19 Mart Süreci
| 19 Mart Süreci | |
|---|---|
İstanbul Belediye Sarayı'nın bulunduğu Saraçhane'de eylemciler, 21 Mart 2025 | |
| Tarih | 19 Mart 2025 - günümüz |
| Konum | Türkiye |
| Tür | Siyasi baskı |
| Konu | Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılması, CHP'li belediyelere yönelik soruşturma ve operasyonlar, ardından gelişen protestolar |
| Düzenleyen | 67. Türkiye Hükûmeti |
| Sonuç | • Ana muhalefet partisi CHP'nin yönetimi yargı kararıyla görevden alındı • 34 belediye başkanı tutuklandı • 45 belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı • 13 belediyeye kayyım atandı • 16 milletvekili AK Parti'ye katıldı • 82 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı • Yeni Parti kuruldu |
| ||
|---|---|---|
|
Siyasi görevleri
Davalar ve soruşturmalar
İlişkili hareketler
|
||
19 Mart Süreci,[1] Türkiye'de 2024 Türkiye yerel seçimlerinin ardından başlayan ve 19 Mart 2025'te İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik operasyonlar[2] kapsamında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda kişinin gözaltına alınmasıyla yeni bir aşamaya giren siyasi ve hukuki gelişmeler bütünüdür.[3] Süreç; Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik soruşturma ve operasyonları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasını ya da görevden uzaklaştırılmasını ve operasyonların ardından gelişen protestoları kapsamaktadır.[4]
Sürecin siyasi arka planı, CHP'nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ülke genelinde birinci parti olması ve seçimlerden sonraki kamuoyu araştırmalarında bu konumunu korumasıyla ilişkilendirildi.[4][5] İmamoğlu, bu dönemde bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına çıkabilecek başlıca muhalefet adaylarından biri olarak öne çıktı.[6] Muhalefet, İmamoğlu ve CHP'li belediyelere yönelik işlemlerin partinin yükselişini durdurmayı ve İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeyi amaçladığını ileri sürdü.[3]
CHP ve diğer muhalefet partileri, operasyonları siyasi amaçlı bir yargı müdahalesi, seçmen iradesine müdahale ve “sivil darbe” olarak nitelendirdi.[3][7] Hükûmet temsilcileri ise soruşturmaların siyasi olduğu iddialarını reddetti; yargının bağımsız hareket ettiğini ve siyasi kimliğin yasal soruşturmalara engel oluşturamayacağını savundu.[3]
Adlandırma ve “sivil darbe” tartışması
[değiştir | kaynağı değiştir]“19 Mart Süreci” adı, İmamoğlu'nun 19 Mart 2025'te gözaltına alınmasıyla başlayan operasyonları ve bunların sonraki siyasi, hukuki ve toplumsal sonuçlarını birlikte tanımlamak amacıyla muhalefet çevrelerinde kullanılmaya başlandı. CHP, olayları “19 Mart darbesi”, “sivil darbe”, “yargı darbesi” ve “seçmen iradesine müdahale” sözleriyle nitelendirdi. Genel Başkan Özgür Özel, operasyonun ilk gününde İmamoğlu'nun yargı yoluyla cumhurbaşkanlığı yarışının dışında bırakılmasının istendiğini ileri sürdü; sonraki açıklamalarında ise süreci seçimle görevden uzaklaştırılamayan bir iktidarın başlıca siyasi rakibini yargı aracılığıyla etkisizleştirmeye çalıştığı bir “sivil darbe” olarak tanımladı.[3][8]
Özel, klasik askerî darbelerde kullanılan silahlı kuvvetlerin yerini bu süreçte yargı kurumlarının aldığını savundu. Darbe nitelemesinin yönetime doğrudan askerî biçimde el konulduğu anlamına gelmediğini; seçimlerin biçimsel olarak sürmesine karşın muhalefetin seçim kazanma ve iktidara gelme imkânının tutuklamalar, siyasi yasak olasılığı, belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve CHP'nin kurumsal yapısına yönelik davalarla sınırlandırıldığı iddiasına dayandığını belirtti.[9] CHP, İBB iddianamesinin yayımlanmasının ardından da davayı partinin seçimlerdeki yükselişini durdurmayı ve cumhurbaşkanı adayını engellemeyi amaçlayan, “siyasete yönelik bir muhtıra” olarak nitelendirdi.[10]
CHP dışındaki bazı muhalefet partileri de İmamoğlu'nun diploma iptali, gözaltına alınması ve tutuklanmasını “sivil darbe” ya da “yargı darbesi” olarak nitelendirdi. Bu değerlendirmelerde, seçimle kazanılmış belediye yönetimlerinin ceza soruşturmaları ve görevden uzaklaştırma kararlarıyla değiştirilmesi ile en güçlü muhalefet adaylarından birinin seçim öncesinde hukuki engellerle karşılaşması öne çıkarıldı. Bununla birlikte muhalefet partileri, soruşturulması gereken somut yolsuzluk iddialarının bulunması hâlinde bunların bağımsız ve tarafsız yargı tarafından ele alınması gerektiğini de belirtti.
Bazı insan hakları ve demokrasi kuruluşları, “darbe” terimini doğrudan kullanmasalar da gelişmeleri Türkiye'de siyasi rekabetin ve serbest seçimlerin niteliği bakımından değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını muhalefeti zayıflatmayı amaçlayan siyasi nitelikli soruşturmalar örüntüsünün parçası olarak tanımladı; 2026 Dünya Raporu'nda ise CHP'ye yönelik işlemlerin siyasi örgütlenme özgürlüğü ile serbest ve adil seçimleri tehdit ettiğini belirtti.[11][12] Freedom House, İmamoğlu'nun tutuklanmasını Türkiye'deki “rekabetçi otoriter” düzenin daha kapalı bir otoriter yönetime dönüşme olasılığını gösteren bir kırılma olarak değerlendirdi.[13]
“Rekabetçi otoriterlik” kavramı, seçimlerin düzenli olarak yapıldığı ve muhalefetin yarışmaya devam ettiği; ancak iktidarın devlet kaynakları, basın, yargı ve idari kurumlar üzerindeki üstünlüğü nedeniyle siyasi rekabetin eşit koşullarda gerçekleşmediği yönetimleri tanımlamak için kullanılır. Freedom House, Türkiye'de muhalefetin seçimlerde başarı elde edebilmesine karşın yargı, polis, seçim kurumları, medya ve kamu kaynaklarının iktidar tarafından rakipleri zayıflatmak amacıyla kullanıldığını savundu.[14] Bu çerçevede bazı yorumcular, İmamoğlu'nun tutuklanmasını seçimlerin tamamen ortadan kaldırılmasından çok, iktidarın seçim yoluyla değiştirilmesi olasılığının başlıca rakibin etkisizleştirilmesiyle azaltılması olarak değerlendirdi.[13]
Hükûmet ve adli makamlar, “darbe” ve “yargı darbesi” nitelemelerini reddetti. Dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, tarafsız ve bağımsız yargı tarafından yürütülen soruşturmaların “darbe” gibi sözlerle tanımlanmasının tehlikeli ve yanlış olduğunu söyledi. Tunç, soruşturmaların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yolsuzluk, suç örgütü ve terör suçlamaları kapsamında yürütüldüğünü; yöneltilen suçlamaların siyasi kimlikten bağımsız olarak yargı makamları önünde yanıtlandırılması gerektiğini belirtti.[15]
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP temsilcileri de soruşturmaların siyasi iktidar tarafından yönlendirildiği iddiasını reddetti. Seçilmiş olmanın ceza soruşturmasına karşı dokunulmazlık sağlamadığını, CHP'nin yolsuzluk iddialarına yanıt vermek yerine yasal süreçleri siyasallaştırdığını savundular.[16] İktidarın yaklaşımına göre “darbe” nitelemesi, devam eden soruşturmaları baskı altına almak, yargı mensuplarını hedef göstermek ve protestoları meşrulaştırmak amacıyla kullanılan siyasi bir söylemdi.[15]
Bu nedenle “sivil darbe”, “yargı darbesi” ve benzeri sözler, süreç hakkında üzerinde uzlaşılmış hukuki tanımlar değil; muhalefet partileri ve bazı gözlemciler tarafından olayların siyasi anlamını açıklamak için kullanılan nitelendirmelerdir. Madde kapsamında bu kavramlar, soruşturma ve davaların gerçekten bir darbe oluşturduğu yönünde kesin bir hüküm olarak değil, seçilmiş muhalefet aktörlerinin yargı ve idari işlemlerle etkisizleştirildiği iddiasını belirten siyasi ve analitik çerçeveler olarak kullanılmaktadır.
19 Mart Süreci
Arka plan
[değiştir | kaynağı değiştir]2024 yerel seçimleri ve siyasi dengeler
[değiştir | kaynağı değiştir]
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ülke genelindeki oy oranında birinci parti olurken, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ikinci sırada kaldı. CHP; İstanbul, Ankara ve İzmir'in yanı sıra Bursa, Balıkesir ve Denizli gibi bazı büyükşehir belediyelerini de kazandı.[5][17] Seçim sonuçları, AKP'nin iktidara gelmesinden bu yana ülke genelinde yaşadığı en ağır seçim yenilgisi olarak değerlendirildi. CHP'nin uzun bir aradan sonra ülke çapında birinci parti konumuna gelmesi, partinin bir sonraki genel seçimlerde iktidara aday olabileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.[17]
İstanbul'da İmamoğlu, AKP'nin adayı Murat Kurum karşısında yaklaşık 11 puan farkla yeniden belediye başkanı seçildi. Reuters, sonucun İmamoğlu'nun Erdoğan'ın gelecekteki başlıca siyasi rakibi konumunu güçlendirdiğini bildirdi.[17] Seçimin ardından İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığı daha yoğun biçimde tartışılmaya başlandı.
Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atanması
[değiştir | kaynağı değiştir]Haziran 2022'den itibaren Adalet Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Akın Gürlek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 2 Ekim 2024 tarihli kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atandı.[18] Gürlek daha önce İstanbul'daki çeşitli ağır ceza mahkemelerinde hâkimlik ve mahkeme başkanlığı yapmıştı.[18] Gürlek'in başsavcılığı döneminde İmamoğlu, İBB ve CHP'li belediyelere yönelik İstanbul merkezli soruşturmalar yürütüldü. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Gürlek'in İBB ve İmamoğlu hakkındaki başlıca soruşturmalar ile CHP'ye yönelik diğer İstanbul merkezli soruşturmaların gözetim ve denetimini yürüttüğünü belirtti.[19] Muhalefet, Gürlek'in atanması ile bunu izleyen soruşturmalar arasında siyasi bir bağlantı bulunduğunu ileri sürerken hükûmet, savcılıkların bağımsız hareket ettiğini savundu.[20]
İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanı adaylığı
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu, ilk kez 2019 İstanbul seçimlerinde İBB Başkanı seçildi. Seçimin Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilmesinin ardından 23 Haziran 2019'da yenilenen seçimi daha büyük bir oy farkıyla kazandı. Bu sonuç, siyasi kariyerini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde geliştiren Erdoğan açısından sembolik öneme sahip bir yenilgi olarak yorumlandı. İmamoğlu'nun 2024 seçimlerinde yeniden ve daha geniş bir farkla seçilmesi, ulusal siyasetteki konumunu güçlendirdi. Uluslararası basında İmamoğlu, Erdoğan karşısında seçim kazanma potansiyeli bulunan başlıca muhalefet siyasetçilerinden biri olarak gösterildi.[6]
19 Mart öncesindeki belediye operasyonları
[değiştir | kaynağı değiştir]2024 yerel seçimlerinin ardından ilk kapsamlı görevden uzaklaştırma ve kayyım uygulamaları DEM Partili belediyelerde görüldü. İçişleri Bakanlığı, Kasım 2024'te Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan'ı haklarındaki terör soruşturmaları ve davaları gerekçe göstererek görevden uzaklaştırdı ve yerlerine kayyım atadı. Batman'da yüzde 64 oyla seçilen Sönük ile daha önce iki kez görevden uzaklaştırıldıktan sonra yeniden seçilen Türk'ün görevden alınması, seçmen iradesi ve kayyım uygulamasının sürekliliği bakımından tartışıldı.[21]
Aynı ay Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ile Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de haklarındaki terör suçlamalarıyla bağlantılı yargı kararları gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırıldı ve belediyelere kayyım atandı. DEM Parti ve diğer muhalefet partileri, kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadan seçilmiş yöneticilerin görevden alınmasını yerel demokrasiye müdahale olarak değerlendirdi. Hükûmet ise belediye başkanları hakkındaki terör suçlamaları nedeniyle işlemlerin Belediye Kanunu ve Anayasa kapsamında geçici tedbir olarak uygulandığını belirtti.
19 Mart 2025 operasyonundan önce de CHP'li belediye başkanları ve belediye yöneticilerine yönelik çeşitli soruşturmalar yürütüldü. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024'te “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından Esenyurt Belediyesine kayyım atandı.[22] Ocak 2025'te Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, belediye ihalelerine ilişkin bir soruşturma kapsamında tutuklandı ve görevinden uzaklaştırıldı. Muhalefet, Özer ve Akpolat'a yönelik işlemleri CHP'li belediyeleri hedef alan siyasi bir sürecin parçası olarak değerlendirirken, hükûmet ve savcılık makamları soruşturmaların adli suçlamalara dayandığını belirtti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınmasını, seçilmiş muhalefet belediye başkanlarına yönelik daha önceki işlemlerin devamı olarak değerlendirdi.[23]
Diploma süreci
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu'nun CHP'nin cumhurbaşkanı adaylığı için başvuruda bulunmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Şubat 2025'te üniversite diplomasının geçerliliğine ilişkin soruşturma başlattı.[24] Üniversite mezunu olma şartının cumhurbaşkanlığına adaylık için anayasal bir gereklilik olması, diploma hakkındaki işlemlerin İmamoğlu'nun olası adaylığı üzerindeki etkisini tartışma konusu hâline getirdi.[25] İstanbul Üniversitesi, 18 Mart 2025'te İmamoğlu'nun 1990 yılında gerçekleştirdiği yatay geçişte usulsüzlük bulunduğu gerekçesiyle diplomasını iptal etti. Üniversitenin açıklamasına göre aynı inceleme kapsamında 38 kişinin yatay geçiş işlemleri ele alındı; bunlardan 10'unun yatay geçişi, İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 28 kişinin ise mezuniyet ve diplomaları iptal edildi.[25] İmamoğlu kararın hukuka aykırı olduğunu savunurken CHP ve diğer bazı muhalefet partileri iptali cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik siyasi bir işlem olarak değerlendirdi. Üniversite ise kararın yükseköğretim mevzuatındaki açık hata ve usulsüzlüklere dayandığını belirtti.[25] Diploma kararının ertesi sabahı İmamoğlu'nun gözaltına alınması, muhalefetin iki işlemin birbiriyle bağlantılı olduğu yönündeki iddialarını güçlendirdi.[24]
19 Mart 2025 operasyonu
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart 2025 sabahı düzenlenen operasyonlarda İmamoğlu ile İBB yöneticileri, belediye çalışanları ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu yüzü aşkın kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İmamoğlu hakkında biri rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü kurma gibi mali suçlamalara; diğeri ise PKK ile bağlantılı olduğu ileri sürülen “kent uzlaşısı” kapsamında örgüte yardım iddiasına dayanan iki ayrı soruşturma yürütüldü.[3][26] İstanbul Valiliği operasyonun ardından kentteki toplantı ve gösterileri dört gün süreyle yasakladı; bazı yollar ve toplu taşıma hatları kapatılırken sosyal medya platformlarına erişimin yavaşlatıldığı bildirildi.[26]

İmamoğlu, 23 Mart'ta mali suçlamalar kapsamında tutuklandı; terör soruşturması bakımından ise tutuklama kararı verilmedi. Aynı gün İçişleri Bakanlığı tarafından geçici bir tedbir olarak İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.[2][27] Tutuklama kararının verildiği gün CHP, daha önceden planlanan cumhurbaşkanlığı ön seçimini gerçekleştirdi; tek aday olan İmamoğlu, tutuklu bulunduğu sırada partinin cumhurbaşkanı adayı olarak belirlendi. Parti üyelerinin kullandığı oyların yanı sıra CHP üyesi olmayan seçmenler için kurulan “dayanışma sandıklarında” da oy kullanıldı. CHP'nin açıkladığı kesin sonuçlara göre 1.653.887 parti üyesi ile 13.844.070 dayanışma sandığı seçmeni olmak üzere toplam 15.497.957 oy İmamoğlu için kullanıldı.[28]
Protestolar ve toplumsal muhalefet
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul'da başlayan gösteriler kısa sürede Ankara, İzmir ve diğer şehirlere yayıldı.[29]
Saraçhane ve ülke çapındaki gösteriler
[değiştir | kaynağı değiştir]İstanbul'daki protestoların başlıca merkezi, İBB'nin merkez binasının bulunduğu Saraçhane oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu'nun gözaltında bulunduğu ilk hafta boyunca yurttaşları akşam saatlerinde Saraçhane'de toplanmaya çağırdı; üniversite öğrencileri de farklı kampüslerden düzenledikleri yürüyüşlerle gösterilere katıldı.[29][30] İstanbul Valiliği'nin dört günlük toplantı ve gösteri yasağı daha sonra dört gün uzatılarak 26 Mart'a kadar sürdürüldü; Ankara ve İzmir'de de benzer yasaklar uygulandı. Yasaklara karşın yedi gün boyunca Saraçhane'de geniş katılımlı gösteriler düzenlendi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu gösterileri Türkiye'de on yılı aşkın süredir gerçekleştirilen en büyük protesto hareketlerinden biri olarak değerlendirdi.[30][31]
Gözaltılar ve protesto davaları
[değiştir | kaynağı değiştir]İçişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre protestoların başlamasından 24 Mart'a kadar bin 133 kişi gözaltına alındı. İzleyen günlerde bu sayı bin 400'ü, Nisan ayının başında ise yaklaşık 2 bini aştı; yaklaşık 300 kişi tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.[26][32]
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gösterilerle bağlantılı 20 soruşturma kapsamında 819 kişi hakkında dava açıldığını duyurdu. Sanıklara çoğunlukla yasaya aykırı toplantıya katılma, dağılma ihtarına uymama, kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü kapatma ve sosyal medya paylaşımları aracılığıyla suç işlemeye tahrik suçlamaları yöneltildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, incelediği iddianamelerin büyük bölümünde sanıkların şiddet ya da başka bir suç teşkil eden bireysel fiillerine ilişkin somut delil bulunmadığını belirtti.[30]
Polis müdahaleleri ve kötü muamele iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]Gösteriler sırasında polis, kalabalıkları dağıtmak için biber gazı, biber gazı kapsülleri, plastik mermi ve fiziksel müdahale kullandı. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, protestoların büyük ölçüde barışçıl olduğunu; buna karşın bazı müdahalelerde gereksiz ve ayrım gözetmeyen güç kullanıldığına ilişkin görüntü ve tanıklıklar bulunduğunu açıkladı.[26][30]
İnsan Hakları İzleme Örgütünün incelediği 352 kişiye ait tutuklama duruşması kayıtlarında 30 kişi, yakalanmaları ya da gözaltında tutulmaları sırasında fiziksel ya da sözlü kötü muamele gördüğünü beyan etti. İçişleri Bakanlığı, protestolardaki polis müdahalelerine ilişkin iddialar hakkında inceleme başlatıldığını açıkladı.[30] İnsan hakları kuruluşları, güç kullanımı ve kötü muamele iddialarının bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması çağrısında bulundu.[31]
Öğrenci protestoları
[değiştir | kaynağı değiştir]Üniversite öğrencileri, 19 Mart sonrasındaki gösterilerin başlıca katılımcı gruplarından biri oldu. Öğrenciler İstanbul'da kampüslerden Saraçhane'ye yürüyüşler düzenledi, ders boykotlarına katıldı ve gözaltına alınan öğrencilerin serbest bırakılması için eylemler gerçekleştirdi. Bazı sendikalar ve akademisyenler de öğrencilerle dayanışma amacıyla iş bırakma ya da ders boykotu çağrıları yaptı.[31]

Gösterilere katılan çok sayıda öğrenci gözaltına alındı ya da tutuklandı. İnsan Hakları İzleme Örgütüne göre tutuklanan yaklaşık 230 protestocu, aralarında üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin de bulunması ve kamuoyundaki tepkilerin ardından iki ila üç hafta içinde tahliye edildi. Öğrenciler hakkındaki ceza davalarının bir bölümü ise tahliyelerden sonra devam etti.[30]
Nisan 2025'te öğrenci eylemleri bazı liselere de yayıldı. Millî Eğitim Bakanlığının “özel program ve proje uygulayan eğitim kurumları” kapsamındaki okullarda yaptığı öğretmen ve yönetici görevlendirmeleri sonucunda çok sayıda öğretmenin görev süresinin uzatılmaması ya da başka okullara atanması, İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer şehirlerde lise öğrencilerinin protestolarına yol açtı. Vefa Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, İzmir Atatürk Lisesi ve Ankara'daki bazı liselerde öğrenciler derslere girmeme, okul bahçesinde oturma eylemi ve öğretmenleriyle dayanışma açıklamaları düzenledi.[33]
Eğitim sendikaları ve öğrenciler, görev değişikliklerinin nesnel ölçütlere dayanmadığını, hükûmete eleştirel veya öğrenci eylemlerine destek veren öğretmenlerin okullardan uzaklaştırıldığını ileri sürdü. Millî Eğitim Bakanlığı ise atamaların ilgili yönetmelik, öğretmenlerin görev süreleri ve okulların ihtiyaçları çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtti. Lise protestoları doğrudan İmamoğlu soruşturmasıyla ilgili olmamakla birlikte, zamanlamaları ve öğrenci eylemliliğinin yaygınlaşması nedeniyle 19 Mart sonrasında ortaya çıkan daha geniş gençlik hareketliliği bağlamında da değerlendirildi.
İBB operasyonuna karşı düzenlenen kampüs eylemleri ve ders boykotlarının ardından bazı üniversiteler, eylemlere katılan öğrenciler hakkında disiplin soruşturmaları başlattı. Kocaeli Üniversitesi'nde öğrenciler hakkındaki işlemler, emniyetin üniversite yönetimine gönderdiği yazı sonrasında başlatıldı. Öğrencilerden eylemlere ve boykot çağrılarına katılımları hakkında savunma vermeleri istendi.[34] Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü de 19 Mart sonrasındaki protestolara katılan onlarca öğrenci hakkında disiplin soruşturması açtı. Öğrencilere gönderilen bildirimlerde bir ya da iki dönem uzaklaştırma cezası uygulanabileceği belirtildi. Öğrencilerin avukatları, soruşturmaların toplantı ve gösteri hakkı ile ifade özgürlüğünün kullanılmasını cezalandırmayı amaçladığını savundu.[35] Yıldız Teknik Üniversitesinde de protestolara katılan yaklaşık 20 öğrenci hakkında olaylardan aylar sonra soruşturma başlatıldığı bildirildi.[36]
Üniversite yönetimleri işlemleri kampüs düzeni ve öğrenci disiplin mevzuatı kapsamında yürütülen idari süreçler olarak değerlendirirken öğrenciler ve onları temsil eden avukatlar, barışçıl protestolara katılmanın disiplin suçu sayılamayacağını belirtti. Soruşturmalar, ceza soruşturmaları ve gözaltıların yanı sıra protestolara katılımın öğrencilerin eğitim yaşamı üzerinde de sonuç doğurması bakımından eleştirildi.[34][35]
Boykot hareketi
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP, protestoları yeterince yayımlamadığını savunduğu medya kuruluşları ile hükûmete yakın olduğunu değerlendirdiği bazı şirketlere yönelik boykot çağrısı yaptı. Bu çağrı, 2 Nisan 2025'te bütün alışverişin bir günlüğüne durdurulmasını amaçlayan genel tüketim boykotuna dönüştü. Bazı işletmeler boykota destek amacıyla iş yerlerini kapatırken hükûmet temsilcileri çağrıyı ekonomiyi hedef alan bir girişim olarak nitelendirdi.[37] İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, boykot çağrılarıyla bağlantılı paylaşımlar hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve ayrımcılık iddialarıyla soruşturma başlattı.[37]
CHP mitingleri ve imza kampanyası
[değiştir | kaynağı değiştir]
CHP, Saraçhane'deki ilk gösterilerin ardından protestoları düzenli mitinglerle sürdürme kararı aldı. Özgür Özel, her çarşamba farklı bir İstanbul ilçesinde, hafta sonlarında ise farklı bir şehirde miting düzenleneceğini açıkladı. Parti aynı dönemde İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim yapılması isteğiyle imza kampanyası başlattı.[32] Bu mitingler, ilk haftadaki kitlesel gösterilerin azalmasından sonra muhalefetin protestoları ülke çapında süreklileştirme aracı hâline geldi.
