close
İçeriğe atla

taka

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: taka-

Türkçe

[düzenle]

taka (belirtme hâli takayı, çoğulu takalar)

Bir taka (1)
  1. (deniz taşıtları) Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi.
    • Yakanın biri pas içindeydi.Takalar balıkçı motorları, sabahlamış kadrolu ayyaşlar.
      — Cem KALENDER, 2009, Klan, s. 175, Kavis Kitap
    • Otuz-kırk metre sonra kosterlerin yerini, rıhtıma kıçtan yanaşmış küçük takalar almıştı.
      — Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, s. 45, İletişim Yayınları
  2. (mecaz) (kara taşıtları) Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kulanılan bir söz.
  3. (mobilya, halk ağzı) Kapaksız küçük gömme raf; sergen
    • Merteklerin hemen aşağısında küçük bir girinti var ecza dolabi gibi. Taka bu hocam. Önemli eşyaları koruz buraya.
      — Cem KALENDER, 2009, Klan, s. 254, Kavis Kitap
  4. (giyim, evlilik)(İzmir ağzı) Sırma telle işlenmiş kadife ya da kalın ipekli eski gelin giysisi.
    • Şalvar - Taka: İstifo denen kumaştan portakal sarısı. Boylu boyunca açık koyu sarı ve mor çizgiler uzanmakta ve alımlı bir desen teşkil etmektedir. Paçaları boldur ve ayak bileklerine bağlıdır; kumaş ayak üzerine dökülür. (Çağlakta nişanlı kızları farkettiren üç alâmetten biri takadır.
      — Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, s. 95, Ülkü Basımevi

Çağatayca

[düzenle]
  1. Kullab, çengel, sargı

Kaynakça

[düzenle]
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.