close
İçeriğe atla

vermek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi ویرمك (virmek, vermek) sözcüğünden devralındı, Eski Anadolu Türkçesi ویرمك (vẹrmek) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *bēr- sözcüğünden devralındı.

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

vermek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi verir)

Çocuk, elindeki yemi hayvana veriyor (1)
Atatürk, Türk milletine Meclis'i ve Cumhuriyet'i verdi. (2) Bu yüzden milletin bağımsızlığı onun ve silah arkadaşlarının mücadelesine verilir. (3)
Araba, burnunu yan yola vermiş (5)
Domatesi, kilosu 2 liradan veriyorlar. (6)
  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek; lütfetmek, lütfeylemek.
    • "Yasemin, şımarırsan çöpçülere vereceğim seni. Uslu uslu bebeğinle oyna."
      — Batuhan AŞIKTOPRAK, 2019, Kurdun Postu, s. 32, Varlık Yayınları
  2. Bırakmak veya bağışlamak.
  3. atfetmek, ondan bilmek.
    • Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi. - Fâlih Rıfkı Atay
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına bildirmek
    • "Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum." - Haldun Taner
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek:
    • "Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler." - Attilâ İlhan'
  6. Bir şeyi satmak:
    • Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul.
  7. (evlilik, kadın) Kızı, kadını biriyle evlendirmek:
    • "Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar." - Halide Edip Adıvar
  8. yaymak
    • Ses vermek. Işık vermek.
  9. Bitkinin ortaya çıkması
    • Ağaç bu sene filiz verdi
  10. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak:
    • "Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor." - Refik Halit Karay
  11. Bir hâli bir kimse veya yerde hâkim kılmak:
    • Korku vermek. Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek.
  12. sahip olmasını sağlamak
    • Özgür de bir mail adresi almış, geçen gün Madenci'ye verdiğini duydu.
      — Ayfer TUNÇ, 2014, Dünya Ağrısı, s. 152, Can Sanat Yayınları
  13. kazandırmak:
    • ,İhtiyaçlarımızdan, yaşama irademizden; zaten hıza değil, derse ihtiyacımız var. Bunu da realite bize verir; müphem ütopyalar değil!..
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 99, Dergâh Yayınları
  14. Katmak
    • Un kavrulunca suyu verdi yandan.
      — Semrin ŞAHİN, 2025, “Talaş Tozu”, Notos Öykü, 104. sayı, s. 96
  15. Bir şey ayırmak
    • Zaman vermek
  16. Bir yere dayamak
    • Yün eldivenlerin içinde saklı kıymettar elleri salep fincanını kucaklayan burunları nezleli, kafaları grevli, ıstıraplı pirinç bir semaver gibi tüten sarışın ameleler, mektep hocaları, celepler, kasaplar ve hazan fakir mektep talebeleri kocaman fabrika du­varına sırtlarını verirler; üstüne rüyalarının mabadi serpilmiş salepten yudum yudum içerlerdi.
      — Sait Faik Abasıyanık, 1935, “Semaver”, Varlık, 42. sayı
  17. Doğurmak
    • Kezban, ona yedi evlat vermişti.
  18. Bilgi edinmesi için göndermek:
    • Kursa vermek. Okula vermek.
  19. belirlemek:
    • Derse girmeden sinema için saat ver, dedi.
  20. (cinsellik) Cinsel yönden kendisini kullandırmak.
    • Hiçbir gün sor­madılar 'hasta mısın, ne iş yaparsın, nasılsın?' Yok, 'çalış Neri­man, s.k..ş Neriman, ver Neriman!.'
      — Oktay GÜZELOĞLU, 1997, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, s. 68, Hiç Yayınları
  21. Elindeki parayı kaptırmak; uçlanmak
  22. yatırmak.
    • Saçlarını limon suyuyla geriye verdi.
      — Jaklin ÇELİK, 1997, “Çengelli İğne”, Öküz, 33. sayı, s. 37
  23. Gereğini, gereğinin yapılması işini bir yere havâle etmek.
    • - Efendi, dedi, biraz daha peşimizden gelirseniz sizi polise vermeye mecbur olacağız.
      — Sait Faik ABASIYANIK, 1935, “Şehri Unutan Adam”, Varlık, 58. sayı

