305, Dergâh Yayınları
  2. (giyim) Giyside vücudun bu bölümünü saran parça.
    • Cama sinen soluğunu pijamasının koluyla silip yatağa uzandı, yorganı burnuna kadar çekip dizlerini karnında birleştirdi.
      — Semih ÖZTÜRK, 2018, Önce Dağlar Kar Tutacak, s. 34, Varlık Yayınları
  3. (mühendislik) Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça.
    • Manyetonun başında duran dar gelir­linin anlamsız camgözleri, gözlerinde. Eliyle manyetonun kolunu tutuyor, çevirmiyor.
      — Erdal Öz, 1983, 10. baskı, Yaralısın, s. 112, Can Sanat Yayınları
    • Eşim portakal sıkıyor. Makinenin kolunu indiriyor, kaldırıyor, yarım portakalı yerleştirip tekrar indiriyor.
      — Eylem ATA GÜLEÇ, 2024, Yanımda Kal, s. 69, Yapı Kredi Yayınları
  4. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça.
    • Nice sonra sokak uyanıp pencereler açıldığında, o çoktan Hayriyanım'ın pencerelerini silip ardına kadar açmış, yollukları silkip evin önündeki merdivenin koluna atmış olurdu.
      — Nalân KARADUMAN, 2009, Şeyler Denizi, s. 17, Kavis Kitap
  5. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri.
    • eş anlamlıları: branş, kısım, şube
    • Hem bağlama çalmada hem de şiir söylemedeki ustalığı, oluşturduğu âşık kolundan anlaşılmaktadır.
      — Talat ÜLKER, 2026, “Güzeller Bezenmiş Toya Gider”, Türk Dili, 890. sayı, s. 88
  6. İş ekibi, grubu:
    • Çarşamba günleri yapılan idare heyeti toplantıları bir (öğretmenler kurulu) manzarası halini alıyor. Başkan, Dil-Edebiyat Kolu başkanı, Kitapsaray kolu başkanı, Ar Kolu başkanı ve Spor Kolu başkanı hep öğretmen.
      — Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, s. 80, Ülkü Basımevi
  7. Sıra.
    • Yangın bir koldan Orta mahalleye, bir koldan da Rum mahallesine yürüdü.
      — Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, s. 55, Yordam Kitap
  8. (hayvan anatomisi)Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü.
    • Bifteğin, bonfilenin, kolun, sırtın en güzelini verir, çanta dolusu parayla kapatırmış dükkânı Nuri Usta'm bir zamanlar.
      — Özgür ÇIRAK, 2024, Biz de Yarın Güleriz, s. 33, İletişim Yayınları
  9. (bitki anatomisi) Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal.
  10. (müzik aletleri)Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü.
  11. (askeriye) kanat
    • Kolun önündeyse dört tank, ilk çağlar canavarlarının dört zırhlı örneği gibi ilerliyordu.
      — Hasan İzzettin DİNAMO, 1974, Kutsal İsyan 6, s. 191, May Yayınları
  12. (denizcilik) Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri.
  13. (polis) kolluk
     Lakin böyle kardan yolların örtüldüğü bu gecede, koldan korku yoktu. Rahatça eğlenebilirlerdi. R. H. Karay

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

kol atmak, kol kanat olmak, kol kanat germek, kol kırılır yen içinde kalır, kolları kopmak, kollarını açmak, kollarının arasına almak, kollarını sallaya sallaya gelmek, kolları sıvamak, kolu kanadı kırılmak, koluna girmek, koluna kuvvet, kolunda altın bileziği olmak, kol uzatmak, kol vermek, kol vurmak, kola çıkmak, kol gezmek

Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

kol ağzı, kol akımı, kol bağı, kolbastı, kolbaşı, kol böreği, kol değirmeni, kol demiri, kol emekçisi, kol kapağı, kol kemiği, kol kola, kol nizamı, kol saati, aynakol, beşinci kol, çift kol, eğitsel kol, fakir kol, kafakol, karpuz kol, ön kol, sağkol, sağ kol, takma kol, truvakar kol, kolu uzun, avara kolu, cırcır kolu, çengi kolu, dağ kolu, deve kolu, imdat kolu, iş kolu, kantar kolu, kapı kolu, keşif kolu, kumanda kolu, rot kolu, sürgü kolu, tulumba kolu, vites kolu, yay kolu, yürüyüş kolu, zuhuri kolu, kolağası, karakol

Çeviriler

[düzenle]

anatomi

Kaynakça

[düzenle]


Ek okumalar

[düzenle]
  • Vikipedi'de kol

Endonezce

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol

  1. (sebzeler, turpgiller) lahana

Faroece

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol

  1. (kimya) kömür

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe qol (qol).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol

  1. (anatomi) kol

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

İsveççe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol

  1. (elementler) karbon

Kısaltmalar

[düzenle]

İzlandaca

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol

  1. (kimya) kömür

Norveççe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol

  1. (kimya) kömür

Zazaca

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kol

kol d

  1. boynuzu olmayan keçi
  2. yontulmuş, sivri olmayan şey.