CHP, mitinglerin ve İmamoğlu'na destek kampanyasının duyurulmasının çeşitli idari ve fiilî engellerle karşılaştığını ileri sürdü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mart 2025'te emniyete gönderdiği yazıda İmamoğlu ile tutuklanan diğer belediye başkanlarının fotoğraflarını taşıyan afiş ve pankartların kamusal alanlardan kaldırılmasını istedi. Talimatın ardından İstanbul'un çeşitli noktalarındaki afişler belediye ve kolluk ekipleri tarafından söküldü.[38][39]
CHP milletvekillerinin 24 Mayıs'ta 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne “İmamoğlu'na özgürlük” yazılı pankart asmasının ardından olay hakkında soruşturma başlatıldı. CHP, afiş ve pankartların kaldırılmasını siyasi ifade ve propaganda özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirdi.[40]
Saraçhane'deki ilk gösteriler sırasında bazı metro istasyonları, yollar ve toplu taşıma güzergâhları kapatıldı. Yetkililer kısıtlamaları kamu düzeni ve güvenlik tedbirleriyle gerekçelendirirken CHP, toplu taşıma ve ulaşım sınırlamalarının vatandaşların toplantılara katılmasını güçleştirdiğini savundu.[3][41]
Muhalefet temsilcilerine ve basın kuruluşlarına yönelik saldırılar
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 4 Mayıs 2025'te DEM Partili siyasetçi Sırrı Süreyya Önder için İstanbul'daki Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen cenaze töreninden ayrılırken yumruklu saldırıya uğradı. Saldırgan olay yerinde yakalandı ve gözaltına alındı. Özel, saldırıyı yalnızca kendisine ya da partisine değil, siyaset kurumuna yönelik bir eylem olarak değerlendirdi; siyasi kutuplaşmanın azaltılması ve şiddetin tüm partiler tarafından reddedilmesi çağrısında bulundu.[42][43] Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve farklı siyasi partilerin temsilcileri saldırıyı kınadı. Kurtulmuş, saldırının Özel'in şahsının yanı sıra Türkiye demokrasisine yönelik olduğunu söyledi.[44] CHP yöneticileri saldırı öncesindeki sert siyasi söylemin ve Özel'in hedef gösterildiğini savundukları açıklamaların şiddet ortamına katkıda bulunduğunu ileri sürdü. İktidar temsilcileri ise saldırıyı kınayarak olayın münferit bir adli vaka olduğunu ve siyasi bağlantısının soruşturmayla belirlenmesi gerektiğini belirtti.
13 Ağustos 2025'te Evrensel gazetesinin İzmir bürosuna gece saatlerinde silahlı saldırı düzenlendi. Binanın kapısı ve gazetenin tabelası ateşlenen kurşunlarla zarar görürken olay sırasında büroda kimsenin bulunmaması nedeniyle yaralanan olmadı. Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen kişi ile onu olay yerine getiren kişi hakkında yasal işlem yapıldı.[45] Hazırlanan iddianamede olay silahla tehdit, mala zarar verme ve ruhsatsız silah bulundurma suçlamaları kapsamında ele alındı. Gazete yönetimi, saldırganların olası bağlantılarının ve saldırının gazetecilik faaliyetiyle ilişkili olup olmadığının yeterince araştırılmadığını savundu. İlk duruşmada mahkeme, gazetenin ek soruşturma isteğini kabul ederek olayın arkasında başka kişiler bulunup bulunmadığının araştırılmasına karar verdi.[46]
Muhalefet ve basın meslek örgütleri, Özel'e ve Evrensel bürosuna yönelik saldırıları siyasetçiler ile gazetecilere karşı sertleşen söylem ve baskı ortamı içinde değerlendirdi. Bununla birlikte iki saldırının 19 Mart soruşturmalarıyla doğrudan bağlantılı olarak planlandığını ortaya koyan kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır.
Ekonomik etkiler
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından Türkiye'nin döviz, hisse senedi ve tahvil piyasalarında sert dalgalanmalar yaşandı. Türk lirası 19 Mart 2025'te gün içinde ABD doları karşısında yüzde 12,7'ye kadar değer kaybederek 42 seviyesine geriledi; daha sonra kayıplarının bir bölümünü geri aldı. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksinin açılıştaki düşüşünün yüzde 6'yı aşması üzerine devre kesici uygulandı, bankacılık endeksi ise aynı gün yaklaşık yüzde 10 geriledi.[47] BIST 100 endeksi haftayı yaklaşık yüzde 15 kayıpla tamamladı; bu, endeksin 2008 küresel finans krizinden bu yana yaşadığı en sert haftalık düşüş olarak kaydedildi.[48]
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasalardaki dalgalanmanın ardından 20 Mart'ta olağanüstü bir ara toplantı düzenledi. Banka, gecelik borç verme faizini yüzde 44'ten yüzde 46'ya yükseltirken politika faizini yüzde 42,5'te tuttu; Türk lirası ve döviz likiditesine yönelik ek tedbirler açıkladı.[49] TCMB ayrıca bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdi, Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladı ve 91 güne kadar vadeli likidite senetleri çıkaracağını duyurdu.[50]
Uluslararası Para Fonu'nun 2026 yılında yayımladığı değerlendirmeye göre, Mart 2025'teki siyasi gelişmeleri izleyen iki haftada yabancı yatırımcılar yaklaşık 18 milyar ABD doları tutarında Türk lirası varlığı elden çıkardı; yurt içi yatırımcılar da yaklaşık 19 milyar dolarlık Türk lirası mevduatı dövize çevirdi ya da sistemden çekti. Aynı değerlendirmede TCMB'nin çekirdek rezervlerinin 18 Mart'taki 56,9 milyar dolardan 25 Mart'ta 29,1 milyar dolara gerilediği belirtildi.[51] Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programının sürdüğünü ve piyasaların sağlıklı işleyişi için gerekli tedbirlerin alındığını açıkladı; muhalefet ise rezerv kaybı ve piyasa değerlerindeki düşüşün operasyonun ekonomik maliyetini gösterdiğini savundu.[47]
Muhalefet temsilcileri, piyasalarda gözlenen doğrudan kayıplardan daha geniş kapsamlı maliyet hesapları da açıkladı. Özgür Özel, rezerv satışları, artan faiz yükü ve borçlanma maliyetlerini birlikte değerlendirerek 19 Mart sonrasındaki gelişmelerin Temmuz 2025 itibarıyla ekonomiye yaklaşık 150–160 milyar dolar maliyet getirdiğini ileri sürdü; bu tutarı asgari ücret artışı için gereken işveren desteği, emekli zamları ve 6 Şubat depremlerinin maliyetiyle karşılaştırdı.[52] İmamoğlu ise Şubat 2026'da sürecin toplam ekonomik maliyetinin 250 milyar doları aştığını savundu.[53] Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise 19 Mart haftasının ilk üç gününde ciddi sermaye çıkışları yaşandığını, ancak hareketliliğin kısa sürede dengelendiğini ve ekonomi programının sürdürüldüğünü belirtti.[54] Muhalefetin açıkladığı 150–250 milyar dolarlık tutarlar, kapsamı ve hesaplama yöntemi standartlaştırılmış bağımsız bir ekonomik etki çalışmasına değil, siyasi aktörlerin rezerv, faiz, kur, borsa ve fırsat maliyetlerini bir araya getiren değerlendirmelerine dayanmaktadır.
İş dünyasının siyasi ve ekonomik gelişmelere yaklaşımı
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart operasyonu ve ardından yaşanan piyasa dalgalanmaları, özel sektör temsilcileri arasında siyasi istikrar, hukuk güvenliği ve yatırım ortamına ilişkin kaygıları artırdı. Reuters'ın görüştüğü şirket yöneticileri, Türk lirasındaki değer kaybı, yükselen finansman maliyetleri ve faiz indirimlerinin erteleneceği beklentisi nedeniyle bazı yatırımların, işe alımların ve genişleme planlarının yeniden değerlendirildiğini belirtti.[55] İş dünyası temsilcileri, siyasi gerilimin ve öngörülemezliğin şirketlerin maliyetleri ile yabancı yatırımcıların Türkiye'ye yönelik risk değerlendirmelerini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.[55]
İBB soruşturması ve yargı süreci
[değiştir | kaynağı değiştir]
Soruşturmanın genişlemesi
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart 2025'te başlatılan İBB soruşturması, sonraki aylarda düzenlenen yeni operasyonlarla genişledi. Operasyonlarda İstanbul'daki bazı ilçe belediye başkanları, belediye başkan yardımcıları, İBB ve iştiraklerinin yöneticileri, belediye çalışanları ile iş insanları gözaltına alındı ya da tutuklandı. Mayıs 2025'in sonuna gelindiğinde üç İstanbul ilçe belediye başkanının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.[56][57] Soruşturma kapsamında İmamoğlu'nun avukatları ve savunma ekibinde yer alan kişiler hakkında da yasal işlemler gerçekleştirildi. Savcılık, soruşturmanın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü iddialarına dayandığını belirtirken; İmamoğlu, CHP ve şüphelilerin avukatları suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu ve yeterli delile dayanmadığını savundu.[58]
Soruşturmanın kapsamı ve suçlamalar
[değiştir | kaynağı değiştir]İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu ile İBB yöneticileri ve soruşturmaya dâhil edilen diğer kişilerin belediye ihaleleri, iştirak şirketleri, reklam mecraları ve bazı hizmet alımları üzerinden örgütlü bir yapı içinde hareket ettiklerini ileri sürdü. Soruşturma kapsamında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, irtikâp, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlamaları yöneltildi. Savcılık, suçlamaların tanık ifadeleri, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, telefon trafiği kayıtları, kamera görüntüleri ve belediye işlemlerine ilişkin incelemelere dayandığını açıkladı.[59]
İmamoğlu'nun avukatları, MASAK raporlarında yer alan bazı hesaplamaların eksik ya da mükerrer kayıtlar içerdiğini ileri sürdü. Savunmaya göre İmamoğlu'nun bir taşınmaz alımında ödediği 250 bin liralık peşinat rapora alınırken kalan 5 milyon 750 bin liralık banka kredisi dikkate alınmadı. Selim İmamoğlu hakkındaki raporda ise Hırvatistan'daki şirketine yapılan bazı transferlerin birden fazla kez kaydedilmesi sonucunda toplam tutarın 637 bin 106 avro olarak gösterildiği; gerçek transfer miktarının daha düşük olduğu savunuldu.[60][61]
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak da kamuoyuna yansıyan mali analiz raporlarının para ve malvarlığı hareketlerini sıraladığını, ancak bu raporlarda tek başına rüşvet ya da yolsuzluk suçunun işlendiği yönünde bir tespit bulunmadığını söyledi.[62] Savcılık makamları ise MASAK raporlarının tek başına değil, tanık anlatımları, iletişim kayıtları, ihale belgeleri ve diğer mali bulgularla birlikte değerlendirildiğini belirtti.
Şüpheli ve sanıkların yakınlarına yönelik işlemler
[değiştir | kaynağı değiştir]İBB soruşturmasının ilerleyen aşamalarında bazı şüpheli ve sanıkların çocukları, eşleri, kardeşleri ve diğer yakınları hakkında da gözaltı, tutuklama, malvarlığına el koyma ya da adli inceleme kararları verildi. Savcılık, bu kişilerin yalnızca akrabalık ilişkileri nedeniyle değil, soruşturmaya konu olduğu ileri sürülen para hareketleri, şirket işlemleri ya da malvarlığı edinimleriyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle dosyalara dâhil edildiğini belirtti.
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş ve yeğeni Murat Keleş, soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bazı şüphelilerin ifadelerinin ardından Haziran 2025'te gözaltına alındı. İki kişi, rüşvet almak ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlamalarıyla tutuklandı.[63] Mustafa Keleş, 2026'da başlayan yargılamadaki savunmasında babasıyla arasında akrabalık dışında örgütsel bir ilişki bulunmadığını, hakkında doğrudan bir tanık beyanı olmadığını ve babası üzerinde baskı kurulmak amacıyla tutuklandığını ileri sürdü.[64] Savcılık ise Keleş ailesinin bazı üyelerinin soruşturmaya konu para teslimleri ve mali işlemlerde rol aldığını öne sürdü.[65]
Mayıs 2026'da İmamoğlu'nun oğlu Selim İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 18 kişi hakkında, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddiasıyla ayrı bir soruşturma başlatıldı. Mahkeme, bu kişilere ait banka hesapları ve kiralık kasalar hakkında el koyma kararı verdi.[66] İmamoğlu ve CHP, Selim İmamoğlu'nun soruşturmaya dâhil edilmesini aile üyeleri üzerinden siyasi ve psikolojik baskı kurulmasının bir örneği olarak değerlendirdi. Savcılık makamları ise hesap hareketleri ve mali incelemeler kapsamında yeterli şüphe oluştuğunu belirtti.
İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu'na ait taşınmazlarda da arama ve inceleme işlemleri yapıldı; aileye ait şirketler ve malvarlıkları soruşturmanın mali boyutu kapsamında araştırıldı. Savunma makamları, doğrudan suç isnadı bulunmayan ya da dosyayla bağlantısı sınırlı yakınların soruşturmalara dâhil edilmesinin şüphelileri etkin pişmanlık kapsamında ifade vermeye zorlayan bir yöntem olduğunu ileri sürdü. Savcılık ise aile bağının tek başına işlem gerekçesi olmadığını ve her kişi bakımından para transferleri, şirket ilişkileri ya da başka maddi bulgulara dayanıldığını savundu.
İnsan hakları kuruluşları, yakınlar hakkında işlem yapılmasının ancak kişisel cezai sorumluluğu ortaya koyan somut ve bireyselleştirilmiş delillere dayanması gerektiğini; aile bağının baskı aracı olarak kullanılmasının adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi bakımından sorun yaratacağını belirtti. İlgili işlemlerin şüphelileri ifade vermeye zorlamak amacıyla gerçekleştirildiği yönündeki iddialar, sanıklar ve muhalefet tarafından ileri sürülmüş olup bu yönde kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır.
Gizli tanıklar ve etkin pişmanlık ifadeleri
[değiştir | kaynağı değiştir]Soruşturmanın ilk aşamasında tanık beyanları önemli yer tuttu. Başsavcılık Mayıs 2025'te, o tarihte yürütülen mali soruşturmada gizli tanık bulunmadığını açıkladı.[67] Daha sonra hazırlanan iddianamede ise kod adlarıyla kaydedilen 15 gizli tanığın ifadelerine yer verildi. Savcılık bu ifadeleri mali raporlar, iletişim kayıtları ve diğer delillerle birlikte sundu; savunma makamları ise bazı ifadelerin duyuma dayandığını, somut olaylarla yeterince desteklenmediğini ve tanıkların güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini ileri sürdü.[68] Soruşturma kapsamında bazı şüpheliler, Türk Ceza Kanunu'ndaki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla belediye ihaleleri, para transferleri ve savcılığın ileri sürdüğü örgütsel yapı hakkında ifade verdi. İfade veren bazı tutuklular, konutu terk etmeme, yurt dışına çıkış yasağı ya da imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleriyle tahliye edildi.[69] CHP ve sanık avukatları, tutukluluğun ifade vermeyi teşvik eden bir baskı aracı olarak kullanıldığını ve tahliyelerin verilen ifadelerle bağlantılı olduğunu savundu. Savcılık makamları ise tahliye kararlarının şüphelilerin soruşturmayla iş birliği yapması ve örgütsel yapıya ilişkin bilgi vermesi üzerine mahkemelerce alındığını belirtti.[68]
Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren bazı kişilerin tahliye edilmesi ve haklarındaki adli ya da mali tedbirlerin daha sonra hafifletilmesi, uygulamanın soruşturmada ödüllendirme aracı olarak kullanıldığı iddialarına yol açtı. “Suç örgütü lideri” olmakla suçlanan Aziz İhsan Aktaş, iki kez etkin pişmanlık ifadesi verdikten sonra Haziran 2025'te ev hapsiyle tahliye edildi; ev hapsi Ağustos 2025'te, kendisinin ve bazı yakınlarının bireysel banka hesaplarındaki blokeler ise Nisan 2026'da kaldırıldı.[70][71] Etkin pişmanlıktan yararlanan başka sanıklar bakımından da ev hapsi, doğrudan kayyım ya da hesap blokesi gibi tedbirlerin kaldırıldığı veya denetim kayyımına çevrildiği bildirildi. CHP, tutuklu sanıkların suçlamaları kabul etmeleri ya da başka kişileri suçlamaları karşılığında özgürlük ve malvarlığı bakımından avantaj elde ettiğini ileri sürdü; savcılık makamları ise tedbir değişikliklerinin şüphelilerin iş birliği, delil durumu ve mahkemelerin ölçülülük değerlendirmesine dayandığını belirtti.
CHP ayrıca Murat Kapki'ye savcılık ifadesi öncesinde eşinin de gözaltına alındığının bildirilmesini, yakınları üzerinden etkin pişmanlık ifadesi vermeye zorlandığı iddiasına örnek gösterdi. Kapki daha sonra daha önce verdiği etkin pişmanlık ifadelerinden vazgeçtiğini açıkladı. Vedat Şahin'in daha önce verdiği dört ifadenin üçünü geri çektiği, Elif Güven'in de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma isteğinden vazgeçtiği bildirildi. Savunma makamları, ifadelerin geri çekilmesini ilk beyanların baskı, tahliye beklentisi ya da yönlendirme altında verilmiş olabileceğinin göstergesi olarak sundu; savcılık ise önceki ifadelerin diğer delillerle birlikte hukuken değerlendirilebileceğini savundu.
Yargılama sırasında etkin pişmanlıktan yararlanan bazı kişilerin beyanlarında iç çelişkiler bulunduğu da ileri sürüldü. Sanık avukatları, Adem Soytekin'in belirli kişilere rüşvet verip vermediği ve bazı toplantılara ilişkin anlatımlarının farklı aşamalarda değiştiğini belirtti.[72] Bir müştekinin 500 bin dolar rüşvet verdiği iddiasını banka dekontu yerine taraflar arasında düzenlendiği belirtilen imzalı bir belgeyle desteklemesi ve iddianamede Fatih Keleş'in tutuklu bulunduğu bir tarihte başka bir sanıkla görüştüğünün ileri sürülmesi de savunma tarafından maddi hata ve delillerin güvenilirliği tartışmalarına örnek gösterildi. Savcılık ve müşteki tarafları ise tanık anlatımlarının yalnızca banka kayıtlarına değil, yazılı belgeler ve dosyadaki diğer bulgularla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Malvarlığı tedbirleri ve şirketlere kayyım
[değiştir | kaynağı değiştir]Soruşturma kapsamında şüphelilere ait banka hesapları, taşınmazlar ve şirketler hakkında el koyma ve kayyım tedbirleri uygulandı. Nisan 2025'te, aralarında İmamoğlu İnşaat, Nuhoğlu İnşaat, Asoy İnşaat ve Karsal Örme'nin de bulunduğu 24 şirkete doğrudan kayyım, 28 şirkete ise denetim kayyımı atandı. Kayyım görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na verildi.[73] Sonraki operasyonlarda soruşturma kapsamındaki başka kişilere ait şirketler hakkında da el koyma ve kayyım kararları verildi.[74] Savcılık, malvarlığı tedbirlerinin suçtan elde edildiği ileri sürülen gelirlerin korunması, devredilmesinin önlenmesi ve şirket faaliyetlerinin denetlenmesi amacıyla uygulandığını belirtti. İmamoğlu'nun avukatları ve CHP ise henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadan geniş kapsamlı el koyma ve kayyım tedbirlerine başvurulmasının mülkiyet hakkını ve masumiyet karinesini ihlal ettiğini savundu. Tedbirlerin kapsamı ve şirketlerin yönetiminin TMSF'ye devredilmesi, soruşturmanın ceza yargılamasının ötesindeki ekonomik sonuçları bakımından da tartışıldı.[75][73]
İddianame ve yargılama
[değiştir | kaynağı değiştir]Kasım 2025'te tamamlanan iddianamede 402 kişi şüpheli ya da sanık olarak gösterildi ve İmamoğlu'nun oluşturulduğu ileri sürülen yapının kurucusu ve yöneticisi olduğu öne sürüldü. Savcılık, yapının kamu zararına neden olduğunu ve rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü kurma suçlarının işlendiğini ileri sürdü. İmamoğlu ve CHP suçlamaları reddederek soruşturmanın cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik siyasi bir dava olduğunu savundu; hükûmet ise yargının bağımsız hareket ettiğini belirtti.[75] İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yaklaşık sekiz ay süren soruşturmanın ardından 11 Kasım 2025'te iddianameyi tamamladı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25 Kasım'da kabul edilen yaklaşık 3 bin 800 sayfalık iddianamede 402 kişi sanık olarak gösterildi. İddianamenin kabul edildiği sırada sanıkların 105'i tutuklu, 170'i adli kontrol altındaydı; yedi kişi hakkında yakalama kararı bulunuyordu. İmamoğlu hakkında 142 ayrı suçlama yöneltildi ve toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası istendi.[76]
Yargılama 9 Mart 2026'da, Marmara Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda başladı. Davanın ilk duruşmasında iddianamenin özeti okundu ve sanıkların kimlik tespiti ile savunmalarının alınmasına geçildi. İmamoğlu suçlamaları reddederek soruşturmanın kendisini siyasetten uzaklaştırmayı amaçladığını savundu. CHP yöneticileri ve sanık avukatları yargılamanın kamuoyuna açık biçimde yürütülmesi ve duruşmaların canlı yayımlanması çağrısında bulundu. Savcılık makamları ise suçlamaların tanık ifadeleri, mali incelemeler, iletişim kayıtları, ihale belgeleri ve dijital materyallere dayandığını belirtti.[77][78]
Dosyanın büyüklüğü ve sanık sayısı nedeniyle savunmalar gruplar hâlinde alındı. Yargılama sırasında bazı sanıklar tahliye edilirken bazı sanıkların tutukluluğunun devamına karar verildi. Birleştirilen dosyalar ve sonradan davaya eklenen sanıklarla birlikte Temmuz 2026'da sanık sayısı 414'e ulaştı. 8 Temmuz tarihli duruşmada Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de aralarında bulunduğu altı kişinin tahliyesine karar verildi; böylece tutuklu sanık sayısı 53'e düştü. İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında savunma süresi ve duruşma düzenine ilişkin tartışmalar yaşandı. Dava Temmuz 2026 itibarıyla devam etmektedir.[79][80]
Ekrem İmamoğlu'na yönelik diğer davalar
[değiştir | kaynağı değiştir]| Durum | Sayı |
|---|---|
| Sonuçlanmış davalar | 4 |
| Karar verilmiş, kanun yolu süren davalar | 2 |
| Duruşma aşamasındaki davalar | 6 |
| Soruşturma aşamasındaki dosyalar | 5 |
| Toplam | 17 |
İmamoğlu hakkında İBB soruşturmasından ayrı olarak üniversite diploması, seçim kurulu üyelerine yönelik sözleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve bir bilirkişi hakkındaki açıklamaları ile “siyasal casusluk” suçlamalarına ilişkin çeşitli dava ve soruşturmalar yürütüldü. Bu dosyaların bir bölümünde hapis cezası ve siyasi yasak istendi. İmamoğlu, davaların kendisini cumhurbaşkanlığı yarışının dışında bırakmayı amaçlayan siyasi bir sürecin parçaları olduğunu savundu; hükûmet ise yargının bağımsız hareket ettiğini belirtti.[81][82]
Diploma davaları
[değiştir | kaynağı değiştir]İstanbul Üniversitesinin İmamoğlu'nun diplomasını iptal etmesinin ardından İmamoğlu, idari işlemin kaldırılması için dava açtı. İstanbul 5. İdare Mahkemesi Ocak 2026'da başvuruyu reddetti; İmamoğlu'nun hukuk ekibi kararı istinafa taşıdı. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi de Mart 2026'da yürütmenin durdurulması isteğini reddetti. Üniversite diplomasının cumhurbaşkanı adaylığı için anayasal bir koşul olması nedeniyle karar, İmamoğlu'nun adaylığı açısından hukuki engel oluşturdu.[82][83]
İmamoğlu hakkında ayrıca diplomasını kullandığı gerekçesiyle “zincirleme şekilde resmî belgede sahtecilik” suçlamasıyla ceza davası açıldı. Savcılık 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası verilmesini istedi. Dava 2025'te başladı ve 2026 boyunca devam etti; İmamoğlu suçlamayı reddederek diplomanın üniversite tarafından verildiğini ve yıllar sonra iptal edilmesinin siyasi amaç taşıdığını savundu.[84]
“Ahmak” davası
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu, 2019 İstanbul seçimlerinin iptal edilmesine ilişkin bir açıklamasında kullandığı sözler nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret etmekle suçlandı. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi Aralık 2022'de İmamoğlu'na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi ve Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca siyasi yasak uygulanmasına hükmetti. İmamoğlu, sözlerinin dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya yönelik olduğunu savundu.[85] İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen dosyadaki mahkûmiyet kararını Eylül 2025'te onadı. Dosya daha sonra Yargıtay incelemesine taşındı. Kararın kesinleşmesi hâlinde İmamoğlu hakkında siyasi yasak uygulanabilecek olması, davanın olası cumhurbaşkanlığı adaylığı açısından önemini artırdı.[86]
Akın Gürlek hakkındaki açıklamalarına ilişkin dava
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesine yönelik açıklamaları nedeniyle kamu görevlisine hakaret, tehdit ve terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme suçlamalarıyla dava açıldı. Temmuz 2025'te mahkeme, İmamoğlu'nu hakaret ve tehdit suçlarından toplam 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırırken hedef gösterme suçundan beraatine karar verdi. Kararın kesinleşmesi için kanun yolu incelemelerinin tamamlanması gerektiği belirtildi.[87] İmamoğlu suçlamaları reddederek sözlerinin Gürlek'in ailesine değil, kamu görevi ve siyasi faaliyetlerine yönelik olduğunu savundu. CHP, davayı İmamoğlu üzerinde siyasi yasak oluşturabilecek dosyalardan biri olarak değerlendirdi; hükûmet temsilcileri ise siyasetçilerin kamu görevlilerine yönelik suç teşkil eden açıklamalar bakımından ayrıcalığa sahip olmadığını belirtti.[87]
Bilirkişi davası
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu hakkında Ocak 2025'te düzenlediği basın toplantısında bazı CHP'li belediyelere ilişkin soruşturmalarda görev alan bir bilirkişinin taraflı hareket ettiğini ileri sürmesi üzerine soruşturma başlatıldı. İmamoğlu, bilirkişiyi ya da tanığı etkilemeye teşebbüs ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlamalarıyla yargılanmaya başladı. Savcılık hapis cezasının yanı sıra siyasi yasak uygulanmasını da istedi.[88] İmamoğlu, açıklamalarının kamuya açık yargı süreçlerine ilişkin siyasi eleştiri niteliğinde olduğunu ve bilirkişinin adını ilk kez kendisinin açıklamadığını savundu. Muhalefet, soruşturmanın açıklamadan kısa süre sonra başlatılmasını yargı üzerindeki siyasi baskının göstergesi olarak değerlendirdi.