Çekimleme

[düzenle]
vermek eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit verdim verdin verdi verdik verdiniz verdiler
hikâye verdiydim verdiydin verdiydi verdiydik verdiydiniz verdiydiler
rivayet
şart verdiysem verdiysen verdiyse verdiysek verdiyseniz verdiyseler
verdilerse
belirsiz geçmiş basit vermişim vermişsin vermiş vermişiz vermişsiniz vermişler
hikâye vermiştim vermiştin vermişti vermiştik vermiştiniz vermiştiler
rivayet vermişmişim vermişmişsin vermişmiş vermişmişiz vermişmişsiniz vermişmişler
şart vermişsem vermişsen vermişse vermişsek vermişseniz vermişseler
vermişlerse
geniş basit veririm verirsin verir veririz verirsiniz verirler
hikâye verirdim verirdin verirdi verirdik verirdiniz verirdiler
rivayet verirmişim verirmişsin verirmiş verirmişiz verirmişsiniz verirmişler
şart verirsem verirsen verirse verirsek verirseniz verirseler
verirlerse
şimdiki basit veriyorum veriyorsun veriyor veriyoruz veriyorsunuz veriyorlar
hikâye veriyordum veriyordun veriyordu veriyorduk veriyordunuz veriyordular
rivayet veriyormuşum veriyormuşsun veriyormuş veriyormuşuz veriyormuşsunuz veriyormuşlar
şart veriyorsam veriyorsan veriyorsa veriyorsak veriyorsanız veriyorsalar
veriyorlarsa
gelecek basit vereceğim vereceksin verecek vereceğiz vereceksiniz verecekler
hikâye verecektim verecektin verecekti verecektik verecektiniz verecektiler
rivayet verecekmişim verecekmişsin verecekmiş verecekmişiz verecekmişsiniz verecekmişler
şart vereceksem vereceksen verecekse vereceksek verecekseniz verecekseler
vereceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit vereyim veresin vere verelim veresiniz vereler
hikâye vereydim vereydin vereydi vereydik vereydiniz vereydiler
rivayet vereymişim vereymişsin vereymiş vereymişiz vereymişsiniz vereymişler
şart
şart basit versem versen verse versek verseniz verseler
hikâye verseydim verseydin verseydi verseydik verseydiniz verseydiler
rivayet verseymişim verseymişsin verseymiş verseymişiz verseymişsiniz verseymişler
şart
gereklilik basit vermeliyim vermelisin vermeli vermeliyiz vermelisiniz vermeliler
hikâye vermeliydim vermeliydin vermeliydi vermeliydik vermeliydiniz vermeliydiler
rivayet vermeliymişim vermeliymişsin vermeliymiş vermeliymişiz vermeliymişsiniz vermeliymişler
şart vermeliysem vermeliysen vermeliyse vermeliysek vermeliyseniz vermeliyseler
vermelilerse
emir basit ver versin verin
veriniz
versinler
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit vermedim vermedin vermedi vermedik vermediniz vermediler
hikâye vermediydim vermediydin vermediydi vermediydik vermediydiniz vermediydiler
rivayet
şart vermediysem vermediysen vermediyse vermediysek vermediyseniz vermediyseler
vermedilerse
belirsiz geçmiş basit vermemişim vermemişsin vermemiş vermemişiz vermemişsiniz vermemişler
hikâye vermemiştim vermemiştin vermemişti vermemiştik vermemiştiniz vermemiştiler
rivayet vermemişmişim vermemişmişsin vermemişmiş vermemişmişiz vermemişmişsiniz vermemişmişler
şart vermemişsem vermemişsen vermemişse vermemişsek vermemişseniz vermemişseler
vermemişlerse
geniş basit vermem vermezsin vermez vermeyiz vermezsiniz vermezler
hikâye vermezdim vermezdin vermezdi vermezdik vermezdiniz vermezdiler
rivayet vermezmişim vermezmişsin vermezmiş vermezmişiz vermezmişsiniz vermezmişler
şart vermezsem vermezsen vermezse vermezsek vermezseniz vermezseler
vermezlerse
şimdiki basit vermiyorum vermiyorsun vermiyor vermiyoruz vermiyorsunuz vermiyorlar
hikâye vermiyordum vermiyordun vermiyordu vermiyorduk vermiyordunuz vermiyordular
rivayet vermiyormuşum vermiyormuşsun vermiyormuş vermiyormuşuz vermiyormuşsunuz vermiyormuşlar
şart vermiyorsam vermiyorsan vermiyorsa vermiyorsak vermiyorsanız vermiyorsalar
vermiyorlarsa
gelecek basit vermeyeceğim vermeyeceksin vermeyecek vermeyeceğiz vermeyeceksiniz vermeyecekler
hikâye vermeyecektim vermeyecektin vermeyecekti vermeyecektik vermeyecektiniz vermeyecektiler
rivayet vermeyecekmişim vermeyecekmişsin vermeyecekmiş vermeyecekmişiz vermeyecekmişsiniz vermeyecekmişler
şart vermeyeceksem vermeyeceksen vermeyecekse vermeyeceksek vermeyecekseniz vermeyecekseler
vermeyeceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit vermeyeyim vermeyesin vermeye vermeyelim vermeyesiniz vermeyeler
hikâye vermeyeydim vermeyeydin vermeyeydi vermeyeydik vermeyeydiniz vermeyeydiler
rivayet vermeyeymişim vermeyeymişsin vermeyeymiş vermeyeymişiz vermeyeymişsiniz vermeyeymişler
şart
şart basit vermesem vermesen vermese vermesek vermeseniz vermeseler
hikâye vermeseydim vermeseydin vermeseydi vermeseydik vermeseydiniz vermeseydiler
rivayet vermeseymişim vermeseymişsin vermeseymiş vermeseymişiz vermeseymişsiniz vermeseymişler
şart
gereklilik basit vermemeliyim vermemelisin vermemeli vermemeliyiz vermemelisiniz vermemeliler
hikâye vermemeliydim vermemeliydin vermemeliydi vermemeliydik vermemeliydiniz vermemeliydiler
rivayet vermemeliymişim vermemeliymişsin vermemeliymiş vermemeliymişiz vermemeliymişsiniz vermemeliymişler
şart vermemeliysem vermemeliysen vermemeliyse vermemeliysek vermemeliyseniz vermemeliyseler
vermemelilerse
emir basit verme vermesin vermeyin
vermeyiniz
vermesinler
hikâye
rivayet
şart

Yardımcı eylem

[düzenle]

vermek

  1. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur
    • alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek.

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

açık bono vermek, ata et, ite ot vermek, akıl vermek, ateş vermek, ateşe vermek, baş başa vermek, biçim vermek, çeşni vermek, çocuk vermek, delinin eline değnek vermek, emek vermek, evlat vermek, gönül vermek, gözdağı vermek, haber vermek, hareket vermek, heyecana vermek, hız vermek, ısı vermek, ışık vermek, isim vermek, karar vermek, kız vermek, korku vermek, nefes vermek, para vermek, randevu vermek, ses vermek, şehit vermek, şekil vermek, tat vermek velveleye vermek zaman vermek


Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]