çıkmaz
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]çıkmaz (belirtme hâli çıkmazı, çoğulu çıkmazlar)

- (yollar) Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol
- Şehrin ilk yokuşu buradan başlar; Solgun Sögüt Çıkmazı.— Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, s. 125, Kanat Yayınları
- Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan hâl
Çekimleme
[düzenle]Ön ad
[düzenle]çıkmaz (karşılaştırma daha çıkmaz, üstünlük en çıkmaz)
- Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan
- Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan
Eylem
[düzenle]çıkmaz
- çıkmak (eylem) sözcüğünün bildirme kipi geniş zaman basit üçüncü tekil şahıs olumsuz çekimi
- Bazan kendimi bir müddet için unuttuğum, bir insanda kendime yakın taraflar bulduğum oluyordu. Fakat kafama, çıkmaz bir şekilde yerleşmiş olan o korkunç hüküm, derhal kendini gösteriyor; «Unutma, unutma ki, o sana daha yakındı... Buna rağmen böyle yaptı...» diye beni hakikate davet ediyordu.— Sabahattin Ali, 1943, Kürk Mantolu Madonna, s. 12, Remzi Kitabevi
Deyimler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "çıkmaz" maddesi