Siyasal casusluk davası
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla dava açıldı. Savcılık, kişisel veriler ile seçim kampanyalarına ilişkin bilgilerin yabancı kişi ya da kuruluşlarla bağlantılı biçimde kullanıldığını ileri sürdü. İmamoğlu, bu soruşturma kapsamında 26 Ekim 2025'te ayrıca tutuklandı. Böylece Mart 2025'teki İBB mali soruşturmasından kaynaklanan tutukluluğunun yanı sıra, siyasal casusluk dosyasından verilen ikinci ve bağımsız bir tutuklama kararıyla cezaevinde tutulmaya devam etti. Davanın ilk duruşması Mayıs 2026'da İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.[89] İmamoğlu ve diğer sanıklar suçlamaları reddetti. İmamoğlu, davanın siyasi kariyerini ve cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik olduğunu savunurken savcılık suçlamaların dijital veriler, iletişim kayıtları ve tanık beyanlarına dayandığını belirtti. Dava Temmuz 2026 itibarıyla devam etmektedir.[90]
CHP'li belediyelere yönelik diğer operasyonlar
[değiştir | kaynağı değiştir]İBB merkezli soruşturmaların yanı sıra İstanbul dışındaki CHP'li belediyelere yönelik ayrı soruşturmalar da başlatıldı. Temmuz 2025'te İzmir Büyükşehir Belediyesine düzenlenen operasyonda eski belediye başkanı Tunç Soyer ile CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Soruşturma, belediye iştiraki üzerinden yürütülen kooperatif projelerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına dayandırıldı.[91] 5 Temmuz 2025'te Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ayrı yolsuzluk soruşturmaları kapsamında gözaltına alındı. Böcek daha sonra tutuklanırken, Karalar ve Tutdere hakkındaki işlemler İstanbul'da yürütülen ve Aziz İhsan Aktaş'ın ifadelerini de içeren soruşturmayla ilişkilendirildi. CHP operasyonların siyasi olduğunu savunurken hükûmet, savcılıkların ve mahkemelerin bağımsız hareket ettiğini belirtti.[92][93]
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Mansur Yavaş hakkında incelemeler
[değiştir | kaynağı değiştir]Ankara Büyükşehir Belediyesine (ABB) ilişkin çeşitli belediye harcamaları ve kaynak kullanımı iddiaları kapsamında Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izinleri verildi. Kasım 2025'te İçişleri Bakanlığı, ABB'nin 2021–2024 yılları arasındaki konser harcamalarında usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak Yavaş ve Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevini ihmal” suçlarından soruşturma yapılmasına izin verdi.[94] Yavaş karara itiraz ederek harcamaların belediye müfettişleri ve Sayıştay denetimine açık olduğunu, kendi adına doğrudan bir usulsüzlük tespiti bulunmadığını savundu.[95]
Nisan 2026'da Yavaş hakkında, 2023 genel seçimleri öncesinde Karabük'te düzenlenen bir mitingde ABB'ye ait araçların kullanıldığı iddiasıyla da soruşturma izni verildi. ABB, izin kararında Yavaş'ın emir veya talimat verdiğine ilişkin bir bulgu bulunmadığının belirtildiğini, buna karşın olayın bilgisi dışında gerçekleşmesinin beklenemeyeceği varsayımıyla sorumluluk yüklendiğini açıkladı.[96]
CHP, İmamoğlu'ndan sonra kamuoyu araştırmalarında olası cumhurbaşkanı adayları arasında gösterilen Yavaş hakkında birbirini izleyen inceleme ve soruşturma izinlerini, partinin önde gelen belediye başkanlarına yönelik baskının genişlemesi olarak değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı ve savcılık makamları ise işlemlerin siyasi konumuyla değil, belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin ihbar, denetim ve suç iddialarıyla bağlantılı olduğunu belirtti.
2026 yazındaki yeni operasyon dalgası
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalar 2026 yazında Ankara ve Kocaeli'deki büyük ilçe belediyelerine de genişledi. Temmuz 2026'da Çankaya Belediyesine yönelik rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü kurma iddialarını içeren soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ile belediye yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Güner ve 23 kişi tutuklandı; Güner daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldı.[97][98]
20 Temmuz'da İzmit Belediyesine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, eşi, belediye yöneticileri ve şirket temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 31 kişi gözaltına alındı. Soruşturma suç örgütü kurma, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma iddialarına dayandırıldı. Hürriyet'in de aralarında bulunduğu 20 kişi tutuklandı ve Hürriyet İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.[99][100]
Aynı dönemde Silivri Belediyesi ile bazı diğer CHP'li belediyelerde de belediye ihaleleri ve mali işlemler hakkında arama, gözaltı ve inceleme işlemleri gerçekleştirildi. CHP yönetimi, operasyonların farklı şehirlerde kısa aralıklarla yürütülmesini 19 Mart'ta başlayan sürecin coğrafi olarak genişletilmesi şeklinde değerlendirdi. Savcılıklar ve hükûmet temsilcileri ise her soruşturmanın ayrı ihbar, delil ve mali işlemlere dayandığını ve belediyelerin parti kimliğine göre hedef alınmadığını savundu.
Belediye yönetimlerinin el değiştirmesi
[değiştir | kaynağı değiştir]Tutuklanan belediye başkanları ve görev durumları
[değiştir | kaynağı değiştir]| Belediye başkanı | Belediye | Parti | Gözaltı | Tutuklama | Tahliye | Adli durum |
Şimdiki yönetim |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Abdurrahman Tutdere[101] | Adıyaman | CHP | 5 Temmuz 2025 | 8 Temmuz 2025 (ev hapsi) |
25 Temmuz 2025 (ev hapsi iptali) |
Serbest | Göreve iade edildi |
| Ahmet Özer[101] | Esenyurt (İstanbul) | CHP | 29 Ekim 2024 | 30 Ekim 2024 | 14 Temmuz 2025 11 Kasım 2025 |
Serbest | Kayyım |
| Alaattin Köseler[102] | Beykoz (İstanbul) | CHP | 27 Şubat 2025 | 3 Mart 2025 6 Eylül 2025 3 Temmuz 2026 |
— | Tutuklu | Başkan vekili |
| Ali Ercan Akpolat[103] | Adalar (İstanbul) | CHP | 19 Haziran 2026 | 23 Haziran 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Birsen Orhan[104] | Tunceli | DEM | 23 Kasım 2024 | 30 Kasım 2024 | 3 Aralık 2024 | Serbest | Kayyım |
| Bora Balcıoğlu[105] | Silivri (İstanbul) | CHP | 12 Haziran 2026 | 15 Haziran 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Ekrem İmamoğlu[106] | İstanbul Büyükşehir | CHP | 19 Mart 2025 | 23 Mart 2025 27 Ekim 2025 |
— | Tutuklu | Başkan vekili |
| Erdal Beşikçioğlu | Etimesgut (Ankara) | CHP | 30 Temmuz 2026 | 3 Ağustos 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Fatma Kaplan Hürriyet[107] | İzmit (Kocaeli) | CHP | 20 Temmuz 2026 | 23 Temmuz 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Fikret Albayrak | Akçakoca (Düzce) | CHP | 22 Mayıs 2026 | 23 Mayıs 2026 17 Temmuz 2026 |
17 Temmuz 2026 | Tutuklu | Başkan vekili |
| Görkem Duman[108] | Buca (İzmir) | CHP | 1 Haziran 2026 | 5 Haziran 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Hakan Bahçetepe[109] | Gaziosmanpaşa (İstanbul) | CHP | 31 Mayıs 2025 | 3 Haziran 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Hasan Akgün[106] | Büyükçekmece (İstanbul) | CHP | 31 Mayıs 2025 | 3 Haziran 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Hasan Mutlu[110] | Bayrampaşa (İstanbul) | CHP | 13 Eylül 2025 | 16 Eylül 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Hoşyar Sarıyıldız[111] Nuriye Arslan |
Akdeniz (Mersin) | DEM | 10 Ocak 2025 | 13 Ocak 2025 | 31 Ekim 2025 | Serbest | Kayyım |
| Hüseyin Can Güner[112] | Çankaya (Ankara) | CHP | 11 Temmuz 2026 | 15 Temmuz 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| İnan Güney[106] | Beyoğlu (İstanbul) | CHP | 15 Ağustos 2025 | 18 Ağustos 2025 | 8 Temmuz 2026 | Serbest | Başkan vekili |
| İsmail Yetişkin[113] | Seferihisar (İzmir) | CHP | 25 Haziran 2026 | 30 Haziran 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Kadir Aydar[106] | Ceyhan (Adana) | CHP | 31 Mayıs 2025 | 3 Haziran 2025 | 22 Nisan 2026 | Serbest | Başkan vekili |
| Mehmet Murat Çalık[106] | Beylikdüzü (İstanbul) | CHP | 19 Mart 2025 | 23 Mart 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Muhittin Böcek[106] | Antalya Büyükşehir | CHP | 5 Temmuz 2025 | 5 Temmuz 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Mustafa Bozbey[114] | Bursa Büyükşehir | CHP | 31 Mart 2026 | 4 Nisan 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Mustafa Günay[115] | Güzelbahçe (İzmir) | CHP | 25 Mayıs 2026 | 26 Mayıs 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Mustafa Turgut[116] | Silifke (Mersin) | CHP | 19 Haziran 2026 | 22 Haziran 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Niyazi Nefi Kara[117] | Manavgat (Antalya) | CHP | 4 Temmuz 2025 | 8 Temmuz 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Onur Yiğit | Balçova (İzmir) | CHP | 25 Haziran 2026 | 28 Haziran 2026 (ev hapsi) |
22 Temmuz 2026 | Serbest | Başkan vekili |
| Onursal Adıgüzel[118] | Ataşehir (İstanbul) | CHP | 18 Nisan 2026 | 21 Nisan 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Oya Tekin[106] | Seyhan (Adana) | CHP | 30 Mayıs 2025 | 3 Haziran 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Ömer Günel[106] | Kuşadası (İzmir) | CHP | 13 Mart 2026 | 16 Mart 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Özgür Kabadayı[106] | Şile (İstanbul) | CHP | 10 Temmuz 2025 | 14 Temmuz 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Resul Emrah Şahan[106] | Şişli (İstanbul) | CHP | 19 Mart 2025 | 23 Mart 2025 12 Eylül 2025 |
11 Şubat 2026 | Tutuklu | Kayyım |
| Rıza Akpolat[106] | Beşiktaş (İstanbul) | CHP | 13 Ocak 2025 | 16 Ocak 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Sinem Dedetaş | Üsküdar (İstanbul) | CHP | 29 Temmuz 2026 | 31 Temmuz 2026 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Tanju Özcan[106] | Bolu | CHP | 28 Şubat 2026 | 2 Mart 2026 11 Nisan 2026 18 Haziran 2026 |
— | Tutuklu | Başkan vekili |
| Utku Caner Çaykara[106] | Avcılar (İstanbul) | CHP | 31 Mayıs 2025 | 3 Haziran 2025 | — | Tutuklu | Başkan vekili |
| Zeydan Karalar[106] | Adana Büyükşehir | CHP | 5 Temmuz 2025 | 8 Temmuz 2025 | 5 Şubat 2026 | Serbest | Başkan vekili |
Tablo, görevde oldukları sırada en az bir kez tutuklanan belediye başkanlarını göstermektedir. Birden fazla tarih bulunan hücreler, kişinin aynı süreçte birden fazla kez tutuklandığını veya tahliye edildiğini gösterir. Adli ve idari durumlar 31 Temmuz 2026 itibarıyladır. Olay tarihinde görevde olmayan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tabloya dâhil edilmemiştir.
Görevden uzaklaştırmalar, kayyımlar ve başkan vekilleri
[değiştir | kaynağı değiştir]Belediye başkanları hakkında yürütülen adli işlemlerin ardından belediye yönetimlerinin nasıl sürdürüleceği, başkanların görevden uzaklaştırılma gerekçelerine ve ilgili belediyelerde uygulanan idari usule göre farklılık gösterdi. Bazı belediyelere İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanırken, bazı belediyelerde belediye meclisleri kendi üyeleri arasından başkan vekili seçti. Bu nedenle benzer adli süreçlerin ardından belediye yönetimlerinde farklı yöntemler uygulandı.
Tutuklama kararı olmaksızın görevden uzaklaştırılan ve yerlerine kayyım atanan belediye başkanları da oldu. Hakkâri Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış, 3 Haziran 2024'te gözaltına alınarak görevden uzaklaştırıldı ve yerine Hakkâri Valisi kayyım olarak atandı. Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan, haklarında verilen hapis cezaları gerekçe gösterilerek 4 Kasım 2024'te görevden uzaklaştırıldı. Bahçesaray Belediye Başkanı Ayvaz Hazır, Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de Kasım 2024'te görevden uzaklaştırılarak yerlerine kayyım görevlendirildi. Siirt Belediye Başkanı Sofya Alağaş, Kağızman Belediye Başkanı Mehmet Alkan ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Abdullah Zeydan ise 2025'te haklarında verilen mahkûmiyet kararlarının ardından görevden uzaklaştırıldı ve belediyelere kayyım atandı. Zeydan, kayyım atamasından önce gözaltına alınmış ancak tutuklanmadan serbest bırakılmıştı.
Bazı belediye başkanları ise gözaltına alındıktan sonra tutuklanmadan görevlerine devam etti. Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol ve Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki hakkında gözaltı işlemi uygulandı; her iki belediye başkanı da daha sonra serbest bırakılarak görevlerini sürdürdü.
Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı da tutuklanmaksızın görevden uzaklaştırılan belediye başkanları arasında yer aldı. Demirçalı, Seyhan ve Çukurova belediyelerindeki imar usulsüzlüğü iddialarına ilişkin davada “rüşvet vermek” suçundan Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince 3 Nisan 2026'da 5 yıl 3 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Bu hükmün ardından 21 Nisan 2026'da İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı ve belediye yönetimi daha sonra belediye meclisince seçilen başkan vekiline geçti.
Görevden uzaklaştırılan bazı belediye başkanları daha sonra tahliye edilmelerine rağmen görevlerine iade edilmedi. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tahliye edilmelerinin ardından da görev dışında kaldı; ilgili belediyelerin yönetimi kayyım veya belediye meclisince seçilen başkan vekilleri tarafından sürdürüldü.
Muhalefet, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasını ve özellikle belediye meclislerinin başkan vekili seçmesi yerine merkezî yönetim tarafından kayyım atanmasını seçmen iradesine müdahale olarak değerlendirdi. Hükûmet ise görevden uzaklaştırmaların geçici tedbir niteliğinde olduğunu, belediye mevzuatına dayandığını ve ceza soruşturmalarının sağlıklı biçimde yürütülmesini amaçladığını belirtti.[119]
Siyasi transferler
[değiştir | kaynağı değiştir]2024 yerel seçimlerinin ardından, muhalefet partilerinden seçilmiş bazı milletvekilleri ve belediye başkanları partilerinden ayrılarak AKP'ye katıldı. Milletvekili geçişleri ağırlıklı olarak İYİ Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisinden gerçekleşirken, yerel yönetimlerde CHP, İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi ve diğer partilerden seçilen belediye başkanlarının AKP'ye katıldığı görüldü. Bu transferler, süreçte yerel ve ulusal düzeyde siyasi dengeleri etkileyen gelişmeler arasında değerlendirildi.
AKP'ye katılan milletvekilleri ile belediye başkanları, seçildikleri parti ve katılma tarihleriyle birlikte aşağıda gösterilmiştir.
AKP'ye katılan milletvekilleri
[değiştir | kaynağı değiştir]
|
|
|
AKP'ye katılan belediye başkanları
[değiştir | kaynağı değiştir]- Afyon[131] - CHP; 13 Mayıs 2026
- Ahırlı (Konya)[132] - İYİ Parti; 14 Mayıs 2025
- Aksu (Antalya)[133] - CHP; 19 Kasım 2025
- Altınekin (Konya)[132] - YRP; 14 Mayıs 2025
- Altınova (Yalova)[134] - CHP; 14 Ağustos 2025
- Araplı, Sorgun (Yozgat)[135] - YRP; 19 Ağustos 2025
- Arsin (Trabzon)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
- Aşdağul, Ortaköy (Çorum)[137] - CHP; 26 Ocak 2026
- Aydın Büyükşehir[134] - CHP; 14 Ağustos 2025
- Aydınlar, Adilcevaz (Bitlis)[138] - YRP; 14 Mayıs 2025
- Ayvacık (Samsun)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Aziziye (Erzurum)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Balpınar, Merkez (Batman)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
- Banaz (Uşak)[139] - Bağımsız; 14 Ağustos 2024
- Beşiri (Batman)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
- Beyhan, Palu (Elazığ)[140] - Bağımsız; 19 Şubat 2025
- Beykoz (İstanbul)[141] - CHP; 13 Eylül 2025
- Bozköy, Çiftlik (Niğde)[142] - CHP; 7 Mayıs 2026
- Bozkurt (Kastamonu)[143] - Bağımsız; 14 Ağustos 2025
- Bükardı, Arıcak (Elazığ)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Çat, Merkez (Tokat)[144] - YRP; 16 Nisan 2026
- Çaybaşı (Ordu)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Çekmeköy (İstanbul) - CHP, 1 Ağustos 2026
- Çumra (Konya)[137] - YRP; 26 Ocak 2026
- Dinar (Afyonkarahisar)[145] - CHP; 13 Mayıs 2026
- Doğanhisar (Konya)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Emirgazi (Konya)[146] - YRP; 11 Eylül 2025
- Feke (Adana)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Gemerek (Sivas)[147] - YRP; 11 Ocak 2025
- Göle (Ardahan)[148] - CHP; 8 Ekim 2025
- Hamur (Ağrı)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
- Hasankeyf (Batman)[140] - CHP; 19 Şubat 2025
- Haymana (Ankara)[149] - CHP; 22 Haziran 2026
- Horasan (Erzurum)[139] - İYİ Parti; 14 Ağustos 2024
- Hüyük (Konya)[136] - Bağımsız; 9 Ekim 2024
- Ilıcalar, Merkez (Bingöl)[148] - YRP; 8 Ekim 2025
- İkiköprü, Beşiri (Batman)[136] - DEM; 9 Ekim 2024
- Kadışehri (Yozgat)[137] - YRP; 26 Ocak 2026
- Kalkım, Yenice (Çanakkale)[150] - Bağımsız; 26 Ocak 2025
- Karaağaçlı, Merkez (Muş)[140] - YRP; 19 Şubat 2025
- Karacabey (Bursa)[151] - İYİ Parti; 21 Nisan 2025
- Karalar, İdil (Şırnak)[137] - CHP; 26 Ocak 2026
- Kargın, Tercan (Erzincan)[140] - YRP; 19 Şubat 2025
- Karkamış (Gaziantep)[152] - CHP; 5 Aralık 2024
- Keçiören (Ankara)[153] - CHP; 25 Haziran 2026
- Keşan (Edirne)[153] - CHP; 25 Haziran 2026
- Köprüköy (Erzurum)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Köseli, Çiçekdağı (Kırşehir)[136] - Demokrat Parti; 9 Ekim 2024
- Ladik (Samsun)[147] - YRP; 4 Ocak 2025
- Nevşehir[154] - İYİ Parti; 25 Haziran 2026
- Ören, Eynesil (Giresun)[148] - YRP; 8 Ekim 2025
- Rüstemgedik, Bulanık (Muş)[148] - DEVA; 8 Ekim 2025
- Saimbeyli (Adana)[139] - Bağımsız; 14 Ağustos 2024
- Sancak, Merkez (Bingöl)[148] - YRP; 8 Ekim 2025
- Sarayönü (Konya)[133] - YRP; 19 Kasım 2025
- Sarıcan, Karakoçan (Elazığ)[138] - Saadet Partisi; 14 Mayıs 2025
- Sarıpınar, Bulanık (Muş)[148] - DEVA; 8 Ekim 2025
- Selendi (Manisa)[140] - YRP; 19 Şubat 2025
- Serik (Antalya)[155] - CHP; 15 Nisan 2026
- Seydişehir (Konya)[146] - CHP; 11 Eylül 2025
- Sivrice (Elazığ)[140] - YRP; 19 Şubat 2025
- Söke (Aydın)[134] - CHP; 14 Ağustos 2025
- Sultanhisar (Aydın)[134] - CHP; 14 Ağustos 2025
- Suvarlı, Besni (Adıyaman)[140] - DEVA; 19 Şubat 2025
- Şehitkamil (Gaziantep)[134] - CHP; 14 Ağustos 2025
- Şenoba, Uludere (Şırnak)[140] - YRP; 19 Şubat 2025
- Şile (İstanbul) - CHP, 1 Ağustos 2026
- Şiran (Gümüşhane)[148] - Demokrat Parti; 8 Ekim 2025
- Tuzla (İstanbul) - CHP, 1 Ağustos 2026
- Vakfıkebir (Trabzon)[136] - Bağımsız; 9 Ekim 2024
- Yakakent (Samsun)[156] - İYİ Parti; 4 Ocak 2025
- Yalıhüyük (Konya)[157] - YRP; 9 Ekim 2024
- Yalvaç (Isparta)[134] - İYİ Parti; 14 Ağustos 2025
- Yaygın, Merkez (Muş)[155] - Saadet; 15 Nisan 2026
- Yayladüzü, Eleşkirt (Ağrı)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
- Yaylakent, Orta (Çankırı)[140] - YRP; 19 Şubat 2025
- Yedisu (Bingöl)[136] - İYİ Parti; 9 Ekim 2024
- Yenikent, Gediz (Kütahya)[140] - İYİ Parti; 19 Şubat 2025
- Yenipazar (Aydın)[134] - CHP; 14 Ağustos 2025
- Yenişehir (Bursa)[151] - İYİ Parti; 21 Nisan 2025
- Yeşilova, Merkez (Muş)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Yeşiltepe (Aksaray)[134] - İYİ Parti; 14 Ağustos 2025
- Yıldız, Merkez (Sivas)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
- Yoncalı, Bulanık (Muş)[139] - YRP; 14 Ağustos 2024
- Yücekapı, Eleşkirt (Ağrı)[136] - YRP; 9 Ekim 2024
Belediye başkanı geçişlerinin en fazla tartışılanlarından biri, 2009'dan beri Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olan Özlem Çerçioğlu'nun Ağustos 2025'te CHP'den ayrılarak AKP'ye katılması oldu. Çerçioğlu ile birlikte Aydın'ın üç ilçe belediye başkanı da AKP'ye geçti.[158] Çerçioğlu, CHP yönetimiyle yaşadığı ve parti içinde çözülemeyen anlaşmazlıklar nedeniyle ayrıldığını açıkladı. AKP'ye katılım töreninde belediyesine yönelik soruşturmalardan çekinmediğini belirterek geçişinin baskı sonucunda gerçekleştiği iddialarını reddetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise katılımları AKP'nin yerel yönetimlerdeki gücünün ve kapsayıcılığının göstergesi olarak sundu.[158]
CHP yönetimi, bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesinde merkezî hükûmet kaynaklarına erişim, belediyelere yönelik soruşturma tehdidi ve hukuki koruma beklentisinin etkili olduğunu ileri sürdü. Özgür Özel, Çerçioğlu'na belediyesi hakkında soruşturma açılacağı ve tutuklanabileceği yönünde baskı yapıldığını öne sürdü; ancak bu iddiayı destekleyen bağımsız bir kanıt sunmadı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ile Çerçioğlu bu iddiayı reddetti.[158]
Temsil ve seçmen iradesi tartışmaları
[değiştir | kaynağı değiştir]Belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması, yerlerine kayyım ya da başkan vekili atanması ve seçildikleri partiden başka bir partiye geçmeleri, yerel yönetimlerde temsil ve seçmen iradesi tartışmalarına yol açtı. Muhalefet, bu uygulamaların farklı hukuki ve siyasi yöntemlerle CHP'nin 2024 yerel seçimlerinde elde ettiği belediye yönetimlerini zayıflattığını savundu. Hükûmet ise görevden uzaklaştırmaların mevzuat gereği olduğunu, parti değişikliklerinin de seçilmiş kişilerin özgür siyasi tercihleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.[158][2]
Reuters, Temmuz 2026'da CHP içindeki bölünme, bazı belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılması ve bazı seçilmişlerin parti değiştirmesinin muhalefetin yerel ve ulusal örgütlenmesini etkilediğini bildirdi.[159]
Belediyelerin hizmetlerinin idari ve mali yollarla engellendiği iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP'li belediyeler, 2024 yerel seçimlerinin ardından merkezî yönetimin kredi onayları, sosyal güvenlik borçlarının tahsili, bütçe kesintileri, izin süreçleri ve kamu kurumlarının idari kararları yoluyla belediye hizmetlerini sınırlandırdığını ileri sürdü. Hükûmet ise işlemlerin belediyelerin siyasi kimliğine göre değil, mali mevzuat, borçların tahsili ve kamu kaynaklarının korunması amacıyla uygulandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aralık 2024'te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarının daha etkin biçimde tahsil edilmesi yönünde talimat verdiğini açıkladı. Kamuoyunda “belediyeleri silkeleme” olarak anılan açıklamanın ardından bazı belediyelerin merkezî bütçeden ve İller Bankasından aldığı paylardan kesintiler yapıldı; belediye hesaplarına haciz ve bloke işlemleri uygulandı. CHP'li belediye başkanları, kesintilerin ani ve yüksek oranlı olmasının personel ödemeleri, çöp toplama, ulaşım ve diğer temel hizmetlerin finansmanını zorlaştırdığını savundu.[160]
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İller Bankasından alınan payın yaklaşık yüzde 40 oranında kesildiğini, SGK'nin belediye hesaplarına bloke ve haciz uyguladığını ve belediyenin İller Bankasına yaptığı kredi başvurularından sonuç alamadığını açıkladı. Mutlu, çöp aracı alınması gibi bazı işlemler için dahi bakanlık izni gerektiğini ve bu uygulamaların yerel yönetimlerin mali özerkliğini azalttığını savundu.[160] CHP'li diğer belediyeler de borç kesintilerinin ağırlıklı olarak muhalefet belediyelerini etkilediğini ve tahsilat yöntemlerinin belediyeleri hizmet üretemez hâle getirmeyi amaçladığını ileri sürdü.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, belediyelerin birikmiş prim borçlarının tahsil edilmesinin SGK'nin mali sürdürülebilirliği ve emeklilerin haklarının korunması bakımından zorunlu olduğunu belirtti. Bakan Işıkhan, en yüksek borçların bazı CHP'li belediyelere ait olduğunu ve belediyelerin siyasi aidiyetleri nedeniyle değil, ödenmemiş kamu borçları nedeniyle takibe alındığını söyledi.[161] Hükûmet temsilcileri ayrıca belediyelerin borçlarını yapılandırma, taşınmaz devri ya da taksitlendirme yoluyla ödeme imkânlarının bulunduğunu belirtti.
İBB ve diğer büyükşehir belediyeleri, dış finansmanla yürütülen metro, ulaşım ve altyapı projelerinde merkezî yönetimin onay süreçlerinin geciktirildiğini de ileri sürdü. İBB, 2019'dan sonra metro projeleri için yaklaşık 2,3 milyar avro dış finansman sağlandığını ve bu kredilerin Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Belediye Meclisi ile Hazine ve Maliye Bakanlığının onayına tabi olduğunu açıkladı.[162] Belediye yönetimi, bazı projelerin finansman onaylarının geciktirilmesini siyasi engelleme olarak nitelendirirken hükûmet, dış borçlanma başvurularının belediyelerin borçluluk düzeyi, proje uygunluğu ve kamu maliyesi ölçütleri çerçevesinde değerlendirildiğini savundu.
Tasarruf genelgeleri, kamu personeli ve araç alımına ilişkin izinler, imar ve çevre kararları ile bazı belediye projelerinin merkezî kurumların onayına bağlı olması da yerel yönetimlerin yetki ve kaynakları hakkındaki tartışmanın parçası oldu. CHP, bu araçların özellikle muhalefet belediyelerine karşı seçici biçimde kullanıldığını ileri sürdü. Hükûmet ise düzenlemelerin bütün kamu kurumlarına ve belediyelere uygulanan genel mali disiplin kuralları olduğunu belirtti.
Belediyelerin idari ve mali olarak engellendiği yönündeki iddialar, farklı uygulamaların ortak ve merkezî bir siyasi planın parçası olduğu varsayımına dayanması nedeniyle tartışmalıdır. Bazı belediyeler bakımından kaynak kesintileri, kredi reddi ya da izin gecikmeleri belgelenmiş olmakla birlikte, işlemlerin tamamının siyasi amaçla gerçekleştirildiğini ortaya koyan kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır.
CHP'nin kurumsal yapısına yönelik davalar
[değiştir | kaynağı değiştir]
İstanbul il kongresi ve il yönetimine kayyım atanması
[değiştir | kaynağı değiştir]İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2 Eylül 2025'te CHP'nin 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresi'nde delege iradesinin usulsüz biçimde etkilendiği iddiasıyla kongrede alınan kararların uygulanmasını tedbiren durdurdu. Mahkeme, İl Başkanı Özgür Çelik ile il yönetimini görevden uzaklaştırarak eski CHP milletvekili Gürsel Tekin ve beraberindeki heyeti geçici olarak il yönetimine atadı. Aynı iddialara ilişkin ayrı bir ceza davasında Çelik ve diğer bazı parti yöneticileri hakkında seçim mevzuatına aykırılık suçlamaları yöneltildi.[163]
CHP yönetimi mahkeme kararını parti üyelerinin iradesine müdahale olarak nitelendirdi. Kararın ardından polis, İstanbul İl Başkanlığı binasının çevresini kapattı ve 8 Eylül'de mahkeme tarafından atanan heyetin binaya girmesini sağladı.[163] CHP, daha sonra olağanüstü il kongresi düzenledi ve Özgür Çelik'i yeniden il başkanı seçti.[164] Hükûmet temsilcileri ise işlemlerin CHP içinden yapılan şikâyetlere dayanan bağımsız yargı süreçleri olduğunu savundu.[164]
38. Olağan Kurultay davası
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP'nin 4–5 Kasım 2023 tarihlerinde düzenlenen 38. Olağan Kurultayı hakkında, bazı delegelere para ya da menfaat sağlanarak oylarının etkilenmiş olduğu iddiasıyla hukuk ve ceza süreçleri başlatıldı. Hukuk davasında kurultayın iptali ve önceki parti yönetiminin göreve dönmesi istendi. Ayrı ceza davasında ise Ekrem İmamoğlu ile birlikte 11 kişi, delegelerin oylarını etkilemeye yönelik usulsüzlüklerde bulundukları iddiasıyla yargılandı.[165]
CHP yönetimi, delegelere menfaat sağlandığı iddialarını reddetti ve davaların partinin seçilmiş yönetimini değiştirmeyi amaçladığını savundu. Davaya bakan ilk derece mahkemesi Ekim 2025'te, Özgür Özel'in 2025 yılında yapılan sonraki kurultaylarda yeniden genel başkan seçilmiş olmasını da dikkate alarak iptal isteğini reddetti. Davacılar bu karara karşı kanun yoluna başvurdu.[165] Kurultaya ilişkin hukuk davası ile ceza davasının farklı hukuki niteliklere sahip olduğu, ceza davasındaki olası bir mahkûmiyetin kurultay sonucunu kendiliğinden geçersiz kılmayacağı yönünde görüşler de ileri sürüldü.[166]
CHP hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan bildirim
[değiştir | kaynağı değiştir]İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB soruşturmasına ilişkin iddianamenin tamamlandığı 11 Kasım 2025'te, iddianamede CHP'nin faaliyetleriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bazı bulguları Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdi. Bildirimde, belediye kaynaklarının parti faaliyetleri ve seçim çalışmaları için kullanıldığı, seçimlerin güvenilirliğine ve demokratik düzene sistematik biçimde müdahale edildiği yönünde iddialara yer verildi; Anayasa'nın 68 ve 69. maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu kapsamında gereğinin değerlendirilmesi istendi.[167]
Bildirim ilk olarak kamuoyunda CHP hakkında kapatma davası açılması talebi olarak yorumlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra yaptığı açıklamada CHP'nin kapatılması yönünde doğrudan bir bildirimde bulunulmadığını, iddianamede yer alan bulguların Siyasi Partiler Kanunu uyarınca görevli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletildiğini belirtti.[168] Siyasi partiler hakkında kapatma davası açma yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, davayı karara bağlama yetkisi ise Anayasa Mahkemesine aitti; dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı tek başına kapatma davasının açıldığı anlamına gelmiyordu.
CHP yönetimi, bildirimi belediye soruşturmalarının parti tüzel kişiliğine yöneltilmesi ve ana muhalefet partisinin kapatılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılması olarak değerlendirdi. Hükûmet ve savcılık makamları ise işlemin kanunda öngörülen bildirim yükümlülüğünden ibaret olduğunu ve nihai değerlendirmenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılacağını belirtti.
Kurultayın iptali ve parti yönetiminin değiştirilmesi
[değiştir | kaynağı değiştir]
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026'da verdiği ihtiyati tedbir kararıyla 2023 kurultayını ve Özgür Özel yönetiminin seçildiği sonraki kurultayları geçersiz saydı. Mahkeme, Özel ile parti yönetimini görevden uzaklaştırarak Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki önceki yönetimi tedbiren yeniden göreve getirdi.[165][169]
Özel ve görevden uzaklaştırılan parti yönetimi kararı “yargı darbesi” olarak nitelendirerek parti genel merkezini terk etmeyeceklerini açıkladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kararı bir siyasi partinin iç seçimlerine yönelik olağan dışı bir yargı müdahalesi ve örgütlenme özgürlüğü bakımından ciddi bir sorun olarak değerlendirdi.[165] Adalet Bakanı Akın Gürlek ise kararın hukuka uygun olduğunu ve vatandaşların demokrasiye duyduğu güveni güçlendirdiğini savundu.[165] Kılıçdaroğlu yönetiminin yeniden göreve gelmesi, parti yönetimi ve milletvekilleri arasında bölünmeye yol açtı; Özel ve beraberindeki bazı milletvekilleri daha sonra CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi parti kurdu.[170]
Medya, internet ve ifade özgürlüğü
[değiştir | kaynağı değiştir]
Gazetecilere yönelik adli işlemler
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart operasyonu ve sonrasındaki protestoları izleyen gazeteciler gözaltı, tutuklama ve polis müdahaleleriyle karşılaştı. Gazetecileri Koruma Komitesi, protestolar sırasında en az dokuz gazetecinin evlerine baskın düzenlendiğini, sahada çalışan başka gazetecilerin gözaltına alındığını ve çok sayıda basın mensubunun polis müdahalesi sırasında yaralandığını bildirdi. AFP foto muhabiri Yasin Akgül'ün de aralarında bulunduğu beş foto muhabiri, protestolara katıldıkları iddiasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakıldı ve haklarında dava açıldı.[171][172] BBC muhabiri Mark Lowen ise protestoları izlediği sırada gözaltına alındıktan sonra sınır dışı edildi.[171]
Gazetecilere yönelik adli işlemler protestoları izleyen basın mensuplarıyla sınırlı kalmadı. İsmail Saymaz, 19 Mart 2025'te 2013'teki Gezi Parkı olayları sırasında yürüttüğü gazetecilik faaliyetleri ve yaptığı görüşmeler gerekçe gösterilerek gözaltına alındı; daha sonra ev hapsine ve yurt dışına çıkış yasağına tabi tutuldu.[173] Gazeteci Furkan Karabay, İmamoğlu, CHP'li belediyeler ve İstanbul'daki yargı süreçlerine ilişkin haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle Mayıs 2025'te tutuklandı; 200 günü aşkın tutukluluğun ardından serbest bırakıldıktan sonra Ocak 2026'da yeniden gözaltına alınarak ev hapsine alındı.[174][175]
Gazeteci Fatih Altaylı da Haziran 2025'te Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin bir kamuoyu araştırmasını yorumladığı yayındaki sözleri nedeniyle Cumhurbaşkanını tehdit etmekle suçlanarak tutuklandı. Altaylı, sözlerinin tarihsel örnekler üzerinden seçmenlerin sandık hakkına verdiği önemi anlattığını ve tehdit içermediğini savundu. Kasım 2025'te dört yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı.[176][177]
Basın meslek örgütleri; gazeteciler hakkında haberleri, sosyal medya paylaşımları ve siyasi yorumları nedeniyle birbirini izleyen gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve adli kontrol kararları verilmesini eleştirel gazetecilik üzerinde caydırıcı bir baskı olarak değerlendirdi. Yetkililer ise işlemlerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle değil, tehdit, hakaret, yanlış bilgi yayma, terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme ya da başka suç oluşturduğu ileri sürülen fiiller nedeniyle gerçekleştirildiğini belirtti.
Televizyon kanalları ve basın kuruluşlarına yönelik yaptırımlar
[değiştir | kaynağı değiştir]Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), protestoları ve CHP mitinglerini yayımlayan muhalif televizyon kanallarına para cezaları ve yayın durdurma yaptırımları uyguladı. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, yayın ilkelerini ihlal ettiği değerlendirilen kanalların lisanslarının iptal edilebileceğini açıkladı. Gazeteciler ve basın meslek örgütleri bu işlemleri haber alma ve ifade özgürlüğünün sınırlandırılması olarak değerlendirirken yetkililer yaptırımların yayın mevzuatının ihlal edilmesine dayandığını savundu.[171] Ekim 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “siyasal casusluk” soruşturması kapsamında TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. Aynı gün kanalın sahibi olan ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık AŞ'ye mahkeme kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu yönetim kayyımı olarak atandı. Başsavcılık, Yanardağ'ın soruşturmaya konu olduğu ileri sürülen eylemlerinde kanalı kullandığını ve şirketin resmî sahibi ile fiilî yönetimi arasında farklılık bulunduğunu belirtti.[178]
TELE1 yönetimi, muhalefet partileri ve basın meslek örgütleri kararı, eleştirel bir televizyon kanalının mülkiyet ve yayın yönetiminin ceza soruşturması yoluyla kamu kontrolüne geçirilmesi olarak değerlendirdi. Savcılık makamları ise kararın kanalın yayın çizgisine değil, şirketin soruşturmayla bağlantılı olduğu ileri sürülen kullanımına ve ilgili ceza muhakemesi hükümlerine dayandığını belirtti. TELE1'e TMSF atanması, daha önce uygulanan para cezası ve geçici yayın durdurmalarından farklı olarak kanalın yönetiminin doğrudan kayyıma devredilmesi nedeniyle medya üzerindeki yaptırımların ağırlaşması biçiminde yorumlandı.
Sosyal medya ve dijital erişim engelleri
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart operasyonunun ardından sosyal medya platformlarına erişim yavaşlatıldı ve operasyonlar ile protestolara ilişkin paylaşım yapan çok sayıda hesap hakkında erişim engeli kararları verildi. İçişleri Bakanlığı, suç işlemeye tahrik ve halkı kin ve düşmanlığa yönlendirme içerdiği değerlendirilen yüzlerce hesap hakkında işlem yapıldığını açıkladı. Platform X ise Türk makamlarının talebi üzerine 700'ü aşkın hesabın Türkiye'den görünürlüğünü sınırlandırdığını, bazı taleplere karşı yasal yollara başvurduğunu bildirdi.[179]
İmamoğlu'nun yaklaşık 10 milyon takipçisi bulunan kişisel X hesabı, 8 Mayıs 2025'te millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle Türkiye'den erişime engellendi. Kararın belirli bir paylaşım yerine hesabın tamamına uygulanması hukukçular ve ifade özgürlüğü örgütleri tarafından ölçüsüz bulundu.[180] İmamoğlu adına paylaşımların sürdürüldüğü Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabı ve İmamoğlu'yla bağlantılı başka hesaplar hakkında da daha sonraki tarihlerde erişim engeli kararları verildi.
Erişim engellerinin ardından bazı kullanıcıların Bluesky ve Mastodon gibi alternatif platformlara yöneldiği bildirildi. Bununla birlikte bu platformlardaki bazı hesap ve içerikler ile protestoları destekleyen müzik ve video kayıtları hakkında da Türkiye'den erişim engeli kararları alındı. Muhalefet ve dijital hak kuruluşları kararları hükûmet karşıtı siyasi iletişimi sınırlandırma girişimi olarak değerlendirirken yetkililer işlemlerin mahkeme ve idari makam kararlarıyla, millî güvenlik, kamu düzeni ve suç oluşturan içeriklerin önlenmesi gerekçeleriyle uygulandığını belirtti.
Siyasi açıklamalara ilişkin soruşturma ve tazminat davaları
[değiştir | kaynağı değiştir]Süreç boyunca Özgür Özel ve İmamoğlu'nun Erdoğan, hükûmet üyeleri, savcılar ve yürütülen soruşturmalar hakkındaki açıklamaları ceza soruşturmalarının yanı sıra manevi tazminat davalarına da konu oldu. Erdoğan ve avukatları, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle farklı konuşmalar nedeniyle yüz binlerce liradan bir milyon liraya kadar değişen tutarlarda tazminat talep etti. Mayıs 2026'da Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi, Özel'in Temmuz 2025'te yaptığı bir konuşma nedeniyle Erdoğan'a 300 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.[181]
Erdoğan'ın avukatları, Özel'in konuşmalarında kullandığı “cunta”, “darbeci”, “zalim” ve benzeri nitelemeler ile İmamoğlu'nun hükûmet ve yargı mensuplarına ilişkin açıklamalarının siyasi eleştirinin sınırlarını aştığını savunarak farklı tarihlerde, çoğunlukla 500 bin ile 1 milyon lira arasında manevi tazminat talepli davalar açtı. CHP, aynı siyasi tartışmalara ilişkin tekrarlanan ceza soruşturmaları, dokunulmazlık fezlekeleri ve tazminat davalarını muhalefet yöneticilerini konuşmaktan caydırmayı amaçlayan hukuki ve mali baskı olarak değerlendirdi. Davacı taraflar ise her açıklamanın ayrı bir kişilik hakkı ihlali oluşturduğunu ve davaların siyasi faaliyetleri engellemeyi değil, hukuka aykırı ifadelerin sonuçlarını gidermeyi amaçladığını belirtti.
Akın Gürlek'e ilişkin tartışmalar
[değiştir | kaynağı değiştir]Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde kamuya ait bir şirketin yönetim kurulunda görev yapıp yapmadığı ve bu görevden gelir elde edip etmediği Kasım 2025'te siyasi tartışma konusu oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gürlek'in Eti Maden İşletmelerinin Lüksemburg'daki iştiraki Etimine SA'nın yönetim kurulunda yer aldığını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürüttüğü dönemde şirketten ücret aldığını ileri sürdü. Özel, iddiasını şirket kayıtları olduğunu belirttiği belgelerle destekledi ve hâkim ve savcıların yasalarda öngörülenler dışında başka görev alamayacağı hükmünün ihlal edildiğini savundu.[182]
Gürlek, yönetim kurulu üyeliğine Adalet Bakan Yardımcılığı döneminde atandığını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atanmasının ardından görevden ayrılmak için dilekçe verdiğini açıkladı. İstifa dilekçesinin şirket tarafından daha sonra işleme alındığını, bu tarihten sonra herhangi bir yönetim kurulu kararına imza atmadığını ve ücret almadığını söyledi. AKP'li eski milletvekili Şamil Tayyar da Gürlek'in yönetim kurulu üyeliğinin bakan yardımcılığı sırasında başladığını, başsavcılığa atanmasıyla sona erdiğini ve geçiş döneminde hesabına yatırılan bir ödemenin iade edildiğini belirtti.[183][184]
CHP, Gürlek'in görevi hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna başvuruda bulundu. HSK'nin ilgili dairesi, Aralık 2025'te başvuru üzerine soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verdi.[185] Muhalefet, söz konusu tartışmayı Gürlek'in başsavcı olarak yürüttüğü siyasi açıdan hassas soruşturmalardaki tarafsızlığı ve kamu göreviyle bağdaşmayan faaliyet yasağı bakımından gündeme getirirken Gürlek, iddiaların kendisini ve yürüttüğü soruşturmaları itibarsızlaştırmayı amaçladığını savundu.[183]
İnsan hakları ve tutukluluk koşulları
[değiştir | kaynağı değiştir]Tutukluluk tedbirleri
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu, ilçe belediye başkanları, belediye yöneticileri ve diğer şüpheliler hakkındaki tutuklama kararları, soruşturmaların siyasi niteliğine ilişkin tartışmaların yanı sıra tutukluluğun gerekliliği ve ölçülülüğü bakımından da eleştirildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu'nun tutuklanmasını ceza adaleti sisteminin siyasi bir rakibi etkisizleştirmek amacıyla kullanılması olarak değerlendirdi ve serbest bırakılması çağrısında bulundu. Hükûmet temsilcileri ise tutuklama kararlarının bağımsız mahkemelerce, dosyalardaki deliller ve kaçma ya da delilleri etkileme riski değerlendirilerek verildiğini savundu.[186]
İBB soruşturmasına ilişkin iddianamenin hazırlanmasına kadar bazı şüpheliler aylar boyunca tutuklu kaldı. Kasım 2025'te düzenlenen iddianamede İmamoğlu ile birlikte 401 kişi hakkında kamu görevini kötüye kullanma, suç örgütü kurma ya da örgüte üye olma, rüşvet, dolandırıcılık ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalara yer verildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu'nun Mart 2026'da başlayan yargılamaya kadar yaklaşık bir yıl tutuklu kalmasını ve çok sayıda seçilmiş belediye yöneticisinin tutuklanmasını siyasi örgütlenme özgürlüğü ile serbest ve adil seçimler bakımından sorunlu buldu.[12][11]
Sanık avukatları, tutukluluğun devamına ilişkin kararların kişilerin özel durumları değerlendirilmeden kalıp gerekçelerle verildiğini ileri sürdü. Mehmet Pehlivan'ın avukatı Tora Pekin, 9 Ocak, 6 Şubat ve 6 Mart 2026 tarihli kararlarda aynı metnin ve “sanıkarın” biçimindeki aynı yazım hatasının tekrarlandığını belirterek kararları “kopyala-yapıştır” olarak nitelendirdi. Pekin, sanıkların kaçma veya delilleri etkileme risklerinin bireyselleştirilmediğini savundu.[187] Mahkeme ise suçlamaların niteliği, delil durumu ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı gerekçesiyle tutuklulukların sürdürülmesine karar verdi.[188]
CHP yöneticileri, İmamoğlu'nun bazı siyasetçiler ve milletvekilleriyle görüşmelerinin sınırlandırılmasını “tecrit” olarak nitelendirdi. Nuri Aslan ve Özgür Çelik'in ziyaret başvurularına bir dönem izin verilmediği veya yanıt verilmediği, Ümit Özdağ'ın da İmamoğlu'nu ziyaret etme taleplerinin kabul edilmediğini söylediği bildirildi. Haziran 2026'da CHP Sözcüsü Zeynel Emre, milletvekillerinin görüşmelerinin yasaklandığını ileri sürdü; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ise genel bir görüşme yasağı bulunduğu iddiasını reddetti ve işlemlerin cezaevi mevzuatı ile izin usulleri kapsamında yürütüldüğünü açıkladı.[189] Bazı milletvekilleri ve siyasi parti yöneticilerinin farklı tarihlerde İmamoğlu'nu ziyaret edebilmiş olması nedeniyle kısıtlamaların mutlak bir ziyaret yasağı değil, belirli kişiler ve dönemler bakımından uygulanan izin sınırlamaları olduğu belirtildi.
Savunma hakkı ve duruşmalara erişim
[değiştir | kaynağı değiştir]İBB davasının duruşmaları, İstanbul kent merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Marmara Cezaevi yerleşkesindeki mahkeme salonunda görülmeye başlandı. Duruşmalarda tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve izleyiciler için ayrılan alanların yetersizliği ile yerleşkeye girişte uygulanan kimlik kontrolleri ve sınırlamalar tartışma konusu oldu.[190]
İnsan Hakları İzleme Örgütü, avukatların, gazetecilerin ve kamuoyunun duruşmalara erişimine getirilen kısıtlamaların yargılamanın aleniliğini zedelediğini belirtti. Kuruluş, yüzü aşkın tutuklu sanığın bulunduğu davada kamuoyu ile basının etkili biçimde duruşmaları izleyebilmesi gerektiğini savundu. Mahkeme heyeti ise salon düzeni ve giriş sınırlamalarının güvenlik, kapasite ve yargılamanın düzenli yürütülmesi amacıyla uygulandığını belirtti.[190]
Savunma avukatları, soruşturma aşamasında bazı müdafilerin aynı dosyadaki bir şüpheliyle görüştükten sonra diğer şüphelilerle görüşmelerinin engellendiğini ve bunun ortak savunmanın hazırlanmasını zorlaştırdığını ileri sürdü. Bazı tahliye taleplerinin dilekçeler henüz dosyaya ulaşmadan reddedildiği ve İnan Güney ile dokuz şüphelinin aynı ifadeler kullanılan sevk yazılarıyla tutuklamaya gönderildiği de iddia edildi. Savcılık ve mahkemeler ise işlemlerin soruşturmanın bütünlüğü, çıkar çatışması ihtimali ve dosyadaki ortak deliller gözetilerek Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında gerçekleştirildiğini belirtti.
Yargılama başladıktan sonra savunma, reddihâkim talebi hakkında üst mahkeme kararı beklenmeden duruşmalara devam edilmesini, iddianamede örgütün yöneticisi olarak gösterilen İmamoğlu'nun sorgusunun 106. sıraya bırakılmasını ve 142 suçlamaya ilişkin esas savunması için ayrılan sürenin sınırlandırılmasını adil yargılanma hakkına aykırı buldu. Mahkeme heyeti ise sanık sırasının yargılamanın düzenli yürütülmesi amacıyla belirlendiğini ve bütün sanıklara savunma hakkı tanındığını bildirdi. Mayıs 2026'daki bir duruşmada gazeteci Ferhat Murat'ın basına ayrılan bölüm yerine adli personele ayrılan alanda bulunduğu ve mahkeme heyetinin kullandığı bölümden çıktığı iddiası da avukatların itirazına yol açtı. Mahkeme ve güvenlik görevlileri, salon içindeki yerleşim ve giriş yetkilerinin güvenlik ile akreditasyon kuralları çerçevesinde düzenlendiğini belirtti.
Yargılamaların canlı yayımlanması tartışması
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP ve İmamoğlu, İBB soruşturmasına ilişkin duruşmaların kamuoyunun suçlamaları ve savunmaları doğrudan izleyebilmesi amacıyla TRT üzerinden canlı yayımlanmasını istedi. Özgür Özel, soruşturmanın iktidar tarafından kamuoyunda “asrın yolsuzluğu” olarak sunulduğunu belirterek, yargılamanın canlı yayımlanmasının savcılığın iddiaları ile sanıkların yanıtlarının doğrudan karşılaştırılmasını sağlayacağını savundu.[191]
CHP, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda değişiklik yapılarak kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği davaların mahkeme kararıyla sesli ve görüntülü olarak yayımlanabilmesini öngören bir yasa teklifi sundu. Var olan mevzuatta duruşma salonlarında ses ya da görüntü kaydı yapılması genel olarak yasak olduğundan, TRT'nin mahkeme kararı olmaksızın yargılamayı canlı yayımlaması mümkün değildi.[191]
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Temmuz 2025'te CHP'nin isteğini “makul ve meşru” olarak nitelendirdi ve milletin iddialar ile savunmaları doğrudan izleyebilmesi için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.[191] Cumhurbaşkanı Erdoğan da Bahçeli'nin açıklaması sorulduğunda öneriyi olumlu karşıladığını belirterek bunun “güzel bir takdir” olduğunu söyledi.[192] Bahçeli, Kasım 2025'te çağrısını yineleyerek yargılamanın TRT başta olmak üzere televizyonlardan canlı yayımlanmasının hukuk ve demokrasi güvenliğine katkıda bulunacağını savundu.[193]
Buna karşın ilgili kanun teklifi yasalaşmadı ve Mart 2026'da başlayan ana İBB davası TRT tarafından canlı yayımlanmadı. Duruşmalar, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda basın ve sınırlı sayıda izleyici tarafından takip edildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, mahkemenin avukatlar, gazeteciler ve kamuoyunun duruşmaya erişimine keyfî sınırlamalar getirdiğini; gazetecilerin mahkeme heyeti ve sanıkları izlemekte zorlandıkları uzak bir bölüme yerleştirildiğini belirtti.[194]
Canlı yayın taraftarları, davanın siyasi önemi, sanık sayısı ve tarafların birbirine zıt iddiaları nedeniyle şeffaflığın kamu güvenini güçlendireceğini savundu. Buna karşı çıkan hukukçular ise yayınların tanıkları etkileyebileceğini, sanıkların kişilik haklarını ve masumiyet karinesini zedeleyebileceğini ve mahkeme salonunu siyasi bir gösteri alanına dönüştürebileceğini belirtti. Tartışma, yargılamanın aleniliği ile sesli ve görüntülü yayın yasağı arasındaki fark üzerinde yoğunlaştı.
Protestoculara yönelik kötü muamele iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart sonrasındaki gösteriler sırasında ve gözaltı merkezlerinde protestocuların darp, tehdit, hakaret ve uzun süre ters kelepçeyle tutulma gibi kötü muamelelere uğradıklarına ilişkin iddialar gündeme geldi. Uluslararası Af Örgütü, 19–26 Mart 2025 tarihleri arasında meydana gelen olaylara ilişkin incelemesinde, kolluk kuvvetlerinin bazı müdahalelerde hukuka aykırı ve ayrım gözetmeyen güç kullandığına ve bazı vakaların işkence ya da diğer kötü muamele biçimleri oluşturabileceğine ilişkin bulgular bulunduğunu açıkladı.[195]
Af Örgütü, olaylara ilişkin hızlı, bağımsız ve etkili soruşturmalar yürütülmesini istedi. İnsan hakları örgütleri ayrıca barışçıl protestolara katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan ya da tutuklanan kişilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu. İçişleri Bakanlığı ise gösteriler sırasında polise saldırıldığını, kamu malına zarar verildiğini ve kolluk müdahalelerinin yasadışı eylemleri sonlandırmak amacıyla gerçekleştirildiğini savundu.[196]
Tutuklu ve sanıklara yönelik fiziksel ve psikolojik kötü muamele iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]İBB soruşturması kapsamında gözaltına alınan ya da tutuklanan bazı kişiler, gözaltı, cezaevine kabul, nakil ve ifade işlemleri sırasında fiziksel ya da psikolojik kötü muameleye uğradıklarını ileri sürdü. İddialar arasında çıplak arama, tehdit, uzun süre uygun olmayan alanlarda bekletme, uykusuz bırakma, ters ya da sıkı kelepçeyle nakil, temel ihtiyaçların karşılanmaması, aile üyeleri üzerinden baskı kurulması, uzun süreli izolasyon ve uzak cezaevlerine sevk yer aldı. İlgili kamu kurumları bazı iddiaları reddederken insan hakları ve meslek kuruluşları bunların bağımsız biçimde soruşturulması çağrısında bulundu.[197]
Gözaltında uykusuz bırakılma da kötü muamele iddiaları arasında yer aldı. İmamoğlu'nun 19 Mart'taki gözaltısının ardından, aralarında CHP'li siyasetçilerin de bulunduğu bazı kişiler İmamoğlu'nun ifade işlemleri öncesinde 48 saati aşan süre boyunca uyuyamadığını veya uyumasına imkân tanınmadığını ileri sürdü.[198] Gözaltında uykusuz bırakılmaya ilişkin iddialar bakımından kamu makamlarınca kamuoyuna açıklanmış bağımsız bir inceleme sonucu bulunmadı.
İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, İBB davasındaki savunmasında gözaltında ve cezaevine kabulü sırasında çıplak aramaya maruz bırakıldığını, uygun olmayan bir alanda tutulduğunu ve çocukları üzerinden tehdit edildiğini ileri sürdü.[199] İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, çıplak arama ve uygunsuz alanda tutulma iddialarını reddederek işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü açıkladı. İçişleri Bakanlığı ise kamuoyundaki tartışmaların ardından iddiaların araştırılması için mülkiye ve polis müfettişleri görevlendirdi.[200]
İBB Medya AŞ'nin eski genel müdürü İpek Elif Atayman, Marmara Cezaevi'nden Afyon 2 Nolu T Tipi Cezaevine isteği dışında ve saatler süren kelepçeli bir yolculukla sevk edildiğini, kelepçeler nedeniyle bileklerinin zarar gördüğünü, cezaevinde günlerce yatak verilmediği için yerde yattığını, yetersiz beslendiğini ve görüşme hakkının sınırlandırıldığını belirtti. Türk Tabipleri Birliği, bu iddiaları insan onurunu hedef alan sistematik ve ağır hak ihlalleri olarak nitelendirdi.[197] Atayman ayrıca ifade vermeye ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya yönlendirilmek amacıyla kendisine baskı yapıldığını savundu.[201]
İmamoğlu'nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, daha önce aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılmasına karşın Mayıs 2025'te yeniden gözaltına alındı ve tutuklandı. İmamoğlu, tek başına çocuğunu büyüten Kasapoğlu'nun kısa ifade işlemleri için tekrar tekrar gözaltına alınmasını ve günlerce hücrede tutulmasını “işkence” olarak nitelendirdi.[202] Kasapoğlu'nun durumunda fiziksel işkenceye ilişkin bağımsız olarak doğrulanmış bir bulgu kamuoyuna yansımadı; tartışma daha çok tekrarlanan gözaltılar, tutuklama tedbiri ve aile yaşamı üzerindeki psikolojik etkiler üzerinden yürütüldü.
Tutukluların yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarındaki koşulları da kötü muamele ve tecrit tartışmalarına konu oldu. Kamuoyunda ve insan hakları kuruluşlarının açıklamalarında “kuyu tipi cezaevi” olarak adlandırılan S, Y ve diğer yeni tip yüksek güvenlikli cezaevleri, büyük ölçüde tek kişilik hücrelere dayanan yapıları, ortak yaşam alanlarının ve diğer mahpuslarla temasın sınırlı olması nedeniyle eleştirildi. Türk Tabipleri Birliği ve diğer meslek ve hak örgütleri, bu cezaevlerinde uzun süreli sosyal izolasyonun mahpusların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğini belirterek kurumlarda inceleme yapılmasını istedi.[203]
19 Mart süreci kapsamında tutuklanan bazı kişiler de bu tür cezaevlerine sevk edildi. İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan ile danışmanı Murat Ongun, Tekirdağ'daki Karatepe Y Tipi Cezaevi'nde tutuldu.[204] Pehlivan, cezaevindeki koşulların mahpusların günde 23 saate varan sürelerle tek başına tutulmasına ve diğer kişilerle temaslarının büyük ölçüde sınırlandırılmasına yol açtığını ileri sürerek uygulamayı ağır izolasyon ve insanlık dışı muamele olarak nitelendirdi. Türk Tabipleri Birliği ise “kuyu tipi” olarak nitelendirilen cezaevlerine yönelik eleştirilerini belirli bir davayla sınırlı tutmayarak bu kurumların genel infaz koşullarının insan hakları ve sağlık hakkı bakımından incelenmesi gerektiğini savundu.[203]
İmamoğlu da tutukluluğu sırasında bazı uygulamaların psikolojik şiddet ve kötü muamele oluşturduğunu ileri sürdü. 5 Haziran 2026'da İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki duruşmasına fiziken götürülmek üzere Marmara Cezaevi'nden çıkarıldı; yaklaşık 60 kilometre yol alındıktan sonra aracın arızalandığı gerekçesiyle cezaevine geri götürüldü ve duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. İmamoğlu, dönüş yolunda tuvalet ihtiyacının karşılanmadığını, kendisine yeterli bilgi verilmediğini ve fiziki katılımının engellendiğini belirterek yaşananları “psikolojik şiddet” ve “işkence” olarak nitelendirdi.[205]
İmamoğlu ayrıca cezaevi ve duruşma salonları arasındaki sevkleri sırasında görevlilerce itildiğini, tuvalet ve dinlenme isteklerinin karşılanmadığını ve uzun süreli nakil uygulamalarına maruz bırakıldığını ileri sürdü. Bu iddiaların her biri bakımından resmî makamların ayrıntılı bir soruşturma sonucu kamuoyuna açıklanmadı. İnsan hakları kuruluşları, tutuklu ve sanıkların nakil ve duruşma süreçlerinde insan onuruna uygun koşulların sağlanması ve kötü muamele iddialarının etkili biçimde araştırılması gerektiğini belirtti.
Soruşturmalarda aylar süren ve bazı kişiler bakımından bir yılı aşan tutukluluk süreleri de eleştirilere konu oldu. Muhalefet temsilcileri, sanık avukatları ve insan hakları kuruluşları, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmaksızın uzun süre tutuklu kalınmasının tutuklamayı bir koruma tedbiri olmaktan çıkararak fiilî cezalandırmaya dönüştürebildiğini savundu. Hükûmet ve adli makamlar ise tutukluluk kararlarının dosyalardaki suçlamalar, delil durumu, kaçma ve delilleri etkileme ihtimali gibi yasal ölçütlere göre bağımsız yargı mercilerince değerlendirildiğini belirtti. Uzun tutukluluk sürelerine ilişkin hukuki ve usule ilişkin tartışmalar ayrıca Uzun tutukluluk ve geciken iddianameler bölümünde ele alındı.
İş dünyası, kültürel alan ve boykotlara yönelik işlemler
[değiştir | kaynağı değiştir]TÜSİAD yöneticilerine yönelik soruşturmalar
[değiştir | kaynağı değiştir]İş dünyasının hukuk ve demokrasi konularındaki açıklamaları, 19 Mart'tan önce de hükûmetle gerilime yol açmıştı. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) 13 Şubat 2025 tarihli genel kurulunda Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, belediye başkanlarının görevden alınması, kayyım uygulamaları, gazeteciler ve siyasetçiler hakkındaki soruşturmalar ile uzun tutukluluk sürelerini eleştirdi. Aras, hukuk devletine ve bağımsız yargıya duyulan güvenin ekonomik istikrar, toplumsal huzur ve yatırım ortamıyla bağlantılı olduğunu belirtti.[206]
Konuşmaların ardından Aras ile dönemin TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan hakkında “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” iddialarıyla soruşturmalar başlatıldı. İki yönetici ifadeye götürüldükten sonra yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrolle serbest bırakıldı ve haklarında dava açıldı.[207][208]
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP temsilcileri, TÜSİAD yöneticilerini seçilmiş hükûmete karşı siyasi vesayet kurmaya çalışmakla ve ekonomik güçlerini siyasal müdahale amacıyla kullanmakla suçladı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklama özgürlüğüne sahip olduğunu; ancak devam eden soruşturmalar hakkındaki ifadelerin suç oluşturup oluşturmadığına yargı makamlarının karar vereceğini söyledi.[209] Muhalefet ve ifade özgürlüğü kuruluşları ise soruşturmaları iş dünyasının hukuk devleti ve demokrasi konularında konuşmasını caydırmaya yönelik bir müdahale olarak değerlendirdi.
Boykota destek veren kişi ve kuruluşlara yönelik işlemler
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP'nin 19 Mart sonrasında hükûmete yakın medya kuruluşları ve şirketlere yönelik boykot çağrıları, iş dünyasının süreçte doğrudan taraf hâline geldiği bir başka alan oldu. Boykot çağrısı 2 Nisan 2025'te tüm alışverişin bir günlüğüne durdurulmasını hedefleyen genel tüketim boykotuna dönüştü; bazı işletmeler çağrıya destek amacıyla kapandı.[210]
Hükûmet temsilcileri boykotu ekonomik istikrarı ve toplumsal huzuru hedef alan bir “sabotaj girişimi” olarak nitelendirdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şirketlerin siyasi görüşleri nedeniyle hedef alınmasının ekonomik faaliyetlere zarar verdiğini savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da boykot çağrıları hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve ayrımcılık iddiaları kapsamında soruşturma başlattı.[210]
CHP ise tüketici boykotunun barışçıl siyasi ifade ve protesto hakkı kapsamında olduğunu belirtti. Boykot çağrılarına destek veren bazı sanatçıların projelerden çıkarılması ve bazı işletmeler hakkında idari incelemeler yapılması, hükûmet ve muhalefet yanlısı ekonomik aktörler üzerinde karşılıklı siyasi baskı uygulandığı tartışmalarına yol açtı.
Sanatçılar ve kültürel alandaki yaptırımlar
[değiştir | kaynağı değiştir]Boykot çağrısına destek veren bazı oyuncu ve kültür-sanat çalışanları hakkında adli ya da mesleki işlemler uygulandı. Oyuncu Aybüke Pusat, 2 Nisan 2025'te tüketim boykotuna destek veren bir paylaşım yapmasının ardından TRT tarafından Teşkilat dizisinin kadrosundan çıkarıldı. TRT, Pusat'ın paylaşımlarının kurumun ilkeleriyle bağdaşmadığını ve kurumun izleyicilerini hayal kırıklığına uğrattığını belirtti. Pusat'ın önceden çekilmiş bölümlerde yer almasına karşın dizinin senaryosunun yeniden düzenleneceği açıklandı.[211]
Senarist Ali Aydın'ın Pusat'ın diziden çıkarılmasını eleştirmesinin ardından senaryosunu yazdığı Rumi dizisi de TRT'nin dijital platformu tabiinin kataloğundan kaldırıldı. TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Aydın'ın kurumla devam eden bir ilişkisinin bulunmadığını ve eserin platformdan kaldırıldığını açıkladı.[211]
Oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ise genel tüketim boykotuna ilişkin paylaşımları nedeniyle 3 Nisan'da gözaltına alınan 11 kişi arasında yer aldı. Şüpheliler aynı gün adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı.[212] Oyuncular Sendikası, Üzümoğlu'nun gözaltına alınmasını ve sanatçıların boykota destek vermeleri nedeniyle mesleki yaptırımlarla karşılaşmasını eleştirdi. Muhalefet ve sanatçı örgütleri uygulamaları ifade özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirirken TRT, kamu yayıncısının kurumsal ilkelerini ve tarafsızlığını koruma yükümlülüğü bulunduğunu savundu.[213]
Kanal İstanbul tartışması
[değiştir | kaynağı değiştir]
İmamoğlu'nun tutuklanmasından sonraki haftalarda Kanal İstanbul güzergâhındaki Sazlıdere havzasında yürütülen konut projeleri yeniden siyasi tartışma konusu oldu. İmamoğlu, cezaevinden yaptığı açıklamada Sazlıdere Barajı çevresinde 24 bin konutun inşasına başlandığını ileri sürerek çalışmaların kendisinin görevden uzaklaştırılmasından yararlanılarak hızlandırıldığını savundu. Projeyi İstanbul'un su kaynaklarına ve doğal alanlarına zarar verecek bir “rant ve talan projesi” olarak nitelendirdi.[214] Muhalefet, söz konusu konut çalışmalarının Kanal İstanbul'un altyapısını oluşturduğunu ve İBB yönetiminin projeye karşı yürüttüğü hukuki ve idari mücadelenin tutuklamalarla zayıflatıldığını ileri sürdü.
Hükûmet temsilcileri konut projelerinin Kanal İstanbul'dan bağımsız sosyal konut ve şehircilik çalışmaları olduğunu belirtti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Nisan 2025'te Kanal İstanbul'un hükûmetin güncel gündeminde bulunmadığını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise bir gün sonra projenin terk edilmediğini, ancak uygun finansman sağlanana kadar uygulanmasının planlanmadığını açıkladı.[215]
Kanal İstanbul'un çevresel etkileri, özellikle İstanbul'un içme suyu kaynakları, tarım ve orman alanları, Marmara Denizi'nin ekolojik dengesi ve bölgedeki nüfus artışı bakımından uzun süredir tartışılmaktaydı. İmamoğlu ve CHP, Sazlıdere havzasındaki yapılaşmanın deprem riski bulunan İstanbul'da kaynakların var olan yapı stokunun dönüştürülmesi yerine yeni yerleşim alanlarına aktarılması anlamına geldiğini savundu. Hükûmet ise projenin İstanbul Boğazı'ndaki deniz trafiği riskini azaltacağını, ekonomik ve stratejik değer yaratacağını ve çevresel etkilerin mevzuata uygun biçimde yönetileceğini belirtti.[215]
Yargı süreçlerine ilişkin genel tartışmalar
[değiştir | kaynağı değiştir]Erdoğan'ın sürece dahli tartışmaları
[değiştir | kaynağı değiştir]Recep Tayyip Erdoğan, 9 Aralık 2024
Muhalefetin soruşturmaların siyasi iktidar tarafından yönlendirildiği yönündeki iddialarında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın operasyonlardan önce ve sonra CHP'li belediyeler ile İBB soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamalar da tartışma konusu oldu. Erdoğan ve hükûmet temsilcileri yargının bağımsız hareket ettiğini ve soruşturmaların siyasi talimatla yürütülmediğini savunurken, muhalefet Erdoğan'ın açıklamalarının daha sonra gerçekleştirilen bazı idari ve adli işlemlerle örtüştüğünü ileri sürdü.
Erdoğan, 9 Aralık 2024'te CHP'li belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim borçlarını gündeme getirirken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a hitaben belediyeleri “çok daha kararlı şekilde silkeleme[si]nde fayda” bulunduğunu söyledi.[216] Açıklamanın ardından bazı CHP yönetimindeki belediyelerin hesaplarına SGK borçları nedeniyle bloke konulması, muhalefet tarafından merkezî hükûmetin yerel yönetimler üzerinde mali baskı kurduğu iddiasına örnek gösterildi.
Recep Tayyip Erdoğan, 17 Ocak 2025
İmamoğlu hakkındaki soruşturmaların yoğunlaştığı sırada 17 Ocak 2025'te Erdoğan, CHP'nin tepkilerine ilişkin olarak “daha turpların büyükleri heybede” ifadesini kullandı.[217] İmamoğlu ve CHP yöneticileri bu sözü, henüz kamuoyuna açıklanmamış adli işlemler hakkında Cumhurbaşkanının önceden bilgi sahibi olduğu iddiasına dayanak gösterdi. Erdoğan ise açıklamalarını belediyelerde ortaya çıkarılacağını savunduğu yolsuzluk ve usulsüzlüklere ilişkin siyasi değerlendirmeler olarak sundu.
19 Mart operasyonundan sonraki aylarda Erdoğan, İBB soruşturmasındaki iddiaları “İstanbul'dan Türkiye'ye ve yurt dışına uzanan bir ahtapot” benzetmesiyle tanımladı ve soruşturmalar ilerledikçe “ahtapotun kollarının” ortaya çıktığını söyledi. Muhalefet, Cumhurbaşkanının devam eden bir ceza soruşturmasının kapsamı ve yönüne ilişkin bu tür açıklamalar yapmasını yargı bağımsızlığı ve masumiyet karinesi bakımından eleştirdi. Erdoğan ve AKP ise bu eleştirileri reddederek siyasi makamların yolsuzluk iddiaları hakkında değerlendirme yapmasının yargıya talimat anlamına gelmediğini savundu. Kasım 2025'te açıklanan İBB davası iddianamesinde "ahtapotun kolları" ifadesine yer verildi.
Soruşturmaların muhalefet üzerinde yoğunlaşması
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP ve bazı insan hakları kuruluşları, 2024 yerel seçimlerinin ardından başlatılan yolsuzluk, terör, hakaret ve seçim mevzuatına ilişkin soruşturmaların ağırlıklı olarak CHP'li belediyeler, parti yöneticileri ve İmamoğlu çevresindeki kişiler üzerinde yoğunlaştığını ileri sürdü. Temmuz 2025 itibarıyla yüzlerce kişinin gözaltına alındığı ya da tutuklandığı süreçte, aralarında İstanbul, Adana, Antalya ve çeşitli ilçe belediye başkanlarının bulunduğu çok sayıda seçilmiş CHP'li hakkında işlem yapıldı.[16] Reuters, 2025 yazında yürütülen belediye yolsuzluğu soruşturmalarının o tarihe kadar esas olarak muhalefetin yönettiği belediyelere yöneldiğini bildirdi.[218]
Muhalefet, benzer ihale, imar ve belediye harcaması iddialarının iktidar partisine mensup yerel yöneticiler bakımından aynı yoğunlukta soruşturulmadığını savundu. Bu görüşe göre, adli işlemlerin seçimlerde güç kazanan muhalefet belediyelerinde yoğunlaşması, soruşturmalarda kullanılan tutuklama ve görevden uzaklaştırma tedbirlerinin siyasi sonuç doğurmasına yol açtı. Hükûmet ise hakkında somut suç şüphesi bulunan kişilerin siyasi kimliklerine bakılmaksızın soruşturulmasının hukuk devletinin gereği olduğunu ve soruşturmaların savcılıklar tarafından bağımsız biçimde yürütüldüğünü belirtti.[16]
Karşılaştırmalı adli ve idari uygulamalar
[değiştir | kaynağı değiştir]Muhalefet, İBB'nin AKP tarafından yönetildiği dönem hakkında hazırlanan çok sayıdaki inceleme dosyasının daha sonraki CHP dönemindeki dosyalarla aynı biçimde adli sürece dönüşmediğini ileri sürdü. CHP yöneticilerine göre İBB müfettişleri tarafından 2019 öncesindeki işlemler hakkında hazırlanan ve suç ya da kamu zararı iddiaları içeren 132 dosya, İçişleri Bakanlığına ve ilgili mercilere iletilmesine karşın bunların önemli bir bölümünde soruşturma izni verilmedi ya da dosyalar işlemden kaldırıldı. CHP, kendi yönetim dönemine ilişkin benzer belediye işlemlerinin gözaltı, tutuklama ve malvarlığı tedbirlerine konu edilmesini seçici uygulama olarak değerlendirdi. Hükûmet temsilcileri ise her dosyanın içeriği, delil durumu ve soruşturma izni koşullarının farklı olduğunu; yalnızca dosya sayıları üzerinden eşit olmayan uygulama sonucu çıkarılamayacağını savundu.
Muhalefet, benzer nitelikteki ihale, araç tahsisi ve tanık beyanlarının iktidar ve muhalefet mensupları bakımından farklı adli sonuçlar doğurduğunu ileri sürdü. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İBB'nin 2019 öncesindeki yönetimi döneminde AKP Genel Merkezi, İstanbul il ve ilçe teşkilatlarına 59, Binali Yıldırım'ın 2019 seçim kampanyasına ise 42 araç tahsis edildiğini belirterek yaptığı suç duyurusuna “suç unsuru bulunmadığı” gerekçesiyle işlem yapılmadığını açıkladı.[219] CHP, kendi dönemindeki belediye araçları ve hizmet alımları hakkındaki benzer iddiaların ise ceza soruşturmalarına ve tutuklama kararlarına konu edildiğini savundu. İktidar temsilcileri, olayların sözleşme, kullanım amacı, delil ve kişisel sorumluluk bakımından aynı olmadığını ve farklı hukuki sonuçların tek başına siyasi ayrımcılığı göstermediğini belirtti.
Soruşturmanın kapsamının belirlenmesi de benzer eleştirilere konu oldu. CHP yöneticileri, İçişleri Bakanlığının bazı İBB iştiraklerinden ihale dosyalarını istemesinin ardından gönderilen ilk yanıtlarda soruşturulan şirketlerin 2019 öncesindeki AKP yönetimi döneminde de belediyeden ihale aldığının görüldüğünü; bunun üzerine yalnızca 31 Mart 2019 sonrasındaki işlem ve belgelerin gönderilmesinin istendiğini ileri sürdü. Muhalefet, aynı yüklenicilerin farklı yönetim dönemlerindeki faaliyetlerinin birlikte incelenmemesinin soruşturmanın kapsamını siyasi biçimde sınırlandırdığını savundu. İlgili makamlar ise incelemelerin belirli ihbarlar, dönemler ve somut işlemler esas alınarak yürütüldüğünü; önceki döneme ait bütün belediye işlemlerinin aynı dosyaya alınmasının zorunlu olmadığını belirtti.
Aziz İhsan Aktaş'la bağlantılı şirketlerin ihale geçmişi de bu tartışmada kullanıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırıldığı belirtilen çalışmaya göre Aktaş'la bağlantılı şirketler 15 yıl içinde 594 kamu ihalesi aldı; bunlardan 473'ü AKP yönetimindeki belediyeler veya merkezî kamu kurumları, 121'i CHP'li belediyeler tarafından verildi.[220] Muhalefet, Aktaş'ın ifadelerinin ağırlıklı olarak CHP'li belediyelerdeki işlemler bakımından gözaltı ve tutuklamalara yol açmasını seçici soruşturma örneği olarak değerlendirdi. Savcılık makamları ise soruşturmanın ihale sayısına veya belediyenin parti kimliğine değil, Aktaş'ın rüşvet verdiğini söylediği somut kişiler ve işlemler hakkındaki beyanlara dayandığını belirtti.
Benzer bir tartışma, etkin pişmanlıktan yararlanan Baki Nugay'ın ifadesi üzerinden yürütüldü. Nugay'ın Zeydan Karalar hakkındaki beyanları Karalar'ın tutuklanmasına dayanak gösterilirken, aynı ifadenin yayımlanmayan bölümünde Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Özlem Çerçioğlu'yla bağlantılı ihalelerden de söz edildiği, ancak Çerçioğlu hakkında aynı nitelikte bir işlem yapılmadığı ileri sürüldü.[221] Karalar ve CHP bu farklılığı siyasi çifte standart olarak nitelendirirken, Çerçioğlu kendisine yöneltilen baskı ve korunma iddialarını reddetti. İki kişi hakkındaki iddiaların kapsamı ve destekleyici delillerin aynı olup olmadığı kamuoyuna açıklanan belgeler üzerinden kesin biçimde belirlenemedi.
Davaların zamanlaması ve birlikte değerlendirilmesi
[değiştir | kaynağı değiştir]Soruşturmaların zamanlaması da siyasi amaç tartışmalarının başlıca unsurlarından biri oldu. İmamoğlu'nun diploması, CHP'nin cumhurbaşkanlığı ön seçimine günler kala iptal edildi; İmamoğlu, diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alındı ve CHP üyelerinin kendisini cumhurbaşkanı adayı seçtiği gün tutuklandı. Daha sonraki dönemde İmamoğlu hakkında yolsuzluk dosyasından ayrı olarak diploma, hakaret, bilirkişi açıklamaları ve siyasal casusluk suçlamalarına ilişkin davalar yürütüldü.[11]
Aynı dönemde CHP'li belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden uzaklaştırılması, parti kongreleri hakkında hukuk ve ceza davaları açılması, İstanbul il yönetiminin görevden alınması ve CHP genel yönetimini değiştiren yargı kararları birbirine paralel ilerledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu işlemlerin ayrı ayrı değil, CHP'nin seçimlere etkili bir muhalefet partisi olarak katılma kapasitesi üzerindeki toplam etkileri bakımından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.[12][165]
Tutuklama kararlarının önceden hazırlandığı iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP ve İmamoğlu'nun avukatları, 19 Mart operasyonunda gözaltına alınan çok sayıda kişi hakkındaki sorgu ve tutuklama işlemlerinin kapsamına karşın kararların kısa sürede verilmesini, tutuklamaların soruşturmanın başlangıcından önce siyasi olarak kararlaştırıldığı iddialarına dayanak gösterdi. İmamoğlu hakkında iki ayrı soruşturma yürütüldü; emniyet ve savcılık ifadelerinin ardından mali suçlamalar ile “kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında tutuklanması istendi. Sulh ceza hâkimliği, İmamoğlu'nun mali suçlamalar kapsamında tutuklanmasına, terör soruşturması bakımından ise serbest bırakılmasına karar verdi.[222][223]
İmamoğlu'nun avukatları tutuklama kararına yaptıkları itirazda; isnatların soyut, genel ve tutuklamayı gerektirecek somut delilden yoksun olduğunu, tutuklamanın ölçülülük ve son çare olma koşullarını karşılamadığını savundu. Savunma, operasyonun zamanlaması, diploma iptalinin bir gün önce gerçekleşmesi ve İmamoğlu'nun CHP'nin cumhurbaşkanlığı ön seçimine katılacak olması nedeniyle adli işlemlerin önceden belirlenmiş siyasi bir planın parçası olduğunu ileri sürdü.[224]
Hükûmet ve adli makamlar, tutuklama kararlarının siyasi makamlar tarafından önceden verildiği iddialarını reddetti. Kararların savcılığın sunduğu dosya, tanık beyanları, mali incelemeler ve diğer deliller değerlendirilerek bağımsız hâkimlikler tarafından alındığını belirttiler. Adalet Bakanlığı, yargılama sırasında bir hâkimin tutuklamayı zorunluluktan verdiğini söylediğine ilişkin 2026'da yayılan benzer bir iddiayı da “gerçeğe aykırı” ve yargı süreçlerini itibarsızlaştırmaya yönelik olarak nitelendirdi.[225] Tutuklama kararlarının operasyon öncesinde hazırlandığını gösteren bağımsız olarak doğrulanmış bir belge kamuoyuna açıklanmadı.
Hâkim, savcı ve mahkeme heyeti değişiklikleri
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu ve CHP'li belediyelere ilişkin dava ve soruşturmalarda görev yapan bazı hâkim, savcı ve mahkeme heyetlerinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararnameleriyle değiştirilmesi, yargı bağımsızlığı tartışmalarının bir başka konusu oldu. Haziran 2025 tarihli HSK kararnamesiyle İmamoğlu'nun diploma iptaline karşı açtığı davaya bakan İstanbul 5. İdare Mahkemesinin başkanı Recep Şendil İstanbul Bölge İdare Mahkemesine atandı; mahkemenin diğer üyelerinde de daha sonraki tarihlerde değişiklikler yapıldı.[226] İmamoğlu'nun avukatları, değişikliklerin mahkemenin üniversiteden diploma iptalinin dayanağı olan belgeleri istemesinden sonra gerçekleştiğini belirterek doğal hâkim ilkesinin zedelendiğini savundu.[227]
İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemindeki bir ihaleye ilişkin yargılandığı davada görev yapan hâkimin de HSK kararnamesiyle başka bir ile atanması tartışma konusu oldu. Savunma, hâkimin dört duruşma boyunca savcılığın esas hakkındaki mütalaasını sunmamasını eleştirdiğini ve yargılamada masumiyet karinesine dikkat çektiğini; kısa süre sonra görev yerinin değiştirilmesinin dava üzerindeki baskı kuşkusunu güçlendirdiğini ileri sürdü. HSK tarafından görev değişikliğinin bu davada verilen ara kararlarla bağlantılı olduğuna ilişkin özel bir gerekçe açıklanmadı.
İmamoğlu'nun Akın Gürlek hakkındaki açıklamaları nedeniyle yargılandığı davada bütün suçlamalardan beraat etmesi yönünde karşı oy kullanan hâkim Mehmet Can Kozan da Ağustos 2025'te İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinden İstanbul 45. İş Mahkemesine atandı.[228] Muhalefet, sanık lehine karar veren veya beraat yönünde oy kullanan hâkimlerin görev yerlerinin değiştirilmesini yargı mensupları üzerinde baskı oluşturduğu iddiasıyla eleştirdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan bazı sanıklar hakkında tahliye kararı veren İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi ile İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinde görev yapan hâkimlerin de daha sonraki HSK kararnameleriyle görev yerlerinin değiştirildiği bildirildi. CHP ve sanık avukatları, sanıkların lehine karar veren hâkimlerin kısa süre içinde başka görevlere atanmasını benzer davalarda görülen bir örüntünün parçası olarak değerlendirdi. HSK kararlarında ise atamaların söz konusu tahliye kararları nedeniyle yapıldığına ilişkin özel bir açıklama yer almadı.
Ana İBB davasının başlamasından önce ve yargılama sırasında mahkeme heyetine yeni üyeler atanması ve davanın daha sonra başka bir ağır ceza mahkemesine devredilmesi de benzer eleştirilere yol açtı. İmamoğlu'nun avukatları, 2024'ten sonra hakkında açılan davaların tamamında hâkim veya heyet değişikliği yaşandığını ileri sürdü. HSK kararnamelerinde ise atamaların binlerce hâkim ve savcıyı kapsayan dönemsel ana ve mazeret kararnameleri kapsamında yapıldığı belirtildi; belirli davalardaki kararlar nedeniyle gerçekleştirildiği yönünde resmî bir açıklama yapılmadı. Görev değişikliklerinin siyasi talimatla yapıldığını ortaya koyan kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır.
Ceza yargılamasının siyasi amaçla kullanıldığı iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu ve diğer seçilmiş CHP'li yöneticiler hakkındaki işlemlerin siyasi katılım, ifade özgürlüğü ve serbest seçim hakları bakımından sorun oluşturduğunu değerlendirdi. Kuruluş, soruşturmaların ve tutuklamaların görünürdeki ceza hukuku amaçlarının dışında, İmamoğlu'nu siyasetten uzaklaştırma ve CHP'nin seçimlerde rekabet etme kapasitesini zayıflatma amacı taşıdığına ilişkin güçlü göstergeler bulunduğunu ileri sürdü. Bu değerlendirmeyi, haklara getirilen kısıtlamaların öngörüldükleri amaç dışında kullanılmasını yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesiyle ilişkilendirdi.[11]
İmamoğlu'nun avukatları, soruşturmalarda gizli tanık ve etkin pişmanlık ifadelerine ağırlık verilmesini, savunma ekibindeki avukatlar hakkında işlem yapılmasını ve farklı dosyalarda tekrar eden olguların kullanılmasını savunma hakkını zayıflatan uygulamalar olarak değerlendirdi. İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, kendi tutuklanmasının savunma faaliyetlerini suç kapsamına sokmayı amaçladığını ileri sürdü.[229] Savcılık makamları ise soruşturmaların tanık beyanlarının yanı sıra mali raporlar, ihale belgeleri, iletişim kayıtları ve dijital materyallere dayandığını; avukatlık sıfatının suç işlendiğine ilişkin iddiaların soruşturulmasına engel oluşturmadığını belirtti.
“İBB borsası” iddiaları
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2025 yazında İBB soruşturması çevresinde bazı avukatların tutuklu şüpheliler ya da yakınlarıyla temas kurarak para karşılığında etkin pişmanlık ifadesi hazırlama, savcılıkla bağlantı kurma ya da tahliye sağlama vaadinde bulunduğunu ileri sürdü. Özel, bu iddiaları “İBB borsası” ya da “İBB davası borsası” olarak adlandırdı. İddialar, soruşturmadaki tutukluluk ve etkin pişmanlık uygulamalarının mali aracılık ilişkilerine dönüştüğü tartışmasına yol açtı.[230]
Özel'in kamuoyuna açıkladığı başlıca olay, İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan iş insanı Murat Kapki ile daha önce AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulunda görev yapmış avukat Mücahit Birinci arasında gerçekleştirilen cezaevi görüşmesiydi. Özel, Birinci'nin Kapki'ye İmamoğlu ve bazı İBB yöneticileri aleyhinde iddialar içeren hazır bir ifade metni sunduğunu, bu metni imzalaması ve 2 milyon ABD doları ödemesi karşılığında tahliye edileceğini söylediğini ileri sürdü.[231]
Kapki'nin Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikâyet dilekçesinde de Birinci'nin kendisinden belirli kişileri suçlayan bir ifade vermesini ve 2 milyon dolar ödemesini istediği ileri sürüldü. Kapki, teklifi reddettiğinde Birinci'nin tahliye olup olmamasının kendi tercihine bağlı olduğunu söylediğini öne sürdü. Kapki daha önce üç kez etkin pişmanlık kapsamında ifade vermiş ancak tahliye edilmemişti.[231]
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel'in açıklamalarının ardından Kapki ile Birinci arasındaki cezaevi görüşmesinin süreci ve içeriği hakkında resen soruşturma başlattı.[230] Avukatlık görevi sırasında işlendiği ileri sürülen suçlar bakımından gerekli izin sürecinin ardından Adalet Bakanlığı Birinci hakkında soruşturma izni verdi.[232] Birinci savcılığa ifade verdikten sonra yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü biçimindeki adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı. Birinci suçlamaları reddetti. Kapki ile bir avukatlık ilişkisi kapsamında görüştüğünü, dosyadaki delilleri değerlendirdiğini ancak kendisinden para istemediğini ve tahliye sözü vermediğini savundu. İleri sürülen ifade metninin kendi hazırladığı bir belge olmadığını ve Özel'in açıklamalarının siyasi iftira niteliği taşıdığını belirtti.[233] Birinci, Özel ve Kapki hakkında ayrıca şikâyette bulundu.
İddiaların gündeme gelmesinin ardından AKP, Birinci'yi kesin ihraç istemiyle disipline sevk etti; Birinci daha sonra parti üyeliğinden istifa etti.[234] CHP, olayın yalnızca bireysel bir avukatlık suistimali değil, tutukluların belirli ifadeler vermeye yönlendirilmesi için kurulduğunu ileri sürdüğü daha geniş bir sistemin göstergesi olduğunu savundu. Savcılık makamları ise soruşturmanın bireysel iddiaları açıklığa kavuşturmak amacıyla başlatıldığını ve soruşturma tamamlanmadan daha geniş bir yapı bulunduğu sonucuna varılamayacağını belirtti.
“İBB borsası” ifadesi muhalefetin kullandığı bir nitelendirmedir. Para karşılığında tahliye ya da belirli bir ifade sağlandığı iddiaları hakkında soruşturma başlatılmış olmakla birlikte, bu iddiaların doğruluğunu ya da savcılık ve mahkemeleri kapsayan sistematik bir mekanizmanın varlığını ortaya koyan kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır.
Hükûmetin ve yargı makamlarının yaklaşımı
[değiştir | kaynağı değiştir]Cumhurbaşkanı Erdoğan ile hükûmet temsilcileri, “seçici yargı” ve siyasi operasyon iddialarını reddetti. Erdoğan, belediyelere yönelik dosyaların rüşvet, usulsüz ihale ve suç örgütü iddialarına dayandığını, CHP'nin suçlamalara yanıt vermek yerine yargı sürecini siyasallaştırdığını savundu. Adalet bakanları da soruşturmaların hükûmet tarafından yönlendirilmediğini, savcı ve hâkimlerin dosyalardaki delillere göre karar verdiğini belirtti.[218]
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmalarda siyasi amaç bulunduğu iddialarına karşı, işlemlerin Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yürütüldüğünü ve suçlamaların mali belgeler, iletişim kayıtları, kamera görüntüleri, tanık ifadeleri ve bilirkişi incelemelerine dayandığını açıkladı. İktidar temsilcileri ayrıca soruşturmaların CHP içindeki kişilerden ya da belediyelerle iş yapan şüphelilerden gelen ifadeler üzerine genişlediğini belirterek, soruşturmaların muhalefeti etkisizleştirme amacı taşıdığı iddiasını reddetti.
Siyasi aktörlerin tutumları
[değiştir | kaynağı değiştir]Recep Tayyip Erdoğan ve AKP
[değiştir | kaynağı değiştir]Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İmamoğlu ve CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaların siyasi müdahaleyle yürütüldüğü iddialarını reddetti. Erdoğan, soruşturmaların yargının yetki alanında bulunduğunu, siyasi kimliğin suç isnatları karşısında dokunulmazlık sağlamadığını ve CHP'nin yolsuzluk iddialarına yanıt vermek yerine süreci siyasallaştırdığını savundu.[16][235]
Erdoğan, 19 Mart sonrasındaki protestoları CHP tarafından teşvik edilen bir “şiddet hareketi” olarak nitelendirdi; gösterilerde polise saldırıldığını ve kamu malına zarar verildiğini belirtti. CHP ise protestoların büyük ölçüde barışçıl olduğunu ve iktidarın yargı sürecine yönelik toplumsal tepkiyi kriminalize ettiğini savundu.[236] AKP temsilcileri ayrıca CHP kurultaylarına ve parti yönetimine ilişkin davaların CHP içinden yapılan şikâyetlerden kaynaklandığını ve hükûmetin bu davaların tarafı olmadığını ileri sürdü.[235]
CHP ve diğer muhalefet partileri
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını partinin cumhurbaşkanı adayını seçim dışında bırakmayı amaçlayan bir “sivil darbe girişimi” olarak nitelendirdi. Genel Başkan Özgür Özel, diploma iptali, gözaltı ve gösteri yasaklarının CHP'nin 23 Mart'ta düzenleyeceği cumhurbaşkanlığı ön seçimini hedef aldığını savundu. Parti, İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığını sürdürdüğünü açıkladı; serbest bırakılması, tutuksuz yargılama ve erken seçim istekleriyle mitingler, imza kampanyaları ve boykot çağrıları düzenledi.[8][237]
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, diploma iptalini, İmamoğlu hakkında birbirini izleyen davaları ve gözaltı kararını “sivil darbe” olarak nitelendirdi. Dervişoğlu, muhalefet adaylarının yargı yoluyla seçim dışına çıkarılmasının sürmesi hâlinde cumhurbaşkanlığı seçiminin boykot edilmesinin ve protesto edilmesinin değerlendirilmesi gerektiğini savundu.[238]
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, diploma, belediye soruşturmaları, kurultay iddiaları ve terör suçlamalarının aynı zaman diliminde birlikte yürütülmesini siyasi koordinasyonun göstergesi olarak değerlendirdi. Babacan, soruşturulması gereken iddiaların bulunabileceğini ancak seçilmiş bir belediye başkanı bakımından tutuksuz yargılamanın esas alınması gerektiğini belirtti.[239][240]
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, diploma iptali ve gözaltı kararlarının demokrasiyi ve hukuk güvenliğini zedelediğini söyledi. Arıkan, siyasi iktidarın makamını korumak amacıyla hukuk dışı yöntemlere başvurmaması gerektiğini belirtti.[241] Tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını hukuka aykırı olarak nitelendirerek operasyona karşı çıktığını açıkladı.[242]
Özel ayrıca Erdoğan yönetiminin İmamoğlu'nun tutuklanmasından önce Amerika Birleşik Devletleri yönetimini bilgilendirdiğini ve Başkan Donald Trump'tan siyasi onay aldığını ileri sürdü. Erdoğan'ın operasyon öncesinde Trump'la yaptığı telefon görüşmesinin zamanlamasına dikkat çeken Özel, daha sonraki açıklamalarında hükûmetin Filistin, Suriye ve Kıbrıs politikalarındaki tutumunu da bu bağımlılık iddiasıyla ilişkilendirdi.[243][244] Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Özel'in “cunta” ve darbe nitelemelerini reddederek hükûmetin demokratik meşruiyetini hedef aldığını söyledi.[244] Erdoğan yönetiminin İmamoğlu'nun gözaltına alınması veya tutuklanması için ABD'den izin ya da onay aldığını doğrulayan bağımsız bir belge kamuoyuna açıklanmadı.
MHP
[değiştir | kaynağı değiştir]Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 19 Mart operasyonunun ardından yaptığı ilk açıklamada kimsenin hukuken dokunulamaz olmadığını, suç teşkil ettiği ileri sürülen fiillerin soruşturulmasının hukuk devletinin gereği olduğunu belirtti. Bahçeli, CHP'yi yargı sürecini sokak eylemleriyle baskı altına almaya çalışmakla suçlarken soruşturmaların süratle tamamlanması ve iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.[245]
Bahçeli sonraki aylarda İBB dosyasındaki iddianamenin hazırlanmasının gecikmemesi, yargılamanın kısa sürede başlaması ve İmamoğlu hakkındaki iddiaların kamuoyu önünde açıklığa kavuşturulması yönünde çağrılarda bulundu. Temmuz 2025'te CHP'nin duruşmaların TRT'den canlı yayımlanması isteğini “makul ve meşru” olarak değerlendirdi ve isteğin incelenmesini istedi.[246] CHP, Bahçeli'nin açıklamalarını yargılamaların şeffaf yürütülmesi bakımından olumlu karşılarken, MHP'nin soruşturmanın siyasi niteliğine ilişkin temel itirazlarını paylaşmadığını belirtti.
DEM Parti
[değiştir | kaynağı değiştir]Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 19 Mart operasyonunu hukuk dışı ve siyasi amaçlı bir müdahale olarak nitelendirdi. Parti, gözaltıların “sivil darbe” niteliği taşıdığını, yargının demokratik siyaseti yeniden şekillendirmek amacıyla araçsallaştırıldığını ve İmamoğlu ile gözaltına alınan diğer kişilerin serbest bırakılması gerektiğini açıkladı.[247]
DEM Parti ayrıca İmamoğlu hakkındaki terör soruşturmasında suçlama konusu yapılan “kent uzlaşısı”nın meşru ve yasal bir demokratik iş birliği modeli olduğunu savundu. Parti, bu modelin kriminalize edilmesinin yalnızca CHP'yi değil, Kürt seçmenlerin yerel yönetimlere katılımını da hedef aldığını belirtti.[247][248] Reuters, gözaltının aynı dönemde hükûmet, MHP ve DEM Parti arasında yürütülen Kürt meselesine ilişkin sürece duyulan güveni de zayıflattığını bildirdi.[249]
İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından DEM Parti milletvekilleri, tutuklamaların ve belediyelere kayyım atanmasının araştırılması amacıyla TBMM'de araştırma önergesi verdi. Önergede İmamoğlu, Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık'ın tutuklanması ile Şişli Belediyesine kayyım atanması, yargı yoluyla demokratik siyasete müdahalenin devamı olarak değerlendirildi.[250] Parti yöneticileri ilerleyen dönemde İmamoğlu'nu ve diğer tutuklu siyasetçileri cezaevinde ziyaret ederek tutuksuz ve adil yargılama çağrılarını sürdürdü.[251]
DEM Parti'nin aynı dönemde hükûmet ve MHP ile Kürt meselesinin çözümüne ilişkin temaslarda bulunması, partinin 19 Mart sonrasındaki muhalefet stratejisini de tartışma konusu hâline getirdi. Bazı CHP yöneticileri ve siyasi yorumcular, devam eden çözüm sürecini tehlikeye atmamak amacıyla DEM Parti'nin İmamoğlu ve CHP'ye yönelik operasyonlara karşı daha sınırlı ve ihtiyatlı bir tutum benimsediğini ileri sürdü. Bu değerlendirmelerde, partinin operasyonları kınayan açıklamalar yapmasına ve cezaevi ziyaretleri gerçekleştirmesine karşın CHP'nin miting, boykot ve kitlesel protesto stratejisine kurumsal olarak katılmaması öne çıkarıldı.
DEM Parti yöneticileri ise yargının muhalefete karşı kullanılmasına ve seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasına açık biçimde karşı çıktıklarını; ancak CHP ile aynı siyasi çizgide hareket etmek zorunda olmadıklarını ve Kürt meselesine ilişkin görüşmeleri demokratik siyasetin genişletilmesi bakımından ayrı bir süreç olarak değerlendirdiklerini belirtti. Böylece partinin tutumu, bir yandan 19 Mart operasyonlarına karşı çıkarken diğer yandan iktidarla yürütülen çözüm görüşmelerini sürdürmeye çalışan ikili bir siyasi konum olarak yorumlandı.
Kamuoyu araştırmaları
[değiştir | kaynağı değiştir]Parti desteği ve cumhurbaşkanlığı senaryoları
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart operasyonunun ardından yayımlanan kamuoyu araştırmaları, İmamoğlu'nun tutuklanmasının seçmen desteğinde belirgin bir gerilemeye yol açmadığını ve Erdoğan karşısındaki başlıca muhalefet adayı konumunu güçlendirdiğini gösterdi. Reuters'ın aktardığı Nisan 2025 tarihli MetroPoll araştırmasında, varsayımsal bir ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçiminde İmamoğlu yüzde 46,7, Erdoğan ise yüzde 39,3 oranında destek aldı. Aynı araştırmada kararsızlar dağıtılmadan CHP'nin desteği yüzde 34, AKP'nin desteği yüzde 33 olarak ölçüldü; her iki partinin oy oranında da bir önceki aya kıyasla yaklaşık beş puanlık artış görüldü.[252]
KONDA'nın Nisan 2025 Barometresi de Erdoğan ile İmamoğlu'nun karşı karşıya geldiği iki adaylı senaryoda İmamoğlu'nu önde gösterdi. İmamoğlu'nun desteği önceki aya göre artarak yüzde 40'ın üzerine çıkarken, kararsız seçmenlerin oranı azaldı. Buna karşılık katılımcılara dokuz olası adaydan oluşan daha geniş bir liste sunulduğunda Erdoğan ilk sırada yer aldı.[252][253] Araştırmacılar, sonuçları İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve tutuklanmasının siyasal kutuplaşmayı artırdığı ve seçmenlerin AKP ile CHP çevresinde yeniden kümelenmesine yol açtığı biçiminde değerlendirdi.[252]
Tutuklamaya ve yargı sürecine ilişkin algı
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart operasyonundan bu yana farklı araştırma şirketlerinin yürüttüğü kamuoyu araştırmaları, toplumun büyük bir bölümünün İmamoğlu'nun tutuklanmasını ve İBB davasını siyasi bir müdahale olarak değerlendirdiğini, bu oranın kuruma ve soru biçimine göre yüzde 50-66 aralığında seyrettiğini gösterdi. AKP'ye yakın kurumların araştırmalarında da bu oran yüzde 50'nin üzerinde çıkarken, iktidara yakın seçmen tabanının bir bölümünün de operasyonları siyasi bulduğu bildirildi. Bununla birlikte araştırmalarda kullanılan soru biçimleri (örneğin "tamamen siyasi" ile "siyasi" ayrımı, ya da "hukuka aykırı" gibi farklı ifadeler), saha tarihleri ve örneklem yöntemleri birbirinden farklı olduğundan, aşağıdaki oranlar doğrudan karşılaştırılabilir tek bir zaman serisi olarak değil, farklı ölçütlerle yapılmış ayrı ölçümler olarak değerlendirilmelidir.
| Tarih | Araştırma kurumu | "Siyasi" bulanlar | "Hukuki" bulanlar | Kararsız | Not |
|---|---|---|---|---|---|
| 27 Mart 2025 | KONDA | — | — | — | Gözaltı sonrası başlayan protestoları haklı bulanlar %73[254] |
| Nisan 2025 | KONDA | ~%60 (hukuka aykırı bulanlar)[255] | — | — | "Siyasi/hukuki" ikilisi değil, tutukluluğun hukuka uygunluğu soruldu |
| Haziran 2025 | Belirtilmedi (Özgür Özel açıklaması) | %73 (dolaylı, tutuklanmayı yanlış bulan) | %27 (doğru bulan) | — | Araştırma şirketi/yöntemi belirtilmedi. |
| 18 Mart 2026 | Aksoy Araştırma | %66 | — | — | Süreç içindeki en yüksek oran[256] |
| 4 Nisan 2026 | AREA Araştırma | %61 | — | — | Yolsuzluk soruşturmalarına inananlar yalnızca %23,7[257] |
| Mart 2026 (yayım:4-6 Nisan) | Veri Enstitüsü ("Veri Pusulası") | %48 (genel) %27 ("tamamen") | %33 (genel) %21 ("tamamen") | %18 | "Tamamen siyasi" oranı 2025'e göre 19 puan geriledi[258][259] |
| Nisan 2026 | Gündemar Araştırma | %56 | — | — | CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar için[260] |
| 7 Mayıs 2026 | BETİMAR Araştırma | %51 | %33,9 | %15,1 | AKP'ye yakın kurum; AKP seçmeninde %23,5, DEM seçmeninde %74,4[261] |
| 21 Temmuz 2026 | İSTANPOL | "en az üçte biri" (Cumhur İttifakı seçmeninde) | — | — | Sayısal oran belirtilmedi, niteliksel değerlendirme[262] |
Siyasi etkilerine ilişkin değerlendirmeler
[değiştir | kaynağı değiştir]Nisan 2025 araştırmaları, operasyonların ardından hem İmamoğlu ve CHP'ye hem de Erdoğan ve AKP'ye yönelik desteğin arttığını gösterdi. Reuters, bu durumu daha önce kararsız olan seçmenlerin iki ana siyasi kutuptan birine yönelmesiyle ilişkilendirdi.[252] KONDA Genel Müdürü Aydın Erdem, kararsız seçmen oranındaki düşüşün Erdoğan ile İmamoğlu arasında giderek belirginleşen iki adaylı bir siyasi rekabete işaret ettiğini söyledi.[252]
Anket sonuçları, İmamoğlu'nun tutuklanmasının muhalefet seçmenindeki desteğini azaltmadığını; buna karşılık iktidar seçmeninin de Erdoğan ve AKP etrafında konsolide olduğunu gösterdi. Ancak araştırmalar olası bir seçime ilişkin tahmin değil, belirli tarihlerdeki seçmen eğilimlerinin ölçümü niteliğindeydi. Bu nedenle sonuçlar; araştırmanın yapıldığı tarih, sorunun ifade biçimi, aday listesi ve kararsızların dağıtılıp dağıtılmadığı dikkate alınarak değerlendirildi.
Kurumsal ve uluslararası tepkiler
[değiştir | kaynağı değiştir]İnsan hakları kuruluşları
[değiştir | kaynağı değiştir]İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu'na yöneltilen suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu ve gözaltının seçilmiş muhalefet belediye başkanlarına yönelik daha geniş bir baskı örüntüsünün parçasını oluşturduğunu savundu. Uluslararası Af Örgütü ise operasyonu muhalefete yönelik devam eden baskının önemli ölçüde tırmanması olarak nitelendirdi ve İmamoğlu'nun serbest bırakılması çağrısında bulundu.[263][26]
İnsan hakları ve basın özgürlüğü kuruluşları ayrıca protesto yasaklarını, göstericilere yönelik güç kullanımı iddialarını, gazetecilerin gözaltına alınmasını ve muhalif televizyon kanallarına uygulanan yaptırımları eleştirdi. Kuruluşlar, barışçıl gösterilere katıldıkları ya da gösterileri izledikleri gerekçesiyle tutulan kişilerin serbest bırakılmasını ve kötü muamele iddialarının bağımsız biçimde soruşturulmasını istedi.[264][265]
Uluslararası kuruluşlar
[değiştir | kaynağı değiştir]Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Bürosu, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasından sonra yaptığı açıklamada serbest bırakılması çağrısında bulundu. Büro, gözaltının CHP'nin cumhurbaşkanı adayını belirlemesinden birkaç gün önce gerçekleşmesine ve diplomanın bir gün önce iptal edilmesine dikkat çekti.[266] Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi de gözaltıyı kınayarak işlemlerin seçilmiş bir yerel yönetici üzerindeki siyasi baskının özelliklerini taşıdığını belirtti.[267]
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu seçilmiş kişilerin gözaltına alınmasından ve protestolar sırasında bini aşkın kişinin gözaltına alınmasından duyduğu kaygıyı açıkladı. Kuruluş, yalnızca ifade ve barışçıl toplanma haklarını kullandıkları için tutulan kişilerin serbest bırakılmasını, sanıkların adil yargılanma haklarının güvence altına alınmasını ve hukuka aykırı güç kullanımı iddialarının soruşturulmasını istedi.[268]
Yabancı hükûmetler ve Avrupa Birliği
[değiştir | kaynağı değiştir]Almanya, Fransa ve bazı diğer Avrupa ülkeleri İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını ve protestolara yönelik müdahaleleri eleştirdi. Almanya hükûmeti gelişmelerin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği hedefiyle bağdaşmadığını belirtirken, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Türk makamlarından yurttaşların haklarına saygı göstermesini beklediğini açıkladı.[3][269]
Avrupa Parlamentosu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında yapılması planlanan Karma Parlamento Komisyonu toplantısı, Avrupa tarafının mevcut koşulların toplantı için uygun olmadığı değerlendirmesi üzerine ertelendi. Türk hükûmeti ise Avrupa ülkeleri ve uluslararası kuruluşların açıklamalarını önyargılı ve Türkiye'nin iç yargı süreçlerine müdahale niteliğinde olarak değerlendirdi.[270]
Siyasi sonuçlar
[değiştir | kaynağı değiştir]
İmamoğlu'nun adaylığı üzerindeki etkiler
[değiştir | kaynağı değiştir]İmamoğlu'nun tutuklanması, üniversite diplomasının iptal edilmesi ve hakkında siyasi yasakla sonuçlanabilecek birden fazla davanın yürütülmesi, cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi önünde fiilî ve hukuki engeller oluşturdu. İmamoğlu tutuklu bulunduğu sırada CHP'nin cumhurbaşkanı adayı seçilmesine karşın, cumhurbaşkanı adaylarında yükseköğrenim mezuniyeti aranması nedeniyle diploma iptali adaylığının kabul edilmesini engelleyebilecek nitelikteydi. Hakkındaki bazı mahkûmiyet kararlarının kesinleşmesi hâlinde ayrıca siyasi yasak uygulanması gündeme gelebilecekti.[82][11]
CHP ve İmamoğlu, farklı hukuki süreçlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve bunların İmamoğlu'nu seçim yarışının dışında bırakmayı amaçladığını savundu. Hükûmet temsilcileri ise davaların birbirinden bağımsız suçlama ve delillere dayandığını, İmamoğlu'nun adaylık durumunun seçim mevzuatı ve kesinleşmiş yargı kararları çerçevesinde değerlendirileceğini belirtti.[16]
CHP'nin örgütsel kapasitesi üzerindeki etkiler
[değiştir | kaynağı değiştir]CHP'li belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılması, parti yöneticileri ve çalışanları hakkında açılan davalar, İstanbul il yönetiminin mahkeme kararıyla değiştirilmesi ve genel merkez yönetimine ilişkin kurultay davaları, partinin yerel yönetim ve örgüt faaliyetlerini etkiledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu işlemlerin toplam etkisinin CHP'nin iktidar partisiyle seçimlerde etkili biçimde rekabet etme kapasitesini zayıflattığını değerlendirdi.[12][165]
CHP, İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından düzenli mitingler, boykot çağrıları ve imza kampanyalarıyla toplumsal desteği sürdürmeye çalıştı. İlk dönemdeki kamuoyu araştırmaları İmamoğlu ve CHP'nin seçmen desteğinde belirgin bir düşüş yaşanmadığını gösterdi. Bununla birlikte uzun süren tutuklamalar, belediye yönetimlerinin değişmesi ve parti içi hukuk mücadeleleri, CHP'nin insan gücü ve siyasi gündeminin önemli bölümünü savunma faaliyetlerine yöneltmesine yol açtı.[252]
Özgür Özel'in siyasi konumunun güçlenmesi
[değiştir | kaynağı değiştir]19 Mart öncesinde CHP Genel Başkanlığı görevini yürütmekle birlikte kamuoyunda İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş gibi isimlere kıyasla daha sınırlı kişisel siyasi ağırlığa sahip olduğu değerlendirilen Özgür Özel, İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından muhalefetin başlıca siyasi sözcülerinden biri hâline geldi.[271] Özel'in operasyonun ilk gününden itibaren Saraçhane'deki protestolara katılması, gösterileri sürdürme çağrısı yapması ve sonraki aylarda ülke çapında düzenli mitingler örgütlemesi, liderliğinin görünürlüğünü artırdı.
Bazı siyasi yorumcular, Özel'in İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından parti içindeki cumhurbaşkanlığı adaylığı rekabetini yeniden açmak veya kendi siyasi konumunu güçlendirmek yerine İmamoğlu'nun adaylığını desteklemeyi sürdürmesini, muhalefet içindeki liderlik konumunun güçlenmesinde etkili bir unsur olarak değerlendirdi. Özel, İmamoğlu'nun tutukluluğu boyunca partinin cumhurbaşkanı adayı olarak kalacağını savundu ve CHP'nin siyasi faaliyetlerinin önemli bölümünü İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebi etrafında örgütledi.
19 Mart sonrasında Özel'in siyasi görünürlüğü ve kamuoyu desteğinin arttığına ilişkin değerlendirmeler yayımlandı. Uluslararası basında Özel'in, daha önce parti örgütü içinden gelen ve ulusal ölçekte görece düşük profilli bir siyasetçiyken protestolar sırasında Erdoğan yönetiminin başlıca siyasi muhataplarından birine dönüştüğü yorumları yapıldı. Sonraki kamuoyu araştırmalarında Özel'in liderliğine verilen desteğin artması ve 2026'daki CHP yönetim krizinde kendisini destekleyen siyasi oluşumların önemli bir seçmen desteğini koruması, 19 Mart sonrasındaki liderlik konumunun kalıcılaştığı yönünde değerlendirildi.
Muhalefetin yeniden yapılanması
[değiştir | kaynağı değiştir]21 Mayıs 2026 tarihli mahkeme kararıyla Özgür Özel ve CHP yönetiminin görevden uzaklaştırılarak Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki önceki yönetimin yeniden göreve getirilmesi, parti içinde yönetim ve meşruiyet krizine yol açtı. Özel ve kendisini destekleyen milletvekilleri kararı tanımadıklarını belirterek parti genel merkezini terk etmeyi reddetti; eski yönetim ise mahkeme kararına dayanarak partinin yönetimini devralmaya çalıştı.[165][169]
Özel, Temmuz 2026'da destekçisi olan milletvekilleriyle CHP'den ayrılarak Yeni Partiyi kurdu. Yeni partiye 90 CHP milletvekilinin katılmasıyla oluşum TBMM'deki ikinci büyük siyasi grup hâline gelirken CHP'nin milletvekili sayısı önemli ölçüde azaldı.[272] Özel, yeni partinin İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemeyi sürdüreceğini açıkladı. Siyasi yorumcular, ayrışmanın bir yandan Özel çevresine mahkemece göreve getirilen CHP yönetiminden bağımsız hareket etme olanağı sağladığını, diğer yandan muhalefet seçmeninin ve örgütlerinin bölünmesi riskini artırdığını değerlendirdi.[272]
Yerel yönetimler üzerindeki etkiler
[değiştir | kaynağı değiştir]Görevden uzaklaştırmalar, kayyım ve başkan vekili atamaları, tutuklamalar ve siyasi parti geçişleri sonucunda CHP'nin 2024 yerel seçimlerinde kazandığı bazı belediyelerin yönetim yapısı değişti. Bazı belediyelerde CHP çoğunluğundaki belediye meclisleri başkan vekili seçerken, terör suçlamasıyla tutuklanan belediye başkanlarının yerine merkezî yönetim tarafından kayyım atandı. Bazı belediye başkanlarının AKP'ye geçmesi de belediye meclislerindeki siyasi dengeleri etkiledi.[2][158]
Muhalefet, bu gelişmelerin 2024 yerel seçimlerinde ortaya çıkan seçmen tercihlerini farklı yöntemlerle etkisizleştirdiğini ileri sürdü. Hükûmet ise kayyım ve görevden uzaklaştırma kararlarının kanuni tedbirler olduğunu, parti geçişlerinin ise belediye başkanlarının özgür tercihleri kapsamında bulunduğunu savundu. Tartışma, seçilmiş yerel yöneticilerin kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadan görevlerinden uzaklaştırılmaları ile ceza soruşturmalarının yerel temsil üzerindeki sonuçlarına odaklandı.
Türkiye'deki demokratik rekabete ilişkin değerlendirmeler
[değiştir | kaynağı değiştir]İnsan hakları kuruluşları ve bazı uluslararası gözlemciler, İmamoğlu'nun tutuklanması, CHP'li belediye yöneticilerine yönelik işlemler ve parti yönetiminin mahkeme kararlarıyla değiştirilmesini Türkiye'de serbest siyasi rekabet bakımından birlikte değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, gelişmelerin örgütlenme özgürlüğü, siyasi katılım ve serbest ve adil seçim haklarını zedelediğini; seçmenlerin iktidar karşısında gerçek bir siyasi alternatif seçebilme imkânını daralttığını savundu.[12][11]
Hükûmet ve AKP temsilcileri bu değerlendirmeleri reddetti. Yargı süreçlerinin siyasi rekabetle değil, belediyelerdeki yolsuzluk, suç örgütü, seçim usulsüzlüğü ve diğer adli iddialarla ilgili olduğunu belirttiler. İktidarın yaklaşımına göre, seçilmiş olmak ceza soruşturmalarına karşı dokunulmazlık sağlamadığı gibi, muhalefet partileri hakkındaki yargı süreçleri de Türkiye'deki seçimlerin demokratik niteliğini ortadan kaldırmamaktaydı.[218][16]
Ayrıca bakınız
[değiştir | kaynağı değiştir]Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- ↑ "19 Mart süreci: Bir yılda neler yaşandı, CHP nasıl etkilendi?". BBC News Türkçe. 2026-03-19. Erişim tarihi: 2026-08-11.
- 1 2 3 4 "İstanbul Büyükşehir, Beylikdüzü ve Şişli Belediye Başkanlarının İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasına dair basın açıklaması". Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı. 23 Mart 2025. 23 Mart 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 "Turkey detains Istanbul mayor in what opposition calls 'coup'" (İngilizce). Reuters. 19 Mart 2025. 22 Mart 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkish support firms for jailed mayor Imamoglu vs Erdogan, polls show" (İngilizce). Reuters. 6 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 "Mahallî İdareler Genel Seçimleri Arşivi". Yüksek Seçim Kurulu. 20 Şubat 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 "Imamoglu, the detained Istanbul mayor seen as Erdogan's key rival" (İngilizce). Reuters. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- ↑ "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel: "Bu Bayramın Erdoğan'a Yeni Bir Sürprizi Olacak"". Cumhuriyet Halk Partisi. 25 Mart 2025. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 "CHP Lideri Özgür Özel: "Yapılan iş bir darbe girişimidir, Erdoğan milletin verdiği mesajı almamıştır"". Cumhuriyet Halk Partisi. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP Lideri Özgür Özel: "Cuntanın karargâhı saray, silahı yargı, mühimmatı yalan ve iftiradır"". Cumhuriyet Halk Partisi. 13 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP Lideri Özgür Özel: "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır"". Cumhuriyet Halk Partisi. 11 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 "Türkiye: Erdoğan'ın En Güçlü Rakibi Hâkim Karşısında". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 3 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 "Dünya Raporu 2026: Türkiye". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "The End of Competitive Authoritarianism in Turkey" (İngilizce). Freedom House. 26 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkey: Freedom in the World 2026 Country Report" (İngilizce). Freedom House. 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Adalet Bakanı Yılmaz Tunç gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu". Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 "Turkey's legal crackdown on main opposition party CHP" (İngilizce). Reuters. 10 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Turkey's resurgent opposition thumps Erdogan in pivotal local elections" (İngilizce). Reuters. 1 Nisan 2024. 31 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 "Akın Gürlek - Adalet Bakanı". Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı. 11 Şubat 2026. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne Karşı 2024'ten Bu Yana Yapılan Başlıca Hamlelerin Kronolojisi". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 3 Mart 2026. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkey's legal crackdown on main opposition party CHP" (İngilizce). Reuters. 10 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: Hükümet Muhalefet Partilerinden Seçilmiş Belediye Başkanlarını Görevden Alıyor". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 7 Kasım 2024. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: Hükümet Muhalefet Partilerinden Seçilmiş Belediye Başkanlarını Görevden Alıyor". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 7 Kasım 2024. 24 Temmuz 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: İstanbul Belediye Başkanı Gözaltına Alındı". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 "Türkiye: Erdoğan'ın En Güçlü Rakibi Hakim Karşısında". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 3 Mart 2026. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Turkish school annuls diploma of Erdogan rival in blow to opposition" (İngilizce). Reuters. 18 Mart 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 "Türkiye: Unlawful and indiscriminate attacks on peaceful protesters must end and protest bans must be lifted immediately" (İngilizce). Uluslararası Af Örgütü. 24 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkish court orders Erdogan rival jailed pending trial on corruption charges as protests grow" (İngilizce). Associated Press. 23 Mart 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkish opposition party members, others head to polls for primary election" (İngilizce). Reuters. 23 Mart 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turks say they will carry on with protests as Erdogan says 'show' will end" (İngilizce). Reuters. 25 Mart 2025. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 "Türkiye: Öğrenciler ve Gazeteciler Protestolar Yüzünden Yargılanıyor". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 17 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Türkiye: Ensure Peaceful Assembly, Free Speech During Protests" (İngilizce). İnsan Hakları İzleme Örgütü. 27 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkey's opposition vows to sustain protests over jailing of Erdogan's main rival" (İngilizce). Reuters. 6 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Proje okullardaki öğretmen atamaları neden protesto ediliyor?". Euronews Türkçe. 15 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Emniyet yazı gönderdi, üniversite öğrencilere soruşturma başlattı". Bianet. 30 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Anadolu Üniversitesi öğrencilerine "İmamoğlu" soruşturması". Bianet. 14 Haziran 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Üniversite öğrencilerine protestolara katıldıkları için soruşturma açıldı: "Halay çekmek" gerekçe sayıldı". Yurtsever. 23 Haziran 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkey denounces opposition calls for a day of no shopping" (İngilizce). Reuters. 2 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından Emniyet'e talimat: "İmamoğlu posterlerini indirin"". Cumhuriyet. 25 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İstanbul'da Ekrem İmamoğlu afişleri söküldü". Cumhuriyet. 28 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP Lideri Özel: "Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu'nun afişlerini ve pankartlarını yasaklayanlara cevabımızdır"". Cumhuriyet Halk Partisi. 24 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Özgür Özel: "Otobüs, metro yokken; yollar kesikken yüz binler buraya aktı"". Cumhuriyet Halk Partisi. 20 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP Genel Başkanı Özel'den yumruklu saldırıya ilişkin açıklama". Anadolu Ajansı. 4 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Özgür Özel'e cenaze töreni çıkışında yumruklu saldırı". Euronews Türkçe. 4 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Kurtulmuş: CHP Genel Başkanı Özel'e yönelik saldırı Türkiye demokrasisine karşı yapılmıştır". Anadolu Ajansı. 4 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Evrensel gazetesinin İzmir bürosuna silahlı saldırı düzenlendi, bir kişi gözaltında". Medyascope. 13 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Evrensel gazetesine silahlı saldırı davası: "Polis soruşturması yetersiz, deliller eksik"". Medyascope. 7 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkish lira touches record low, stocks and bonds slide after Istanbul mayor detained" (İngilizce). Reuters. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkey's market rout worsens amid protests, worst stock slump since 2008" (İngilizce). Reuters. 21 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Para Politikası Kurulu Ara Toplantı Kararı (2025-20)". Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. 20 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti (2025-28)". Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. 24 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Republic of Türkiye: 2025 Article IV Consultation—Press Release; Staff Report; and Statement by the Executive Director for the Republic of Türkiye" (İngilizce). Uluslararası Para Fonu. 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP Lideri Özgür Özel: "CHP geliyor, tam bağımsız Türkiye geliyor"". Cumhuriyet Halk Partisi. 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu: 19 Mart darbesinin ekonomiye maliyeti 250 milyar doları aştı". Gazete Oksijen. 18 Şubat 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Şimşek: 19 Mart haftasının ilk üç gününde ciddi çıkışlar oldu". Sözcü. 5 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkish companies 'paying the bill' as political crisis roils economy" (İngilizce). Reuters. 28 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkey detains 10 officials, widening a crackdown on Istanbul's opposition-held districts" (İngilizce). Associated Press. 11 Şubat 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkish prosecutors investigate main opposition leader in crackdown" (İngilizce). Reuters. 5 Haziran 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Istanbul mayor's jailed lawyer denounces 'fabricated' charges" (İngilizce). Reuters. 7 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasında şüpheli sayısı 312'ye yükseldi". Anadolu Ajansı. 16 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu'nun oğlu için hatalı MASAK raporu: 288 bin 539 avro fazladan yazılmış". Sözcü. 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu'nun babası ve oğlunun ifade işlemleri tamamlandı". Sözcü. 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Eski MASAK yöneticisinden İmamoğlu açıklaması: MASAK raporlarında böyle bir tespit yok". T24. 23 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Fatih Keleş'in oğlu ve yeğeni tutuklandı". Medyascope. 20 Haziran 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB davası: Ekrem İmamoğlu, Mustafa Keleş'e soru sorarken ağladı". Medyascope. 7 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ ""İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 11'inci duruşması sona erdi". Anadolu Ajansı. 27 Mart 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Yeni İBB soruşturması: Selim İmamoğlu dahil 18 ismin hesaplarına el konuldu". Medyascope. 21 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasına ilişkin manipülatif paylaşımda bulunanlar hakkında soruşturma". Anadolu Ajansı. 8 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- 1 2 "İBB iddianamesi: Gizli tanık uygulaması güvenilir mi?". Deutsche Welle. 14 Kasım 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB soruşturmasında etkin pişmanlıktan faydalanan zanlı, reklam ihalelerindeki para trafiğini anlattı". Anadolu Ajansı. 5 Haziran 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- ↑ "Aziz İhsan Aktaş'ın ev hapsi kaldırıldı". Medyascope. 22 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Aziz İhsan Aktaş, kardeşleri ve itirafçının banka hesabındaki blokaj kaldırıldı". Medyascope. 19 Nisan 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB davasında 14. gün: Avukat Tora Pekin "itirafçı ifadeleri çökertildi" dedi". Medyascope. 1 Nisan 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında 24 şirkete kayyum atandı". Anadolu Ajansı. 11 Nisan 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasının firari şüphelisi Gülibrahimoğlu'nun el konulan şirketlerine kayyum atandı". Anadolu Ajansı. 21 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkish prosecutor seeks 2,000 years for jailed opposition mayor of Istanbul" (İngilizce). Reuters. 11 Kasım 2025. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB davası: Ekrem İmamoğlu'na 2430 yıl hapis isteniyor". Deutsche Welle. 9 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Jailed Erdogan rival clashes with judge as Turkey corruption trial begins" (İngilizce). Reuters. 9 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB davası: Ekrem İmamoğlu arkadaşlarının tahliyesini istedi". Deutsche Welle. 10 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu hakkında yeni soruşturma, İnan Güney'e tahliye". Deutsche Welle. 8 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB davasında itiraz: İmamoğlu savunma yapacak mı?". Deutsche Welle. 13 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Istanbul mayor hit with new jail term for insulting prosecutor, media say" (İngilizce). Reuters. 16 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Turkish court rejects bid by Erdogan rival to overcome block to his presidential run" (İngilizce). Reuters. 23 Ocak 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İstinaftan İmamoğlu'nun diploma itirazına ret". Deutsche Welle. 6 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu'nun "diploma davası" 6 Temmuz'a ertelendi". Deutsche Welle. 16 Şubat 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Istanbul mayor hit with new jail term for insulting prosecutor, media say" (İngilizce). Reuters. 16 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu: İstinaf "ahmak davası"nı onadı". Deutsche Welle. 19 Eylül 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Istanbul mayor hit with new jail term for insulting prosecutor, media say" (İngilizce). Reuters. 16 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye 2026'da hangi davalara kilitlenecek?". Deutsche Welle. 29 Aralık 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu'na yönelik "casusluk" davası başladı". Deutsche Welle. 11 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu Silivri'de aynı gün üç duruşmaya çıktı". Deutsche Welle. 6 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Crackdown on Turkish opposition intensifies as Antalya, Adana, Adıyaman CHP mayors detained" (İngilizce). Euronews. 5 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "3 mayors arrested in southern Turkey as part of crackdown on opposition" (İngilizce). Associated Press. 5 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "Three more Turkish opposition mayors detained as crackdown expands" (İngilizce). Reuters. 5 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2026.
- ↑ "İçişleri Bakanlığından Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni". Euronews Türkçe. 22 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Mansur Yavaş'tan "konser soruşturması" iznine itiraz başvurusu". Demirören Haber Ajansı. 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verildi: Miting araçları iddiası". Euronews Türkçe. 14 Nisan 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner tutuklandı". Medyascope. 15 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevinden uzaklaştırıldı". Anadolu Ajansı. 15 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İzmit Belediyesine operasyon: Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet dâhil 20 kişi tutuklandı". Euronews Türkçe. 23 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet görevinden uzaklaştırıldı". Anadolu Ajansı. 24 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "CHP'li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 'örgüt üyeliği' iddiasıyla tutuklandı". T24. 30 Ekim 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Dün tahliye edilen Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, 30 saat sonra yeniden tutuklandı!". T24. 6 Eylül 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP'li belediyeler neden hedefte? Operasyon yapılan belediyelerin listesi". Medyascope. 23 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Tunceli ve Ovacık belediyelerine kayyum atandı". Euronews Türkçe. 22 Kasım 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu tutuklandı". Medyascope. 16 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 "19 Mart'ın yıldönümünde CHP'li kaç belediye başkanı tutuklu? İşte son liste". Halk TV. 17 Mart 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, eşi Murat Hürriyet ve 18 kişi tutuklandı". Medyascope. 23 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Yolsuzluk soruşturmasında tutuklanmıştı: CHP'li Buca Belediye Başkanı Görkem Duman görevden uzaklaştırıldı". Takvim. 8 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Gaziosmanpaşa Belediyesi 'tutuklamayla' CHP'den AKP'ye geçti!". Cumhuriyet. 11 Haziran 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu görevden uzaklaştırıldı". Bianet. 17 Eylül 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "DEM Partili Akdeniz Belediyesine kayyum atandı". Hürriyet. 13 Ocak 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Son dakika: Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı!". Sözcü. 15 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Seferihisar Belediye Başkanı dahil 12 kişi rüşvet soruşturmasında tutuklandı". Euronews Türkçe. 30 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP aday çıkarmadı, Bursa Büyükşehir Belediyesi AK Parti'ye geçti". Euronews Türkçe. 9 Nisan 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Güzelbahçe Belediyesi'ne rüşvet soruşturması: Belediye Başkanı Günay tutuklandı". TRT Haber. 26 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklandı". Diken. 22 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "19 Mart'tan beri tutuklanan tüm CHP'li başkanların listesi: Yeni isimler eklendi". Yeniçağ. 17 Mart 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Onursal Adıgüzel ve 18 kişi tutuklandı". Medyascope. 22 Nisan 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ Kaynak hatası: Geçersiz
<ref>etiketi; "GörevdenUzaklaştırmaTartışması" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme) - ↑ "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 30 Ekim 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 23. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 14 Ağustos 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 10 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 14 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 7 Ocak 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Kürşad Zorlu". Adalet ve Kalkınma Partisi. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplandı". Adalet ve Kalkınma Partisi. 7 Kasım 2023. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 25 Aralık 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 24 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "AK Parti'ye 3 milletvekili katıldı". İhlas Haber Ajansı. 23 Şubat 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Yeniden Refah'tan istifa etmişti: AK Parti'ye geçen Suat Pamukçu'nun rozetini Erdoğan taktı". Türkiye. 24 Mart 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Erdoğan, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın AKP'ye katılacağını duyurdu: Hoş geldiniz". T24. 12 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "Konya'da 2 belediye başkanı daha AKP'ye geçti! Biri İYİ Parti'den biri YRP'den seçilmişti". Sözcü. 14 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "Aksu ve Sarayönü Belediye Başkanları AK Parti'ye katıldı". Son Bir Söz. 19 Kasım 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 "İşte Özlem Çerçioğlu dışında AK Parti'ye geçen belediye başkanları". Ekonomim. 14 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "AKP'nin transfer operasyonu sürüyor! Bir belediye başkanı daha parti değiştirdi". Halk TV. 19 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 "7 ilden 13 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı". Milliyet. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'ye katılan belediye başkanlarına rozetlerini taktı". Anadolu Ajansı. 27 Ocak 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "Cumhurbaşkanımız Erdoğan Partimizin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 "Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 23. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'nda konuştu". Adalet ve Kalkınma Partisi. 14 Ağustos 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 "10 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı". Habertürk. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP'den istifa eden Beykoz Belediye Başkanvekili Özlem Vural Gürzel, AKP'ye katıldı". T24. 13 Eylül 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Bozköy Belediye Başkanı Muammer Çelikbaş AK Parti'ye Katıldı". Cesur Ses. 7 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Belediye Başkanımız Sayın Muammer Yanık AK Parti rozetini taktı". Bozkurt Belediyesi. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Dört belediyenin CHP'den AKP'ye geçeceği iddiası: Erdoğan rozet takacak (YRP'nin Pelit'i ihraç açıklaması)". İz Gazete. 15 Nisan 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "AKP döneminin borçlarını afişe etmişti: CHP'li Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu da AKP'ye katılıyor". T24. 12 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "Konya'nın Seydişehir ve Emirgazi belediye başkanları AK Parti'ye katıldı". Anadolu Ajansı. 11 Eylül 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "2024 seçimleri sonrası AK Parti'ye geçen belediye başkanları". Yeni Akit. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 "7 belediye başkanı AK Parti'ye geçti". Ekonomim. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP'den istifa eden Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, aynı gün AKP'ye katıldı". T24. 22 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye'nin en genç belediye başkanı AKP'ye geçti". Sözcü. 26 Ocak 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "İYİ Parti'de istifa depremi: İki belediye başkanı AKP'ye geçti". Sözcü. 21 Nisan 2025. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP'li Belediye Başkanı Güzel "sularını bile içmem" dediği AKP saflarına katıldı". T24. 5 Aralık 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "3 belediye başkanı AKP'ye katıldı: Özarslan, Erdoğan'ın elini öptü". Artı Gerçek. 25 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "Nevşehir, Keçiören ve Keşan belediye başkanları AKP'ye katıldı". Diken. 25 Haziran 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 "İddia: Erdoğan, ikisi CHP'li dört belediye başkanına rozet takacak". T24. 14 Nisan 2026. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "İYİ Parti ve YRP'lilerin oyları ile seçilen iki belediye başkanı AKP'ye geçiyor". Halk TV. 30 Aralık 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- ↑ "13 belediye başkanı AK Parti'ye geçiyor: İşte isimler". Ekonomim. 9 Ekim 2024. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 "Turkish opposition mayor joins Erdogan's party amid crackdown" (İngilizce). Reuters. 14 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkey's main opposition party splits following years-long crackdown" (İngilizce). Reuters. 21 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "CHP'li belediyeleri "silkeleme" hamleleri yerelde nasıl etkiliyor?". Medyascope. 12 Ocak 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan'dan CHP'ye tepki". Anadolu Ajansı. 13 Ocak 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB metro projeleri için ne kadar dış finansman temin ettiğini açıkladı". T24. 10 Haziran 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Türkiye: Erdoğan'ın En Güçlü Rakibi Hakim Karşısında". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 3 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkish opposition re-elects ousted Istanbul provincial head in new congress" (İngilizce). Reuters. 24 Eylül 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 7 8 "Türkiye: Mahkeme Ana Muhalefet Partisinin Yönetimini Görevden Uzaklaştırdı". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 22 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Gül Çiftci'den Kurultay Davası Açıklaması: "Sürecin Her Aşamasını Titizlikle ve Kararlılıkla Takip Etmeyi Sürdüreceğiz"". Cumhuriyet Halk Partisi. 24 Şubat 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı CHP'yi Yargıtay'a bildirdi". Cumhuriyet. 12 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Başsavcılıktan CHP hakkında Yargıtay'a yapılan bildirime ilişkin açıklama". Cumhuriyet. 11 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Court ruling adds to crackdown on Turkey's main opposition CHP" (İngilizce). Reuters. 22 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Beleaguered Turkish opposition attempts to regroup with new party" (İngilizce). Reuters. 24 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Journalists in Turkey arrested, beaten, deported amid government crackdown on opposition" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 2 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Trial of 5 journalists who covered Turkish protests set to open" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 17 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Prominent Turkish journalist İsmail Saymaz under house arrest for 2013 interviews" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 24 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkish journalist Furkan Karabay arrested again" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 16 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye'nin en sık tutuklanan muhabiri Furkan Karabay'a ev hapsi uygulaması". Gazetecileri Koruma Komitesi. 27 Ocak 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Journalist arrested, accused of threatening Turkish president" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 24 Haziran 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Journalist found guilty of threatening Turkish president" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 1 Aralık 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "TELE1'e kayyum atandı". Euronews Türkçe. 24 Ekim 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu'nun hesabı neden ve nasıl engellendi?: "Gerekçe tek bir paylaşım"". Euronews Türkçe. 8 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu'nun X hesabına erişim engeli getirildi". Euronews Türkçe. 8 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel'den 300 bin lira manevi tazminat kazandı". Anadolu Ajansı. 20 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Özgür Özel belgeleri paylaştı: "Akın Gürlek Lüksemburg'daki Eti Maden şirketinden maaş aldı"". Medyascope. 5 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Akın Gürlek'ten Eti Maden'de yönetici olduğu iddiasına yanıt: "Kayda değer görmüyorum, sıkıştıkları için saldırdılar"". T24. 25 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Şamil Tayyar: Akın Gürlek Adalet Bakan Yardımcısı'yken Eti Maden'in yurt dışı birimine yönetim kurulu üyesi olarak atandı". T24. 6 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Akın Gürlek hakkındaki suç duyurusu HSK tarafından kapatıldı". Medyascope. 24 Aralık 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ Kaynak hatası: Geçersiz
<ref>etiketi; "HRWTutuklama" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme) - ↑ "İBB davası: Avukat Mehmet Pehlivan için tahliye talebi". Deutsche Welle. 1 Nisan 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İBB davasını görecek mahkemeden gerekçesiz ret kararları". Medyascope. 19 Şubat 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Zeynel Emre "İmamoğlu'nun milletvekilleriyle görüşmesi yasaklandı" dedi, başsavcılık yalanladı". Medyascope. 8 Haziran 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Türkiye: İmamoğlu Davasına Erişim Kısıtlanıyor". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 23 Mart 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 "Bahçeli, İmamoğlu duruşmalarının TRT'den canlı yayınlanmasına destek verdi". Euronews Türkçe. 8 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Erdoğan'dan Bahçeli'nin "Duruşmalar TRT'de canlı yayınlansın" sözlerine cevap". TGRT Haber. 9 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Bahçeli'den İmamoğlu davasının canlı yayımlanması çağrısı". Euronews Türkçe. 18 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: İmamoğlu davasına erişim kısıtlanıyor". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 23 Mart 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: "Nefes Alamıyorum" 19-26 Mart Arasındaki Kitlesel Protestolar Bağlamında İşkence ve Diğer Türde Kötü Muamele İddiaları Soruşturulmalı". Uluslararası Af Örgütü. 19 Haziran 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: Barışçıl protestoculara yönelik hukuka aykırı ve ayrım gözetmeyen saldırılar sona ermeli". Uluslararası Af Örgütü. 24 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Türk Tabipleri Birliği: İBB Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman'ın maruz kaldığı kötü muamele ve işkence iddialarını büyük bir kaygı ve öfkeyle takip ediyoruz". ANKA Haber Ajansı. 13 Haziran 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ülkü İnanlı: Halka rağmen yapamazsınız!". Bianet. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "Fatoş Pınar Türker, çıplak aramayı ve tehditleri anlattı". Medyascope. 9 Haziran 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İçişleri Bakanlığı çıplak arama iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı". Medyascope. 12 Haziran 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İpek Elif Atayman'ın babası sevk kararına tepkili: "Düşman hukuku devrede"". Medyascope. 24 Şubat 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu: Bir anneye bile sırf benimle çalışıyor diye işkence yapıyorsunuz". Diken. 31 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Yaşam ve Sağlık Hakkı İhlallerine Yol Açan Ceza İnfaz Politikalarına Son Verilmelidir". Türk Tabipleri Birliği. 10 Nisan 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ ""Kuyu tipi"ne karşı açlık grevi yapan Gürkan Türkoğlu yaşamını yitirdi". Medyascope. 5 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "İmamoğlu, duruşma yolunda 'araç arızası' gerekçesiyle Silivri'ye geri götürüldü: SEGBİS ile katıldı". Euronews Türkçe. 5 Haziran 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras TÜSİAD Genel Kurul toplantısında bir açılış konuşması yaptı". Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği. 13 Şubat 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "TÜSİAD Başkanı Turan ve YİK Başkanı Aras adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı". Anadolu Ajansı. 19 Şubat 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "TÜSİAD Başkanı Turan ve YİK Başkanı Aras hakkında yeni dava". Anadolu Ajansı. 7 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Adalet Bakanı Tunç'tan TÜSİAD Başkanı Turan ve YİK Başkanı Aras'a yönelik soruşturmaya ilişkin açıklama". Anadolu Ajansı. 20 Şubat 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkey denounces opposition calls for a day of no shopping" (İngilizce). Reuters. 2 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "TRT, boykot çağrısı yapan oyuncu Aybüke Pusat'ı dizisinden çıkardı". Euronews Türkçe. 2 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Boykot soruşturmasında gözaltına alınan 11 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı". Euronews Türkçe. 3 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Eleven people detained in Turkey as part of investigation into boycott call" (İngilizce). Euronews. 3 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu: Kanal İstanbul için Sazlıdere Barajı etrafında 24.000 konut inşa ediliyor". Euronews Türkçe. 17 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Turkey says it remains committed to contested 'Kanal Istanbul' project" (İngilizce). Reuters. 1 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ Erdoğan'dan muhalefete "silkeleme" yanıtı: Ülke ve millet hayrına bir iş yapacaklarsa SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler, T24, 9 Aralık 20242026-08-11
- ↑ Beşiktaş Meydan Muharebesi. Erdoğan: “Turpun büyüğü heybede”; Özel: “AKP’nin CHP’ye savaş ilanı”, Serbestiyet, 17 Ocak 20252026-08-11
- 1 2 3 "Turkey detains hundreds of Erdogan opponents in pursuit of 'octopus' of corruption" (İngilizce). Reuters. 10 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı". Türkiye Büyük Millet Meclisi. 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "121 ihale hapislik, 473 ihale seyirlik". Sözcü. 2 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Özlem Çerçioğlu ve itirafçının ifadesi". Cumhuriyet. 11 Kasım 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Savcılık İmamoğlu'nun tutuklanmasını istedi". Medyascope. 22 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu tutuklandı". Medyascope. 23 Mart 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna avukatlarından itiraz dilekçesi". Euronews Türkçe. 7 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Adalet Bakanlığından "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davasında delilsiz tutuklama" iddiasına yalanlama". Anadolu Ajansı. 3 Nisan 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu'nun diploma davasına bakan hâkim değişti". Medyascope. 20 Haziran 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Mehmet Pehlivan diploma davası için verdiği yazıda ne dedi?". Medyascope. 23 Ocak 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Akın Gürlek davasında beraat yönünde oy kullanan hâkim Mehmet Can Kozan'ın görev yeri değiştirildi". T24. 8 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Istanbul mayor's jailed lawyer denounces 'fabricated' charges" (İngilizce). Reuters. 7 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Özgür Özel'in iddialarının ardından Mücahit Birinci ve Murat Kapki görüşmesi hakkında soruşturma başlatıldı". Medyascope. 14 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Mücahit Birinci-Murat Kapki görüşmesi hakkında ne biliyoruz?". Medyascope. 14 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ ""İBB borsası" iddiaları: Adalet Bakanlığından Mücahit Birinci için soruşturma izni". Gazete Oksijen. 19 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Mücahit Birinci'nin ifadesi ortaya çıktı: Murat Kapki'den 2 milyon dolar istedi mi?". Sözcü. 26 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ ""İBB borsası" iddiaları: Adalet Bakanlığından Mücahit Birinci için soruşturma izni". Gazete Oksijen. 19 Ağustos 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malezya, Endonezya ve Pakistan ziyaretleri dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı". Adalet ve Kalkınma Partisi. 14 Şubat 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Erdogan slams protests over jailing of Istanbul mayor as 'movement of violence'" (İngilizce). Reuters. 24 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "CHP Genel Başkanı Özgür Özel: "A planımız da, B planımız da, Z planımız da İmamoğlu'dur"". Cumhuriyet Halk Partisi. 16 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Yapılacak tek şey Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin boykot ve protesto edilmesidir". İYİ Parti. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Babacan: "Turpun büyüğü Kamu İhale Yasası'dır"". Demokrasi ve Atılım Partisi. 21 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ali Babacan: "İktidar, işine geldiğinde 'Uymuyorum' dediği Anayasa'yı değiştirmekle niçin meşgul oluyor? Kuşkularımız var"". Demokrasi ve Atılım Partisi. 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Mahmut Arıkan'dan Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına tepki". TV5. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Ümit Özdağ'dan İmamoğlu açıklaması: "Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet"". Investing.com. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Özgür Özel: ABD ve Trump, Türkiye'yi siyaseten kuşatmış durumda". Euronews Türkçe. 29 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- 1 2 "Özel: ABD'den icazet alıp almadığını açıkla". Euronews Türkçe. 7 Nisan 2025. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "Bahçeli, İmamoğlu'na gözaltı kararı ardından konuştu: "Kimse dokunulamaz değildir"". Euronews Türkçe. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Bahçeli, İmamoğlu duruşmalarının TRT'den canlı yayınlanmasına destek verdi". Euronews Türkçe. 8 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 "Demokratik değerlere sarılarak haksızlığa ve baskıya karşı mücadelemizi yükselteceğiz". Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İktidara çağrı yapıyoruz: Bu uygulamalardan derhal vazgeçin, yargıyı araçsallaştırmaya son verin". Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Istanbul mayor's arrest throws Turkey's Kurdish peace bid into doubt" (İngilizce). Reuters. 21 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "İmamoğlu'nun tutuklanması ve kayyım atamaları". Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi. 25 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Eş Genel Başkanlarımız, İmamoğlu ve 8 siyasi tutsağı ziyaret etti". Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi. 17 Temmuz 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- 1 2 3 4 5 6 "Turkish support firms for jailed mayor Imamoglu vs Erdogan, polls show" (İngilizce). Reuters. 6 Mayıs 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Siyasi Tercihler: Nisan 2025 Barometresi". KONDA Araştırma ve Danışmanlık. 30 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "KONDA: Toplumun yüzde 73'ü protestoları haklı buluyor". Medyascope. 27 Mart 2025. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "Güncel Siyaset: Nisan 2025 Barometresi". KONDA Araştırma ve Danışmanlık. 30 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "19 Mart'tan bir yıl sonra: Türkiye'de yargıya güven nerede?". Deutsche Welle. 18 Mart 2026. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2026.
- ↑ "AREA Araştırma: CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalara ilişkin kamuoyu değerlendirmesi". AREA Araştırma. 4 Nisan 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "Veri Enstitüsü: Bir yılda İmamoğlu davası "tamamen siyasi" diyenlerin sayısı da öfke de azaldı". T24. 4 Nisan 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ Bekir Ağırdır (6 Nisan 2026). ""Siyasi müdahale-hukuki süreç" ikiliği: İmamoğlu davası halka nasıl yansıyor?". T24. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "Son anket: Halk operasyonları siyasi buluyor, CHP hâlâ birinci parti". Baba Ocağı. Nisan 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "BETİMAR Araştırma: Ekrem İmamoğlu Davası anketi". BETİMAR Araştırma. 7 Mayıs 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "Ünlü anket şirketi iktidarın hiç beklemediği sonuçları açıkladı". Halk TV. 21 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2026.
- ↑ "Türkiye: İstanbul Belediye Başkanı Gözaltına Alındı". İnsan Hakları İzleme Örgütü. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: Ensure Peaceful Assembly, Free Speech During Protests" (İngilizce). İnsan Hakları İzleme Örgütü. 27 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Journalists in Turkey arrested, beaten, deported amid government crackdown on opposition" (İngilizce). Gazetecileri Koruma Komitesi. 2 Nisan 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "The Bureau of the Assembly calls for the immediate release of Ekrem İmamoğlu, Mayor of Istanbul" (İngilizce). Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Council of Europe Congress strongly condemns the arrest of Istanbul Mayor" (İngilizce). Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi. 19 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Türkiye: Concern over widespread detentions" (İspanyolca). Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği. 25 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Erdogan slams protests over jailing of Istanbul mayor as 'movement of violence'" (İngilizce). Reuters. 24 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ "Turkey detains nearly 1,900 in protests over jailed mayor, rejects international criticism" (İngilizce). Reuters. 27 Mart 2025. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.
- ↑ Başkanlıktan Liderliğe: Özgür Özel’in Zorlu Performansı, Perspektif, 9 Ekim 20252026-08-11
- 1 2 "Beleaguered Turkish opposition attempts to regroup with new party" (İngilizce). Reuters. 24 Temmuz 2026. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026.